Siyah ve beyaz kadın

Aşk ve nü tablolar kategorisindeki siyah beyaz kadın kanvas tablo ürününü kapıda ödeme, havale ve kredi kartı ile satın alabilirsiniz. Aşk içerisindeki kadının yerini çiçekli siyah beyaz illüstrasyonlarla anlatan Mira Lou‘nin arşivine hoş geldiniz.Özellikle kadının aşka bakış açısını ve yalnızlığını kendine has çizgisel illüstrasyonlarla anlatan sanatçı; sadeliğin duygu karmaşasını anlamlandırıyor. İndirilenler Fotoğraf : siyah ve beyaz, kadın, sicim, portre, Tek renkli, Yüz, Eskiz, çizim, Illüstrasyon, göz, Kafa, Stil, organ, Mod, Tek renkli ... Siyah Beyaz haberleri, Siyah Beyaz hakkında merak edilenler, son dakika güncel Siyah Beyaz gelişmeleri, videolar, fotoğraflar ve çok daha fazlası Siyah Beyaz haber sayfasında... Siyah beyaz elbiseyi kullanacağınız ortama göre ve ten renginize göre şal rengi belirleyebilirsiniz siyah beyaz elbise kombinleri Siyah beyaz tesettür kombininde ve dahil elbise kombininde çok tercih edilen renkler arasında mavi, yeşil, fuşya, mor, siyah, beyaz, kırmızı, pudra, bordo, ekru, vizon, lacivert, pembe ve taba olarak ... 13 May 2020 - cengizcaparali adlı kişinin Pinterest'te 156 kişi tarafından takip edilen 'Siyah ve beyaz' panosunu keşfedin. Siyah ve beyaz, Siyah ve Kadın hakkında daha fazla fikir görün.

Türkiyede yaşanılabilecek ortalama br hayatın özeti.

2020.09.18 03:33 RaufYildirim Türkiyede yaşanılabilecek ortalama br hayatın özeti.

48 saat içerisinde seni ortaya çıkaracak olan iki gamet hücresi birleşiyor ve anlık kimyasal reaksiyonlar ile seni sen yapacak bir zigot ortaya çıkıyor. Büyüyorsun, hücrelerin sayılarını çoğaltıp yavaş yavaş doku topluluklarını oluşturmaya başlıyor, seni karnında taşıyan annen ve seni her daim koruyacak olan ya da bunu beceremeyecek ve hatta sana karşı gaddarlaşacak olan baban senin varlığınla mutlu ve heyecanlılar, imkanları el verdikçe kendilerini ve senin yaşam alanını hazırlıyorlar.
Koskoca 9 ay geliyor anneni yatırıyorlar, senin kalp atışlarının 200'ün üstüne çıkmasını bekliyorlar ve damar yoluyla Pitocin vererek doğumunu hazırlıyorlar ya da bunların hiçbirisini yapmıyorlayapamıyorlar ya da tıpkı benim yaşadığım gibi hayati bir risk taşıyan gebelik hastalığı seni vuruyor, sersemletiyor ve ilk yaşam sınavını veriyorsun. Ama sen ne olursa olsun doğuyorsun, kordonunu kesiyorlar, seni kontrol ediyorlar, burnunu açıyorlar, annene ve sana bez bağlayıp koruyucu bir cihazın içine koyuyorlar, baban sana bakıyor ya da kucağına alıyor, önce seviniyor ve gururlanıyor, ardından gerçekler yüzüne vurduktan sonra aklını binbir türlü düşünceler ve endişeler kaplıyor ne de olsa burası Türkiye nam-ı diğer Dert kafesi ya da Tımarhane artık ne diye çağırırsan.
İlklerle dolu yıllarını geçirdikten sonra 7 yaşına kadar kişiliğin değişiyor, Almanyada kutlamalarla insanlar okula giderken sen endişeler, baskılar içerisinde ve ağlayarak gidiyorsun, baskı görüyorsun hem ailenden hem dışarıdan çünkü Türkiye tımarhaneler ülkesi. 9, 10, 11, 12 yaşlarına kadar geldin derken cinsel organını keşfediyorsun ama o esnada parasızlık, hayaller, baskı, başarısızlık, eziklik, güçsüzlük ve aile bireyleri seni daha çok genç olmana rağmen senin kişiliğini yok ediyorlar ve sen organınla adeta bir enstrüman gibi oynamaya başlıyorsun. Keman ile Paganini çalmak nasıl bir duygu ise sende organınla hayallerine erişiyorsun ve tebrikler! Yepyeni alışkanlıklar kazandın artık Avustralya da yaşıtların haftasonu surf yaparken sen kendini saatlerce kötü bir bilgisayarda takılarak ve kendine ister istemez dikkat edemeyerek kilolu, asosyal, umutsuz ve hayattan beklentileri olmayan bir kişiliğe dönüşüyorsun ve böyle olman çok normal çünkü dışarıda insanlar zaaflarını kullanarak zorbalıkta çığır açmış, kimse seninle ilgilenmiyor, ailen geleceğin hakkında seni çok korkutuyor ve yetmezmiş gibi gereksiz baskılar uygulayıp seni adeta bir köleye çeviriyor. Hayatını ya asosyal ve dejenere bir et parçası olarak ya ders çalışmaktan insanlarla sosyalleşmeyi, merak etmeyi, keşfetmeyi ve aşık olmayı unutmuş ya da sosyal çevresi olan ve yine zorluklata kafa tutan bir şahıs olarak geçireceksin, üçünden birini seçmen gerekiyor, hepsinin bir kötü yanı var ve Avrupaya gözünü çevirdiğinde insanlar rahat rahat hem mutluluğu ve hem keşfetmeyi hemde başarıyı yakalarken sen bunlardan birini seçmelisin. Eğer ders çalışmazsan 50 yaşında, bej renginde gömlek giyen, açlık ve sindirim sistemi rahatsızlıklarından ağzı sarımsak kokan, damağı ve ağız kenarlarında tarhana kalıntıları bulunan, vücudu 14 gün önce sanki parçalarına ayrılıp bir kenara atılan bir leş ya da Hindistan'ın Kolkata şehrinde 300 yıldır aktif olarak insanların malum amaçlar için kullandığı göl ya da sulama nehri gibi kokan, konuşmayı, düşünmeyi, tartışmayı ve anlamayı beceremeyen, gerici ve primitif bir zihne sahip bir yaratık tarafından sana sadece iş olarak teklif edilen, ama Rusya da Sosyalist Devrim için Lenin ve Plehanov'un örgütlediği 11 saat boyunca soğuk ve sıcak arasında çalışan ve Sibirya ile cezalandırılan işçilerden bile daha kötü bir şartlarda, dinlenmeksizin 14 saat boyunca, basık, rezalet ve pislik içerisinde ya da kavurucu Ankara(Bir diğer ismiyle "Atatürk'ün kurduğu Riyad") sıcağında, sadece ekmek ve sarımsak ya da şanslıysan soğan, domates ve çürümüş peynir gibi lükse kaçan yiyeceklerle ve 250 mililitreden daha az su içerek Mısırlı bir kölenin günlük sarfettiği eforun iki ya da üç katını sarfedeceksin ya da hayatı boyunca durmaksızın ve dinlenmeksizin ders çalışarak sosyalleşemeyecek, keşfedemeyecek ve hayatı anlayamayacaksın. Ama bu sefer iyi bir maaşı, statüsü ve bolca vakti olan ama sosyalleşemediğin için arkadaşı, tanıdığı, sevdiği, baktığı kimsesi olmayan, zevksiz, vizyonsuz, mutsuz, soğuk, utangaç, evlenmesi için arkadaşlarından, ailesinden ve akrabalarından inanılmaz seviyede baskı gören ve çekingen bir beyaz yakalıya/memura/akademisyene dönüşüyorsun. İş yerinde durmaksızın ve dinlenmeksizin çalışırken ve işyerinin en parlak çalışanıyken her nasılsa arkadaşların senin için doğum günü partisi düzenliyor, bakımlı erkekler ve güzel kadınlar senin zaaflarını kullanarak binbir türlü bir şekilde seni kutlama yapacakları yere götürüyorlar. Sen çocukluğundan beri sabaha kadar ders çalışmaktan eğlence ve kutlamanın daha ne demek olduğunu bilmiyorken insanlar büyük, süslü ve eğlenceli bir odada bütün ışıkları bir anda açarak "Doğum günün kutlu olsun!" diye bağırıyor, sen korku içerisinde insanları ve onların giyim tarzını anlamaya çalışırken arkadan iki kişi seni pastanın önüne doğru sürüklüyor, bir diğeri elindeki DuPont çakmak ile mumları yakıyor ve bir diğeri "Instagram" denilen bir uygulamaya story denen bir hareketli görüntü yanı "video" atıyor, sen daha çakmağın ismini anlayamamışken senden pastayı üflemeni istiyorlar, yavaşça üflüyorsun, ama ateşi söndüremiyorsun ve mumlar zamanla erimeye başlıyor. Üfleyemediğin için bir başkası etraf yanmasın diye bir yelpaze ile bütün mumları söndürüyor ve herkes tebrik etmeye ve sarılmaya başlıyor o esnada konfeti ve volkanlarla görsel şölen oluşturuluyor. Konfetinin yivsiz namlusundan aniden püsküren kırmızı güller ve partiküller ilgini çekiyorken bir anda iş arkadaşların sana hediyelerini getiriyorlar. Patronun sana dört tane çok pahalı ve ismine "Sauvignon Blanc" denilen bir şarap getiriyor ve kapağını patlatıp içmeni istiyor. Sen daha "Sa, sa, savin-" diye kekelerken bardak çoktan dolmuş oluyor ve bir yudum içmen isteniyor, herkes sessizce sana bakıyor. Ailenin baskıları ve ülkenin gerçekleriyle adeta kurtuluş kapısı olarak gördüğün Fen Lisesine girebilmek için ölümüne çalıştığın liseye geçiş sınavından önce kahvaltıda içtiğin şekerli çayın tadını hala unutamamışken o şaraptan küçücük bir yudum alıyorsun ve alır almaz çok ilginç, farklı ve aromatik bir tat aldığın için aniden patronunun beyaz trikosuna tükürüyorsun, bir anda saniyede iki defa özür dilemeye ve korkudan titremeye başlıyorsun ama patronun gülümsüyor ve omzunu sıvazlıyor ve sen korku ve panikten terlemeye ve titremeye devam ediyorsun ve ikinci bir yudum almanı istiyorlar, azıcık içiyorsun ama tadı çok farklı ve alışılmışın dışında olduğu için bu sefer yine yere tükürüyorsun ve içemiyorsun patronun sana bir başka ve bu sefer daha büyük bir kutu veriyor. Kutudan 4 tane her birinin içinde 9 tane şişe bulunan kutular var, her birinin üzerinde sırasıyla Provence France, Naples Italy ve Novi Sad Serbia yazıyor ve bir diğerinin üstünde ise koskoca harflerle "Don Julio" yazıyor patronun yanına yaklaşıp bunların şarap olduğunu ve "Don Julio" denen şeyin ise "Tekila" olduğunu söylüyor. Koca bir paketle yanına kafadar bir çocuk geliyor, senin eline bir kutu veriyor ve açmanı istiyor ki o da ne! daha çıkalı 3 hafta olmamış arkadaşın sana PlayStation 5 hediye etmiş! Başta her zaman olduğu gibi analiz ediyorsun ama nasıl kullanıldığına dair bir anlam çıkaramıyorsun ama neyse hediye hediyedir bir kenara koyuyorsun. Bir diğer iş arkadaşın geliyor ve sana 25.000₺ değerinde bir şekilli çanta hediye ediyor, içini açıyorsun ve üzerinde 6 teli olan, 90 cm uzunluğunda ve bayağı ağır olan bir metal yığını hediye ediyor, ve senden eline almanı istiyor, düzgünce tutmak yerine gövdesinden tutuyorsun ama arkadaşın sağ elini klavyeye, sol elini tellere koymanı istiyor ve tellerden birine parmağınla dokunmanı daha doğrusu vurmanı istiyor dediğini aynen yapıyorsun elin çok acıyor ve bir anda metal yığınını düşürüyorsun ve arkadaşın tekrardan eline geri veriyor ve bu gitarı düşürmemen gerektiğini söylüyor, bu gitar denilen alet hoşuna gidiyorken bir anda yapılı, selvi boylu, güzel sesli, bakımlı ve zarif bir kadın muhtemelen topukları çok sert bir tahtadan yapılmış, bileklerine kadar uzanan ve siyah renkte bir topuklu ayakkabıyla tahta zeminde bacaklarını öne atarak yürüyüp ses çıkartarak insanlara doğru geliyor. Görünüşe bakılırsa iri postürlü, güçlü ve çok zarif bir vücudu olduğu ve ince tabanlı topuklusuyla ses çıkartarak diğerlerinin ve senin ilgini çekmiş durumda. Bir anda insanların karşısına çok farklı bir enstrüman ile geliyor ve anlaması güç ama inanılmaz derecede etkileyici bir ses çıkartıyor bu sefer elindeki şeyin tahta olduğunu ve diğer elinde bir çubuk ile gövdeyi sürterek ses çıkarttığına hayret ediyorsun ve sen utancından başını yere eğip yüzün kızarmaya ve vücudun titremeye başlıyor. Sonra kadın sana yaklaşıp ilginç bir hediye veriyor ve bu sefer hediyenin içinden büyük bir paket çıkıyor, paketin içerisinde CD ve USB disk var ve kadın bu aygıtların içinde çoğu bestecinin icra ettiği besteler olduğunu söylüyor. Dış ambalajında kıvırcık saçlı adamlar, kimilerinin ellerinde kadının elinde gördüğün tahta parçasının aynısını onların ellerinde olduğunu farkediyorsun ve üzerlerinde "Etude, sonata, nocturne, concerto" yazdığını farkediyorsun. Bir diğer arkadaşın sana "Ayfon" denen bir cihaz veriyor ve sen önceden ailen tarafından sadece iletişim için kullanılan eski Nokia telefonunu neredeyse 18 yaşından beri kullanıyorken bu alet sana çok yabancı geliyor ve saatin yaklaştığını aniden farkedip odadaki bütün insanlardan özür dileyip sadece "Ayfon" denen bir cihazı eline alarak apar topar taksi yakalayıp evine gidiyorsun ve bütün görevlerini şimşek hızında tamamlayıp yatıyorsun ve yıllardan beri hep aynı tempoda olan zevksiz ve tatsız hayatına aynen devam ediyorsun. Gençlik yıllarında sadece sosyalleşir ve başka uğraşlarla ilgilenmezsen maalesef ders çalışmayanlarla aynı kaderi paylaşıyorsun ve bir anda "tanıdık" denen birisi görünüşe bakılırsa içler acısı olan haline üzülüp senden "KPSS" denen bir sınava girmeni ve eğer kazanırsan o sınav sayesinde 14 saat boyunca çok kötü şartlar altında çalışmaktansa 7 saat boyunca huzur içinde rahat rahat çalışabileceğini söylüyor ve KPSS ye çalışmak senin için bir ikinci mesleğe dönüşüyor, hayatın bütün bu seçeneklerden ibaret.
submitted by RaufYildirim to KGBTR [link] [comments]


2020.09.15 23:09 _raihee_ Sadece sonuna kadar okuyun

Bunu elimden gelen her yere ulaştırmak istiyorum
Hentai izleyip 31 çekicene 5 dakkanı ayırda oku ve sonuna kadar okumadan birşey yazma
Hayır deli değilim yada birşeyler falan da çekmedim rp yapmaya da çalışmıyorum kendime jack frost diyorum çünkü artık insan olmak istemiyorum artık kendime insan demek istemiyorum
Boktan dünyada sikişmekten başka bi şey düşünmeyen hayatını para üzerine kuran/ paraya tapan varlıklardan kendimi saymıyorum
Kendi dürtüleri için hayatları mahveden abazalardan tiksiniyorum
Milettin karısı kızına hallenenlerden hatta kuytu köşeye çekip ... Rizası olmadan birine dokunabilecek kadar bok çuvalı olan tek türsün pislik
Lanet insanlardan nefret ediyorum Hepinizi öldürmek isterdim ama ben yapmasam da kendi kendinize yapıcaksınız
Yiğip içip sıçap sikişen dünyaya bi bok katamayan 2 ayaklı embesiller
Komedi ha
Hadi boktan hayatlarınızı size yansıtıyim
Sizde gülün
Hadi size soytarılık yapıyım sizde gülün
Ama neden güldüğünüzü bilmiycek kadar aptal olun
Yada ota boka takılıp de ayrı moruq o öyle yazılmıyo diyip bilmişlik taslayın
Ama okuma yazma gibi yaşamsal insan faliyetlerinden ego kasın sahte ordinaryuslar sizi inat için yazım yanlışı yapıcam
Kendi şerefinizi satmanız yada birbirinizi sikerkenki videolarınızı / açık saçık resimlerinizi internete atmanız beni ilgilendirmez o sizin boktanlığınız yada sokak ortasında ilişkiye girmeniz tek diycem az ötede birleşin görmek zorunda mıyım
Toplum çoktü yaşasın toplum
Komik değilmi kendi bokunuzda boğulmanız
Gereksizce hayatları mahvetmeniz daha komik bence
Hayır o saate ne işi var diyip gülmeniz
Yada sırf dışa değil içeri doğru diye kendinizi haklı sayan xx kromozomlu olmanız
Ve ne olursa olsun haklı çıkmaya çalışan xx kromozomumlu varlıklar a bişey demiyorum
Diyince linç yiyorum çünki
Yalan makinesi ha sen o yalan makinesinin fişini nereye soktun peki küçük faişe
Yalanı havada tutarmış
Trip atarmış
Eminim sikik bi steven universe fanısındır yada fury
Yada boşver siz okadar kültürlü bile değilsiniz ki?
Aslında sadece tiktok çeken bi ilgi orospususun ve öğretmeninle yattın
Iyi tahmin ettim değil mi
Dostum şizofren yada daha başka akık hastalıklarının olduğunu idda etmeyi bırak havalı değil yada neyse belki de ciddisindir?
Zimbawe prensi olduğunu gördüğün halisinasyonlarla iyi eğlenceler
Hey tamam ergensin/gençsin ama
senin laiklik sandığın
"Içki sıçkı bira ohh ateistlik vayy karılar"
Öyle değil knk
Babannenin oy attıģı florasan AA ışığın her cümle sonuna allah koymasını yasaklayan şey kısaca
Dini kulanmayı
Yada uvey evladın dedeye helal olmasını yasaklayan bişey
Sen o devreleri yakma ve götünün üzerine otur yeter tamam mı?
Hadi size ciddi oluyim Şiddeti cinsiyetleştirmeniz acınası
Kadına şiddet değil sadece şiddet
Şiddetin cinsiyeti ırkı türü olmaz
Şiddet yanlısı yada kadın düşmanı diycek olanlar ya feministtir yada ironi yapıyordur umarım
Şiddete kavgaya dövüşe karşıyım
Bu savunmasız olduğum yada enayi olduğum anlamına gelmez
Aga ne uzattınız ırkınızın beyaz olması değerli olduģunuz anlamına gelmez yada karşınızdakinin siyah olması köle olduğu anlamına gelmez
Hepiniz insansınız ulan saçmalamayı kesin yada annenize 4 erkek afro amerikan birey yolluyim?
Ve evet dark mzh Aynen biz anlamıyoruz normie yiz kanka az ötede "mizahşörlük" yap
Ok,burdurian
Ya uçan yahudiye duman diyosunuz da uçup ananıza giren yarrama da duman diyomusunuz ?(hayır yahudi değilim)
Hitler bigün annenizi siktikten sonra elini yıkamış ama sabun yahudi babanneniz miş
Alın şimdi mutlu musunuz? Gülsenize kara mizah yaptım
Amk ya hakkıyla kara mizah yapın ya yapmayın duman ve sabin espirisi ilk 1 milyonuncu kere komikti ama artık değil beyninizi kulanıp yeni biseyler üretseniz diyorum?
Hele 31 diyip gülenler yada 31 diyip gülüp ironi yaptığını sananlar
Ilk 31 nedemek onu bi anlatayım
Osmanlıda masturbasyon yapmak yerine kullanılan el çekmek söyleminin
Osmanlı şifrekemesinde e (elif)e 3 l (lam)a 1 gelmesiyle oluşan şifreleme diye duydum
Komik yada cool değilsiniz knk bırakın bu işi
Ve son olarak, yozlaşmış toplumunuza tavsiyem :
Uyan! Çık bu labiretten insan Sana ittirilen yalanlardan uzaklaş Doğru olan yanlışlardan uzaklaş Gerçeğı ara Kim olduğun bulma amacıyla koş Neden yaratıldığını yada neden burda olduğunu Tanrıyı ara Bulamassan da bozuntuya vermeden amaçlarına devam et Neden burdasın? Neden yaşıyorsun? Amacın ne?
Neden hala siktiğimin monitörüne/telefona bakıyorsun?
Siktir git ve hayatını yaşa Plot twist;yada smt oyna
Hee hoo yazdı Imza:
-Raihee
Ah dur unutmadan hee - hoo
submitted by _raihee_ to Rayuga_Archive_ [link] [comments]


2020.08.29 11:24 Saadettin_Excalibur 1919 yılında Ahmet Haşim'in Anadolu'nun içler acısı halini anlattığı mektup

sevgili refik,
ihtimal sana fazla yazıyorum. fakat ben bundan memnunum. bulunduğum noktalardan sana doğru uçurduğum bu mektuplarla pervaz-ı evraktan oluşmuş ve bütün mesafeler boyunca sürekli maddi ve manevi bir bağ ile kendimi sana bağlı tutmak istiyorum. iletişimimizin bu gidişatı seni bunaltıyor mu? geçen mektubumu niğde’den yazmış ve o mektubu gönderdikten sonra sancağın bütün kazalarını teftişe çıkmıştım. yirmi gün süren ve nice bağ ve bahçe safalarına rağmen ruhumda hiçbir hakikî lezzetin hatırasını bırakmayan bu devrenin sonunda bu ikinci mektubu gene niğde’den yazıyorum. gördüğüm anadolu hakkında bilmem sana ne yazayım?
öncelikle bu bölgede kimler yaşıyor? görülen harabelerin yapıcısı hangi cins yaratıktır? bunu, köy ve kasaba diye gördüğümüz renksiz harabe yığınlarına bakıp anlamak asla mümkün olmamıştır. anadolu köylüsünü sınıflandırmada karıncalar cinsine ithal etmeli fikrindeyim. gündüz ağaçsızlıktan dolayı müthiş bir güneş altında yanan ve gece en güzel yıldızlar altında bütün böceklerinin sonsuz sesleriyle uzanıp giden bu araziden herhangi saat geçilmiş olsa yalnız yiyeceğini tedarikle meşgul, “gıda” sabit fikirliliğiyle sersemleşmiş, neşesiz ve yorgun bir insaniyetin zor çalışma şartlarına tesadüf olunur. sanki cehennemî bir fırın karşısından yeni ayrılmış gibi yüzleri kıpkırmızı, dudakları çatlak, elleri kuruyup siyahlaşan bütün bu insanlar ya gıda maddesini biçmekle, ya onu taşımakla, ya onu savurmakla veyahut onu metharlarına doğru çekip götürmekle meşgul görünür. tıpkı karıncalar gibi, tıpkı karıncalar gibi...
fakat boğazlarının kârına olarak aklın bütün maharetlerini ret ve iptal eden bu adamların boğazı da memnun etmekten pek uzak bulundukları, en zenginlerinin evinde geçirilen bir gecenin sabahında, nefis bir yemek diye sofraya getirilen suyla pişmiş uğursuz bir fasulyanın barsaklarda sebep olduğu gazlar ve ıstıraplar ile uyanılıp da anlaşıldığı zaman, bu akılsız kardeşlerin maksatsız hayatına, boşa giden üstün gayretle çalışmalarına karşı derin bir elem duymamak mümkün değildir.
refik; ankara’da, almanya imparatorunun anadolu hastalıklarını tetkik etmek üzere gönderdiği bir tıp heyetinin bazı büyük rütbeli ileri gelenleriyle görüştüm. bunlar, bir seneden beri her gelen hastayı ücretsiz muayene etmek ve mümkün olduğu kadar incelemelerini sıhhatli kişiler üzerinde (mektep talebesi gibi) yapmak suretiyle şunu anlamışlardır ki, anadolu türklerinin karınları kurtlarla yüklü ve kanları bu kurtların salgıladığı parazitlerle dolu bulunuyor. cinsi, yakın bir yok olma ile tehdit eden bu hâlin sebebi neymiş bilir misin? beslenme eksikliği.
her ne kadar garip görünse de anadolu türkleri henüz ekmek yapımından bile habersizdirler. yedikleri mayasız bir yufkadır ki, ne olduğunu yiyenlerin midesine bir sormalı. istisnasız nakil araçları kağnıdır. ellerinde esir olan öküzler ve bu türden hayvanlar için en zalim düşüncelerin bile icâdından aciz kalabileceği -bununla beraber ağır, dar ve maksada gayr-ı salih bu âlet- hiç şüphe yok ki, taş devri keşfi ve aletlerindendir. kağnı bir araba değil, fakat, hayvana yapışıp onun hayat unsurlarına hortumunu sokan ve bu suretle kanını ve canını çeken bir canavardır. uzaktan görüldüğü zaman heyet-i umumiyesiyle bir arabadan ziyade büyük ve korkunç bir karafatma hissini veren tarihe âşina bir göz için üzerindeki uzun değneği ve ayakta duran arabacısıyla dara ve keyhüsrev devirlerine ait taşlar üstünde çizilmiş ilkel arabaları hatırlatan bu kağnıların boyunduruğu altında masum hayvanların çektiği azabı gördükçe, onu sevkeden sakin köylünün insanlar gibi bir ruhu olup olmadığından şüphe ettim.
anadoluluların becerikliliği ancak öküz tezeğini kullanmakta ve onu kullanılmaya uygun bir hâle sokmak için buldukları çarelerin çeşitliliğinde görülür. tezeğin bu adamlar nezdindeki kıymeti hayret vericidir. sürüler meraya çıkarken veyahut akşam şehre girerken kadın ve çocuk, gözleri nurlu bir noktaya cezp edilmiş gibi, öküz kıçlarından bir saniye dikkatlerini ayırmayarak ve yüzlerce rakipten geri kalmak korkusuyla seri adamlarla koşarak, öküz götünden düşen en ufak bok parçasını toplamak üzere dirseklerine kadar bulaşık elleri ve hırstan gözbebekleri fırlamış gözleriyle yere kapanırlar. bu boklar toplanır, sepetlere doldurulur, evlere cem ettirilir ve nihayet bir altın mayası yoğurur gibi, altın gerdanlıklı genç kadınlar beyaz kollarıyla onu yoğururlar ve muntazam yuvarlaklar hâline koyup kurumak üzere duvara yapıştırırlar. anadolu’nun duvarları bu öküz pislikleriyle sıvalıdır. bütün havalarında o hoş koku solunur. yemekleri, sütleri, ekmekleri hep tezek dumanının kokusuyla ele alınmaz bir hâldedir. eski mısırlılardan ziyade anadolular apis öküzüne hürmet etmeliydi. öküz, burada hayatının genelinin zenbereğidir.
evlerine gelince, onlar da öyle: duvarlar yontulmamış alelâde taşların, çalı çırpının, leylek yuvasında olduğu gibi, gelişigüzel dizilmesinden hasıl olmuştur. baca nedir, bilir misin? dibi kırık bir testi. kızılırmak civarında, büsbütün ev inşasından da feragat ederek, toprağın maddesel özelliğinden yararlanarak dağları oymakla vücuda getirdikleri mağaralar içinde kuşlar gibi yaşarlar. nevşehir’den yarım saat beride güvercinlik adında kovuklardan oluşan bir köy vardır ki, hakikaten ancak bir güvercinlik olmaya yakışan bir köydür. anadolu, külliyen temizlikten mahrumdur. sakallı celâl’in dediği gibi en nefis bir icatları olan yoğurt bile pislik mahsulünden başka bir şey değildir. kaynamış süte kirli bir demir parçası yahut eski bir gümüş para atılsa sütün derhal yoğurda dönüşeceğini sen de bilirsin.
anadolu, hemen bir uçtan bir uca firengilidir. anadoluların güzelliği de bozulmuştur. bir köy, bir kasaba veya bir şehrin kalabalığına bakılsa, şehrin kalabalığında o kadar topal, topalların o kadar çeşitlisi, o kadar cüce, kambur, kör ve çolak görülür ki, insan kendini eşyanın şeklini bozan dışbükey bir camla etrafa bakıyorum zanneder. bununla birlikte güzel oldukları zaman da güzelliklerinin emsalsiz olduğunu itiraf etmeli. siyah, derin ve titretici gözlerle insana bakan şalvarlı, düzgün ölçülü anadolu kadınları; sizleri nasıl unutacağım? gençleri, insanın bazen en mükemmel bir örneğini temsil ederler. fakat, bunlar, nadirlerdendir., refik.
anadolular hakkında sana daha çok yazacak şeyler varsa da mektuba gülünç bir makale süsü vermemek için bu konuyu burada kesiyorum. anadolu seyahati artık benim için nihayet buluyor demektir. bundan da üzgün değilim. … niğde teftişi son bulmuştur. iâşe heyet-i teftişiyesine girdiğim günden beri kazandırmış olduğum tutar iki bin liraya varmıştır. benim zararım ise pek çoktur. öncelikle sağlığım bozuldu. hayli keçi eti yedim. birçok da gereksiz masraflar ettim ve rahatımdan da birçok şey kaybettikten sonra yerimden de oldum. yakında, belki, üç gün sonra istanbul’a gidiyorum.''
submitted by Saadettin_Excalibur to KGBTR [link] [comments]


2020.08.17 22:43 White_Griffon Öğrenip götünüze sokabileceğiniz ayakkabı tarihi

Ayakkabının tarihi kıyafetlerin tarihi kadar eskidir. Eski çağlarda çoğu insan, tabanı deriden ya da tahtadan sandallar giyerdi. Bu tür sandallara örneğin Antik Mısır'da rastlanır. Eski Yunanların avlanırken çizme giydikleri bilinmektedir. Bunun yanında hamama da bir tür ayakkabı ile girdikleri bilinmektedir. Girit'teki Minos uygarlığı ve Roma dönemlerinde bu tür ayakkabı ve çizmeler kullanılmıştır.[kaynak belirtilmeli]
Ortaçağda, ayağı sarması için yumuşak deri ya da kumaştan yapılan ayakkabıların burunları sivriydi. Yolculuk sırasında ise potinler ya da baldırlara kadar çıkan çizmeler giyilirdi. 14. yüzyıl sonlarına doğru öylesine uzun burunlu ayakkabılar üretildi ki, bunlarla yürüyebilmek için ayakkabının burnunu bir zincirle diz kemerine bağlamak gerekiyordu.
Daha sonraki tarihlerde ayakkabılara yüksek mantar topuklar eklendi. Ayakkabıyı korumak amacıyla giyilen mantar topuklu şosonlar 1575'te moda oldu. Ama kötü havalarda ya da çok yağışlı bölgelerde tahta tabanlı ayakkabılar da giyiliyordu. Bu tür tahta ayakkabıları (sabo), Hollandalı çiftçiler günümüzde de giyerler.
  1. yüzyılın başlarında ayakkabıların yerini alan yüksek topuklu uzun çizmeler, evde bile giyiliyordu. Sonraları, dantelli çorapların görünmesi için çizmelerin üst kenarları dışa doğru kıvrıldı. 1660'tan sonra siyah, üzeri bağcıklı ya da tokalı, kalkık kare burunlu ayakkabılar çizmenin yerini aldı. Kadın ayakkabıları erkek ayakkabılarının modasını izledi. 17. yüzyıldan başlayarak, sivri burun ve yüksek topuklarıyla özgün bir biçim aldı.
1720'lere kadar kare burunlu ayakkabılar yaygındı. Bu tarihten sonra bunların yerini yuvarlak burunlu ayakkabılar aldı. 1770'lerde üstte geniş kıvrımları bulunmayan uzun çizmeler moda oldu. 18. yüzyılda kadın ayakkabıları saten ya da brokardan yapılıyor ve toka, kurdele ya da fiyonklarla süsleniyordu. Yüksek topuklu ayakkabılar 1790'da tümüyle ortadan kalktı. Sokaklar ve yollar öylesine kötü ve çamurluydu ki, insanlar evden dışarıya çıkarken şosonlarını giymek zorunda kalıyorlardı.
  1. yüzyılda kadın ayakkabıları saten ya da kadifedendi ve topuksuzdu. Erkekler ise genellikle düğmeli, bağcıklı ya da yanları esnek çizmeler giyiyorlardı. 1860'ların bağcıksız ve yanları esnek yarım çizmeleri çoğu zaman beyaz ipekten yapılıyordu. On yıl sonra yüksek topuklar yeniden moda oldu, çizmeler de yanları düğmeli olarak yapılmaya başlandı. Ayakkabılarda ve çizmelerde hâlâ bez kullanılıyordu, ama ayakkabıların burunları bazen deriden yapılıyordu.
  2. yüzyılda kadınlar fabrikalarda ve bürolarda çalışmaya, ayrıca yürüyüş ve bisiklete binmek gibi sporlar yapmaya başlayınca daha sağlam ayakkabılar kaçınılmaz hale geldi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı Birinci Dünya Savaşı (1914-18) sırasında ortaya çıktı. Günümüzde de ayakkabı yapımında moda önemli rol oynamaktadır. Spor yaparken kas, kiriş, bağ, kemik ve kıkırdak yaralanmaları riskinin alt düzeye çekilebilmesi için doğru ayakkabı seçimi önem taşımaktadır.
submitted by White_Griffon to KGBTR [link] [comments]


2020.08.10 06:58 _raihee_ Sadece sonuna kadar okuyun

Bunu elimden gelen her yere ulaştırmak istiyorum
Hentai izleyip 31 çekicene 5 dakkanı ayırda oku ve sonuna kadar okumadan birşey yazma
Hayır deli değilim yada birşeyler falan da çekmedim rp yapmaya da çalışmıyorum kendime jack frost diyorum çünkü artık insan olmak istemiyorum artık kendime insan demek istemiyorum
Boktan dünyada sikişmekten başka bi şey düşünmeyen hayatını para üzerine kuran/ paraya tapan varlıklardan kendimi saymıyorum
Kendi dürtüleri için hayatları mahveden abazalardan tiksiniyorum
Milettin karısı kızına hallenenlerden hatta kuytu köşeye çekip ... Rizası olmadan birine dokunabilecek kadar bok çuvalı olan tek türsün pislik
Lanet insanlardan nefret ediyorum Hepinizi öldürmek isterdim ama ben yapmasam da kendi kendinize yapıcaksınız
Yiğip içip sıçap sikişen dünyaya bi bok katamayan 2 ayaklı embesiller
Komedi ha
Hadi boktan hayatlarınızı size yansıtıyim
Sizde gülün
Hadi size soytarılık yapıyım sizde gülün
Ama neden güldüğünüzü bilmiycek kadar aptal olun
Yada ota boka takılıp de ayrı moruq o öyle yazılmıyo diyip bilmişlik taslayın
Ama okuma yazma gibi yaşamsal insan faliyetlerinden ego kasın sahte ordinaryuslar sizi inat için yazım yanlışı yapıcam
Kendi şerefinizi satmanız yada birbirinizi sikerkenki videolarınızı / açık saçık resimlerinizi internete atmanız beni ilgilendirmez o sizin boktanlığınız yada sokak ortasında ilişkiye girmeniz tek diycem az ötede birleşin görmek zorunda mıyım
Toplum çoktü yaşasın toplum
Komik değilmi kendi bokunuzda boğulmanız
Gereksizce hayatları mahvetmeniz daha komik bence
Hayır o saate ne işi var diyip gülmeniz
Yada sırf dışa değil içeri doğru diye kendinizi haklı sayan xx kromozomlu olmanız
Ve ne olursa olsun haklı çıkmaya çalışan xx kromozomumlu varlıklar a bişey demiyorum
Diyince linç yiyorum çünki
Yalan makinesi ha sen o yalan makinesinin fişini nereye soktun peki küçük faişe
Yalanı havada tutarmış
Trip atarmış
Eminim sikik bi steven universe fanısındır yada fury
Yada boşver siz okadar kültürlü bile değilsiniz ki?
Aslında sadece tiktok çeken bi ilgi orospususun ve öğretmeninle yattın
Iyi tahmin ettim değil mi
Dostum şizofren yada daha başka akık hastalıklarının olduğunu idda etmeyi bırak havalı değil yada neyse belki de ciddisindir?
Zimbawe prensi olduğunu gördüğün halisinasyonlarla iyi eğlenceler
Hey tamam ergensin/gençsin ama
senin laiklik sandığın
"Içki sıçkı bira ohh ateistlik vayy karılar"
Öyle değil knk
Babannenin oy attıģı florasan AA ışığın her cümle sonuna allah koymasını yasaklayan şey kısaca
Dini kulanmayı
Yada uvey evladın dedeye helal olmasını yasaklayan bişey
Sen o devreleri yakma ve götünün üzerine otur yeter tamam mı?
Hadi size ciddi oluyim Şiddeti cinsiyetleştirmeniz acınası
Kadına şiddet değil sadece şiddet
Şiddetin cinsiyeti ırkı türü olmaz
Şiddet yanlısı yada kadın düşmanı diycek olanlar ya feministtir yada ironi yapıyordur umarım
Şiddete kavgaya dövüşe karşıyım
Bu savunmasız olduğum yada enayi olduğum anlamına gelmez
Aga ne uzattınız ırkınızın beyaz olması değerli olduģunuz anlamına gelmez yada karşınızdakinin siyah olması köle olduğu anlamına gelmez
Hepiniz insansınız ulan saçmalamayı kesin yada annenize 4 erkek afro amerikan birey yolluyim?
Ve evet dark mzh Aynen biz anlamıyoruz normie yiz kanka az ötede "mizahşörlük" yap
Ok,burdurian
Ya uçan yahudiye duman diyosunuz da uçup ananıza giren yarrama da duman diyomusunuz ?(hayır yahudi değilim)
Hitler bigün annenizi siktikten sonra elini yıkamış ama sabun yahudi babanneniz miş
Alın şimdi mutlu musunuz? Gülsenize kara mizah yaptım
Amk ya hakkıyla kara mizah yapın ya yapmayın duman ve sabin espirisi ilk 1 milyonuncu kere komikti ama artık değil beyninizi kulanıp yeni biseyler üretseniz diyorum?
Hele 31 diyip gülenler yada 31 diyip gülüp ironi yaptığını sananlar
Ilk 31 nedemek onu bi anlatayım
Osmanlıda masturbasyon yapmak yerine kullanılan el çekmek söyleminin
Osmanlı şifrekemesinde e (elif)e 3 l (lam)a 1 gelmesiyle oluşan şifreleme diye duydum
Komik yada cool değilsiniz knk bırakın bu işi
Ve son olarak, yozlaşmış toplumunuza tavsiyem :
Uyan! Çık bu labiretten insan Sana ittirilen yalanlardan uzaklaş Doğru olan yanlışlardan uzaklaş Gerçeğı ara Kim olduğun bulma amacıyla koş Neden yaratıldığını yada neden burda olduğunu Tanrıyı ara Bulamassan da bozuntuya vermeden amaçlarına devam et Neden burdasın? Neden yaşıyorsun? Amacın ne?
Neden hala siktiğimin monitörüne/telefona bakıyorsun?
Siktir git ve hayatını yaşa Plot twist;yada smt oyna
Hee hoo yazdı Imza:
-Raihee
Ah dur unutmadan hee - hoo
submitted by _raihee_ to kopyamakarna [link] [comments]


2020.06.25 17:28 griljedi (Tespit) Buz ve Ateşin Savaşı


"Dans et benimle…"
Hiç şüphe yok ki geleneksel anlatımlarda “hikaye” genelde iyi taraf ve kötü taraf şeklinde ikiye ayrılır ve bu ikisi arasındaki savaşın sonunda iyi olan taraf kazanır.
Epik Fantastiğin babası sayabileceğimiz Tolkien’in eseri tam da bunu yansıtır. Ondan sonrakiler de genelde bu tarz bir anlatımı tercih eder. Halk efsanelerinde anlatılan destanlar da temelde iyi-kötü savaşı üzerinden ilerler ki edebiyat da zaten bu efsanelerden etkilenerek böyle bir iskelet çizip, devamını getirmiştir.
Aslında bu iyi-kötü arasındaki savaş (bilhassa halk efsanelerindeki) insanın içindeki iyi-kötü tarafı temsil eder. İnsanlar güzel şeyler yapabilir ama aynı zamanda kötü şeyler de yapabilir. Eski insanların -günümüzde de yaygın- algısına göre insanlar ya beyaz ya siyahtır. Ya tamamen iyidir ya da tamamen kötüdür. (Bu görüş tam olarak yanlış sayılmaz ama tam olarak doğru da sayılmaz ama bu kısma ASOIAF’ta geleceğiz inşallah.)
Bu yüzden hikayelerde de iyi ve kötü insan savaşını görürüz yahut “kötü” tarafı oluşturan şey insanların tüm kötü özelliklerini üstlenmiş “yaratıklar” olabilir. Tolkien’de bu “ork” ve “goblin” türü canlılardı.

ASOIAF’ta İyi ve Kötü Kavramı

GRRM’in eseri Buz ve Ateşin Şarkısı “iyi-kötü” savaşından çok farklı değildir ama burada işler biraz farklılık gösteriyor.
Diğer hikayelerin yazarları temelde insanı “iyi ya da kötü” olarak görüyordu ama GRRM’in algısına göre insanlar ne tamamen iyidir ne de tamamen kötüdür; biz her ikisini içimizde taşıyan canlılarız.
Men are still capable of great heroism. But I don’t necessarily think there are heroes. That’s something that’s very much in my books: I believe in great characters. We’re all capable of doing great things, and of doing bad things. We have the angels and the demons inside of us, and our lives are a succession of choices…[Woodrow Wilson] was a racist who tried to end war. Now, does one cancel out the other? Well, they don’t cancel out the other. You can’t make him a hero or a villain. He was both. And we’re all both.
İnsanlar büyük kahramanlıklar yapmaya muktedir ama kahramanların illa ki var olması gerektiğini düşünmüyorum. Bu kitaplarında da olan bir şey; Ben harika - büyük karakterlere inanıyorum. Hepimiz harika şeyler yapmaya muktediriz ve aynı şekilde kötü şeyler yapmaya da. İçimizde şeytanlar ve melekler var… hayat seçimlerimizden ibaret. Woodrow Wilson, savaşı sonlandırmaya çalışan bir ırkçıydı. Şimdi biri diğerini silip atıyor mu? Hayır. Onu bir kahraman ya da kötü yapamazsınız. O ikisiydi. Ve biz de hem kötü hem iyiyiz.
“Stannis’ten daha iyi adamlar, daha kötü şeyler yaptılar.” Üstat Aemon Targaryen
ASOIAF tarihini ve bugünün okurken erkek-kadın demeden insanların yer yer iyi yer yer de kötü şeyler yaptığına tanık oluyoruz. Ebette ki bazı karakterler daha karanlık ve çok daha kötü şeyler yapabilirken bazı karakterler de çok daha aydınlık ve çoğu zaman iyi şeyler yapabiliyor. Yani “gri” karakterlerin en uç noktaları da seride mevcut ama bu, GRRM’in genel bakış açısını yansıtmasına asla engel olmuyor.
İlk kitaptan itibaren Jaime Lannister’a karşı genel bir nefret vardı, onun bakış açısından değil de Starkların bakış açısından kendisini okuduk ama ne zaman ki GRRM, Jaime POV’larına geçti, o zaman karakterin derinliklerine inip, özünde sandığımız kadar şeytani olmadığını; pişmanlıkları olduğunu, iyi şeyler yaptığını ama kötü şeyler yaptığını da gördük. Tabii olarak sempati geliştirdik hatta bazı okuyucular hayranı oldu.
Cersei Lannister temelde Starkların canına okuyan başat karakterlerden biri olarak “kötü” insan görünümünde olsa da onun POV’larına geçtiğimiz zaman da (Jaime kadar olmasa da) yaptıkları şeyi neden yaptığını, eğer onun yerinde olsaydık bazı şeyleri -muhtemelen- bizim de yapabileceğimiz gerçeği ile yüzleşiyoruz.
Dany Targaryen ilk POV’dan itbaren sempatik, şirin bir kız çocuğu olarak önümüze serildi. Çoğu okuyucu tarafından sevildi ama Essos’ta yaptığı yıkım ve katliam gerçeği bize bir karakterin iyi de olsa kötü şeyler yapmaya gayet muktedir olduğunu gösterdi.
Stark-Lannister Savaşı’na iki taraftan ve halkın gözüyle baktığımızda kahramanlar-katiller-tecavüzcülerin var olduğunu ve iki tarafın da halka zarar verdiğini gördük. Lakin kim diyebilir ki Starklar ve Lannisterlar tamamen kötü yahut iyi? Onlar hem iyi hem kötü. Her iki tarafın da savaşmak için kendi haklı sebepleri var.

Buz ve Ateşin Şarkısı Nedir?

GRRM’in ABD’li şair Robert Frost’un Buz ve Ateş şiirinden etkilendiğini biliyoruz. Nedir o şiir?
Kimi ateştir diyor dünyanın sonu,Kimi buz.Tattığım kadarıyla tutkuyuAteşi tutanlardan yanayım ben.Ama iki kez yok olacaksa dünya,Bilirim nefretin ne olduğunBuzla da yok olur bu dünya,Hem de nasıl yok olur,Diyecek kadar.
(Şiirin çözümlemesinde booksofthelord gündeliğinden yardım aldım. Zira şiir pek alanım değil.)
Ateş tutku iken buz nefret olarak ifade ediliyor ve dünyanın bu iki yoğun duygu ile yok olabileceğini/olacağını anlatmaya çalışmış.
Nitekim çok da yanlış değil; insanların hükmetme tutkusu yahut bir şeylere/kişilere olan nefreti sürekli olarak savaşlara ve açgözlülüğe neden olduğu için dünyanın gidişatı da pek iyi durumda değil. Sadece insanlığı değil doğayı da yok etme yolunda ilerliyoruz ve bunun altında yatan temel duygu olarak; nefret ve tutku/şehvet/arzuyu (desire) koyabiliriz. Diğer her şey de bu iki duygudan doğmakta.
Bunu asoiaf’a uyarlayacak olur isek ateşi temsil eden bir hane var; Targaryen. Hatta Valyria dönemi ejderha lordlarını da dahil edersek olaya; tarihten beri ateş temsilcileri bir şeylere hükmetme arzusu yüzünden yeryüzü/toplumları ateşe veriyor.
Misal Ghiscar İmparatorluğunu “kölelik düzenine” iten şeyin, Valyria’nın ejderha lordları olduğunu biliyoruz. Onun torunları ve kültürlerin temsilcisi olan Meeren gibi şehirlerde kölelik bu sebeple başladı ama aynı kişi/ler yüzünden bu sefer de yıkımla karşı karşıyalar. Daenerys Targaryen'ın Hikaye Gelişimi
Meeren’in temel ticareti “kölelik”; bu olmadan şehirde ticaret malı çok az ve bu da yoksulluğa sebep oluyor, açlığa sebep oluyor. Ghiscar’ı köle taciri yapan şeyler; Valyria ile olan savaşta yaşadıkları felaketlerdi.Galazza Galare, Merhamet Tapınağı’nda, “İnsanlarımı köle tacirlerine dönüştüren şey felaketlerdi,” demişti Dany’ye. Ve ben de, o köle tacirlerini tekrar insana dönüştürecek olan felaketim, diye yemin etmişti Dany kendi kendine.
Diğer yandan buz tarafını temsil eden kişi/ler de Ötekiler görünüyor(fazlası muhakkak var ama biz bariz görünenlere bakalım.). Onların tarafı hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediğimiz için kesin hüküm vermek güç olsa da şiire bakarak buz tarafının “nefret” duygusu ile hareket ettiğini düşünmek çok yanlış olmayacaktır. Bunun sebebini bilemiyoruz elbette ama bunun için bir çok kuram üretilebilir. Ötekilerin, Sur ötesinde önüne geleni acımadan öldürüp, ordusuna katarak ilerlediğini biliyoruz. Bu sıcak kanlı canlı türüne karşı bir sevgi beslemediği aşikar.
Özetle buz ve ateş, yakıp yıkarak ilerliyor ve ikisinin de amacı birbirini yok etmek gibi görünüyor.
Serinin ismi olan “şarkı” ve seri içinde sık sık tekrar eden “dans” mecazı da zaten savaşı ve ölümü ifade eden tabirler.(Su Dansı vb. gibi şeyler.)
Buz ve Ateşin aynı zamanda seride mecaz olarak ölüm ve yaşamın savaşı olduğuna dair de bir yazım var. Okumamış olanlar için; Buz ve Ateşin Şarkısı: "Mitler,Efsaneler ve Demonik Varlıklar" - 1 3 (Uzun Gece maddesini bakabilirsiniz. )

Tarafını Seç?

Kim iyi kim kötü? Kimin tarafında yer almak gerekir?Haneler ve kişiler arası olan savaşı geçtik, tamam. Hepimizin bir tarafı var. Peki, R’hllor ve Büyük Öteki Savaşına gelelim, yani buz ve ateşin savaşına. İyi kim, kötü kim?
Aslında buna cevap olarak bir üstteki yazılar yeterli diye düşünsem de GRRM’in hikayelere bakışını gözler önüne sermek daha somut bilgi olacak.
Much as I admire Tolkien, and I do admire Tolkien — he’s been a huge influence on me, and his Lord of the Rings is the mountain that leans over every other fantasy written since and shaped all of modern fantasy — there are things about it, the whole concept of the Dark Lord, and good guys battling bad guys, Good versus Evil, while brilliantly handled in Tolkien, in the hands of many Tolkien successors, it has become kind of a cartoon. We don’t need any more Dark Lords, we don’t need any more, “Here are the good guys, they’re in white, there are the bad guys, they’re in black. And also, they’re really ugly, the bad guys.”
"Tolkien’i takdir ediyorum ve hayranım… Onun üstümde büyük bir etkisi var ve onun Yüzüklerin Efendisi, o zamandan beri yazılan tüm fantezilerin üzerine eğilen ve tüm modern fantazileri şekillendiren bir dağdır. Onun hakkında şöyle bir şey var; tüm o Karanlık Lord fikri ve iyi adamlar kötü adamlarla savaşıyor; iyi ve kötünün savaşı… Tolkien bunu harika bir şekilde halletti ama bir çok Tolkien halefinin elinde de (bu iyi-kötü savaşı meselesi) çizgi film haline geldi. Artık Karanlık Lord’lara ihtiyacımız yok, artık ‘işte iyi adamlar, onlar beyaz ve kötü adamlar var, onlar da siyah. Ve ayrıca onlar gerçekten çirkin kötü adamlar.’ şeyine de ihtiyacımız kalmadı."
Bu ifadeleri biraz daha açmak gerekirse GRRM artık iyi-kötü adam savaşının anlatıldığı hikayelerden bunalmış ve değişikliğe gidilmesi gerektiğine inanıyor. Artık iyi adamların karşısına çıkartılacak kötü siyah çirkin adamlara ihtiyacımız yok. Bizim harika ve kötü işler yapabilecek insanların, birbiriyle olan hikayesine ihtiyacımız var. Çirkin ve uğursuz görülen bir cüceden geleneksel bir hikayede de kötülük bekleriz ama asoiaf’ta Tyrion gibi şekilsiz bir karakter hem iyi hem kötü şeyler yapabilen; okuyucunun sevgisini ve hayranlığını kazanmış bir karaktere dönüşür. Yahut Joffrey gibi çok güzel görünen bir karakterin de iğrenç işler yapan, kötülük beklediğimiz bir karaktere dönüşmesi… Hiç şüphe yok ki çok daha gerçekçi karakterlerle karşı karşıyayız. Zira kendi yaşantımızda tüm bunlarla karşılaşıyoruz.
Ruling is hard. This was maybe my answer to Tolkien, whom, as much as I admire him, I do quibble with. Lord of the Rings had a very medieval philosophy: that if the king was a good man, the land would prosper. We look at real history and it’s not that simple. Tolkien can say that Aragorn became king and reigned for a hundred years, and he was wise and good. But Tolkien doesn’t ask the question: What was Aragorn’s tax policy? Did he maintain a standing army? What did he do in times of flood and famine? And what about all these orcs? By the end of the war, Sauron is gone but all of the orcs aren’t gone – they’re in the mountains. Did Aragorn pursue a policy of systematic genocide and kill them? Even the little baby orcs, in their little orc cradles? The war that Tolkien wrote about was a war for the fate of civilization and the future of humanity, and that’s become the template. I’m not sure that it’s a good template, though. The Tolkien model led generations of fantasy writers to produce these endless series of dark lords and their evil minions who are all very ugly and wear black clothes. But the vast majority of wars throughout history are not like that.
" Karar vermek zor. Bu belki de ona hayran olduğum kadar kendimle başa çıkabildiğim şekilde Tolkien’e cevabımdı. Yüzüklerin Efendisi oldukça orta çağ tarzında bir felsefeye sahipti: Kral iyi bir insan ise, topraklar gelişirdi. Gerçek tarihe bakıyoruz ve o kadar basit olmadığını görüyoruz. Tolkien, Aragorn’in kral olduğunu ve yüz yıl boyunca hüküm sürdüğünü ve bilge ve iyiydi biri olduğunu söyleyebilir. Ancak Tolkien şu soruyu sormuyor: Aragorn’in vergi politikası neydi? Orduyu muhafaza edebildi mi? Sel ve kıtlık zamanlarında ne yaptı? Peki ya tüm bu orklar? Savaşın sonunda, Sauron gitti, ama tüm orklar gitmedi - dağlardalar. Aragorn sistematik soykırım politikası izleyip onları öldürdü mü? Küçük bebek orkları, küçük ork beşiklerinde bile? Tolkien’in yazdığı savaş, medeniyetin kaderi ve insanlığın geleceği için bir savaştı ve bu da şablon haline geldi. Yine de iyi bir şablon olduğundan emin değilim. Tolkien modeli, nesiller boyunca bitmek bilmeyen karanlık efendiler ve onların kötülüklerini yapan ve siyah kıyafetler giyen şeytan köleleri üreten fantezi yazarlarının üretilmesine öncülük etti. Ancak tarih boyunca savaşların büyük çoğunluğu böyle değildir."
Yine burada bir “karanlık lord” ve “kötü adam/taraf” konusunda bir eleştiri söz konusu var. Orklar kötü siyah adamlar ama bebekleri de öyle mi? Onları da öldürür müydünüz? Gerçek hayatta böyle mi yoksa savaşın iki tarafında da iyi kötü insanlar var mı? Yani ne olursa olsun savaşın iki yanı da tamamen iyi ve tamamen kötü değildir; şeytan hiç değildir.
Bu görüşten yola çıkarak ortada saf kötü ve saf iyi beklemek manasız oluyor. Bu yüzden ne R’hllor ne de Büyük Öteki tarafı için tamamen iyi veya tamamen kötü diyemeyiz. Haliyle “taraf” seçmek isteyenler de bu kararı kendi değer, beklenti ve arzularına göre yapmak zorunda kalacak. Ateşi tarafında olan insanlar gibi buzun tarafında olan insanlar ve haneler de olacak.
Buz ya da ateşin liderleri/şampiyonları sıradan halklatarafsızlar için bir kurtarıcı/kahraman olmayacak. Bir AA çıkıp, kötülükler efendisini yenip yeryüzüne aydınlık saçmayacak, iyilik saçmayacak. Aslında mantık kurarsak iki savaştan hangisi kazanırsa kazansın durum pek iç açıcı olamaz; bitmeyen yaz ve bitmeyen kış güzel kavramlar değil. Buz ve Ateşin Şarkısı "Şampiyonlar"
Bizim denge unsuruna ihtiyacımız var; iki tarafın savaşına son verip, barış yapacak birine. Tutku ve nefret ile hareket etmeyen, bu iki kötü duyguyu sonsuza kadar(en azından uzunca yıllar) bastırabilecek birine ihtiyacımız var. Asoiaf’ta barış ve sükunet ancak o zaman mümkün olabilir.
Ya siz ne düşünüyorsunuz?
Aslen burada yayımlandı.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.06.25 17:25 griljedi (Tespit) Euron Greyjoy “Ateş mi Buz mu?”

Dikkat, 6. kitaptan SPOILER içerir.

Burada Euron’un tarafını tartışmak istiyorum. Aslında temel düşüncem Euron’un kendi tarafında olduğu, yani kişisel hırs ve çıkarları için güçlü olduğunu düşündüğü tarafla ittifak içine girdiği yönünde. Peki, bu hangi taraf? %100 şudur diye bir iddiam var diyemem ama benim görüşlerimde bir ağırlık değişimi oldu.
Şimdi bizim sosyopat karakterimiz Euron hakkında ciddi beklentilere sahibiz. Adamın çılgınlığı, gizemli oluşu ve nihai hedefini biliyor gibi görünsek de o hedefe ulaşmasını sağlayacak tertip ve niyetlerini bilmemek ister istemez bizde böyle etki yarattı.
Euron, kişiliğine baktığımızda kötü bir karakter olarak kabul ediliyor. Eh, acımasızlığı ve kardeş katili olması gibi şeylere bakınca hakkında iyi şeyler söyleyecek bir şeyler bulmak zor olduğu gerçek.
Kendisini bir çeşit ilah gibi görüp (veya dönüştürüp) Demir Taht’a oturarak hükmetmek istediğini söylediğini, biliyoruz. Muhtemelen de bu konuda gerçeği söyledi, zaten serinin ana teması “güç” ve “gücün yozlaştırıcı etkisi” idi, GRRM’in ifadesine göre.
Haliyle Euron’u iki taraf arasında doğruca “buz” tarafına gönderip, “Ötekiler” ile bir bağlantısı olduğuna inandık. Peki niye böyle yaptık? Cevabı çok basit; bunun temel sebebi hem bizim “algımız” hem de Melisandre karakterinin bu geleneksel algımızı kullanarak yaptığı “maniple” sonucu…
Geleneksel algımız nedir? Her hikayede bir iyi-kötü taraf vardır; karanlık lordlar ve ona karşı savaşan aydınlık lordlar var. Melisandre de sürekli olarak “ateş” tarafını ölüm ile savaşan, yaşamı temsil eden taraf olarak; “buz” tarafını da her şeyi öldürmeye niyetli olan, kötü-ölüm tarafı olarak lanse etti. Benerro ve Moqorro da az destek çıkmadı, denebilir. Sonuçta insanlar “ölümden” nefret eder ve ölüm de korkulacak bir şey olarak bizim için kötü bir şeydir.
Bu yüzden Euron’u ölüm saçan, kötü adamların yani “buz”’un tarafına salladık. Aksi de olamaz, diye düşünüp alternatif hiçbir düşünceyi aklımıza getirmedik. Ben dahil… Kaldı ki sizden daha farklı düşünüyor olmama rağmen bu, buz ve ateş meselesinde. Buz ve Ateşin Savaşı 1 2 bu başlığı hatırlar iseniz ASOIAF evreninde var olan bu buz-ateş savaşını iyi ve kötünün savaşı olarak görmek hata idi. Zira GRRM’in mantığına göre artık “karanlık lordlara” ihtiyaç yoktu; kötüler siyah ile iyiler beyaz ile temsil edilmesine gerek yoktu… Her karakter iyi-kötü şeyler yapabilir. Nasıl ki Stark-Lannister savaşında -okuyucu olarak- iki tarafın da yanında olanlar var ve kimse karşı tarafa gerçek anlamda kötü taraf diyemiyor ama günahsız da diyemiyor, aynı şey bunun için de geçerli.
Haliyle geçenlerde niye böyle yaptığımı sorguladım.
Şimdi Euron’un şurada söylediği sözlerin bazısına bakalım.
“…Yalnızca bir deniz canavarı Gölge’nin yanındaki Asshai’ye yelken açtı ve tasavvur bile edilemeyecek harikalar ile dehşetler gördüHepsini alalım derim! Batıdiyar’ ı alalım derim.”
Elbette bunu sorguluyorlar, nasıl olabilir ki bu? Daha Kuzey’i bile ellerinde tutamıyorlar iken.
“Aegon?” Victarion, kollarını zırhlı göğsünde birleştirdi. “Fatih’in bizimle ne ilgisi var?” “Savaşlar hakkında senin bildiğin kadar şey biliyorum Kargagöz,” dedi Asha. “Aegon Targaryen, Batıdiyar’ı ejderhalarla kazandı.” “Biz de öyle yapacağız,” diye söz verdi Euron Greyjoy. “Sesini duyduğunuz şu boruyu, bir zamanlar Valyria olan dumanlı yıkıntıların arasında buldum, benden başka hiçbir adam orada yürümeye cesaret edemedi. Borunun çağrısını duydunuz ve gücünü hissettiniz. Bu bir ejderha borusu, kasnakları kırmızı altından ve üstüne tılsımlar kazınmış Valyria çeliğinden yapıldı. Ejderha lordları, Kıyamet tarafından yok edilmeden önce bu çeşit borular üflerdi. Bu boruyla ejderhaları kendi irademe bağlayabilirim.” Asha yüksek sesle güldü. “Keçileri senin iradene bağlayacak bir boru daha faydalı olur Kargagöz. Artık ejderhalar yok.” “Yine yanılıyorsun kızım. Uç ejderha var ve ben onları nerede bulacağımı biliyorum. Bu malumatın değeri ahşap bir taçtır şüphesiz.”
Euron’un sözlerini doğru kabul eder isek Asshai’ye ve Valyria’ya gitmiş. Valyria kısmı bizi şüpheye düşürse de Asshai’ye gittiğine şüphe etmem zira ipini koparan gidebiliyor zaten. Ejderha Borusunu ve Valyria çeliği zırhı olduğunu biliyoruz.
Asshai ve Valyria’yı “ateş” tarafının şehirleri olarak görmek yanlış bir çıkarım değil hatta Asshai, R’hllor inancının ana merkezi olarak görüyorum, dinin çıktığı yer burası olsa gerek ki AA efsanesi de ilk buradan çıkıp Batı’ya doğru yayılmış. İlk ejderhaların Gölge Topraklardan ve Yeşim Denizin’den çıktığı efsanelerini de unutmaz ise bu bölgeler ateş, ejderha, aa, ejderha çeliği, ateş ve kan büyüsü gibi şeylerin ana merkezi olarak kabul edilebilir. Özetle Euron, ateş taraflarında geziniyor sürekli…
Euron, ateş gücünü elinde bulunduran Dany’nin ve onun ejderhalarının peşinde. O gücü ondan çalma niyeti olduğu aşikar. Asshai’ye gidip, Gölge Toprakları gezmiş ve burada AA meselesini, Ötekiler ve gelen savaş meselesini görüp, öğrendiğine şüphe yok gibi.
Sonra Dany ile olan evlenme isteği ve sebebine değiniyor.
“…Demir Taht şöyle dursun, o oğulların hiçbiri Deniztaşı Tahtı’nda oturmaya uygun değil. Hayır, tahta uygun bir vârisimin olması için başka bir kadına ihtiyacım var. Deniz canavarı, ejderhayla evlendiğinde bütün dünya korksun kardeşim.”
Burada taht olarak çevrilen şey ingilizce’de him olarak belirtilmiş. Muhtemelen öncesinde tahttan bahsettiği için doğrudan onu kast ettiği düşünüldü çeviri yapılırken ama it demesi gerekirdi him değil, yani bir şahsın kendinden bahsediyor. “Ona layık bir varis” Gerçi narsist olduğu için kendisini de kast ediyor, olabilir. Sonuçta kendinden başka şahıs gibi konuşan tipler de görmedik değil. (Bknz: Jaqen)
“So are the contents of my chamber pot. None is fit to sit the Seastone Chair, much less the Iron Throne. No, to make an heir that’s worthy of him , I need a different woman. When the kraken weds the dragon, brother, let all the world beware.”
Bu “him” konusunda bir hata yok ise ve doğruysa Euron’un kast ettiği, kendisinden büyük gördüğü bir şahıstan bahsediyor. Bu da akla kafadan R’hllor ve Kebir Öteki’yi getiriyor, değil mi?
Pekala, Kebir Öteki ise neden Dany? Dany ve ejderhaları ateş ve ateş, KÖ’nin düşmanıdır. Yani ona uygun bir varis için Dany yerine “buz” tarafından birini bulması icap eder. Lakin R’hllor’ın takipçisi ise bu durumda Dany uygun bir seçim olacaktır.
Elbette biz Euron’un Dany’yi istemesi konusunda doğru söylediğini farz ederek bu yorumu yapıyoruz. Ejderhasına talip ise Dany’ye sahip olmayı arzulaması olağan. Euron’un ayrıca Daario olduğu ile ilgili bir kuram da vardı, doğru ise olay biraz daha ilginçleşiyor.
Bana göre Euron’un oynaştığı tarafın ateş olmasındaki en önemli işaret 6. kitaptaki Aeron POV’u. Ünlü rüyadan alıntılara bakacağız.
Euron’un gülümseyen, saklı gözleriydi. Dünyaya şimdi kanlı gözünü gösteriyordu. Karanlık ve korkutucu. Baştan topuğa örtülüydü ve karanlık bir onikse benziyordu. Kararmış kafataslarından oluşan tepenin üstünde oturuyordu ve cüceler ayaklarının etrafında hoplayıp zıplarken arkasında bir orman yanıyordu. “Kanayan yıldız kıyamete delalet idi.” dedi Aeron’a. “Bunlar son günler, dünya parçalanıp yeniden yapıldığında, yeni bir tanrı mezarlar ve ceset çukurlarından doğacak.” Euron dudaklarına büyük bir boru yaklaştırıp üfledi ve ejderhalar, krakenler, sfenksler emrine girip önüne eğildi. “Diz çök kardeşim.” diye emretti Kargagöz. “Kralın benim. Tanrın benim. Bana tap ve seni rahibim olarak ayağa kaldırayım.” “Asla. Tanrısız bir adam Deniztaşı Tahtı’nda oturamaz.” “Neden o sert, kara kayayı isteyeyim ki? Kardeşim, tekrar bak ve nereye oturduğumu gör.” Buharsaçlı Aeron baktı. Kafatası tepesi gitmişti. Kargagöz’ün altındaki artık metaldi. Büyük, uzun bir tahttı. Kırılmış kılıçlar, ucu keskin demirler vardı ve hepsinin ucundan kan damlıyordu. Uzun mızrakların üstünde tanrıların cesetleri duruyordu. Bakire oradaydı ve Baba, Anne, Savaşçı, Yaşlı Bilge, Demirci, hatta Yabancı bile oradaydı. Pek çok tuhaf ve yabancı tanrıyla yan yana asılmışlardı, Büyük Çoban, Kara Keçi, Üç Başlı Trios ve Bakkalon’un Soluk Çocuğu, Işık Tanrısı, Naath’ın Kelebek Tanrısı ve daha niceleri. Ve ileride şişmiş ve yeşil yengeçler tarafından yiyip bitirilmiş Boğulmuş Tanrı, Kızıl Deniz Atı’yla beraber çürüyordu, hala saçlarından su damlıyordu. Sonra Kargagöz tekrar güldü ve Rahip Sükunet’in içinde çığlık atarak uyandı. … Rüyalar bu kez daha kötüydü. Dargemileri kaynayan, kan kırmızısı bir denizde başıboş ve yanarken gördü. Kardeşini yine Demir Taht’ta görüyordu, ama Euron artık insan değildi. Daha çok bir kalamara benziyordu, babası derinlerdeki kraken olan bir canavar gibiydi. Yüzünde burulmuş dokunaçlar vardı. Arkasında bir kadın silüeti görünüyordu, uzun ve korkutucuydu, elleri soluk alevle yanıyordu. Cüceler eğlenceleri için hoplayıp zıplıyorlardı, dişi ve erkek, cinsel bir şölene hapsedilmiş, birbirlerini ısırıp parçalaıyorlardı ve Euron’la eşi gülüyor, gülüyor ve gülüyorlardı.
Karanlık bir oniks bana siyah taşları anımsattı. Zamanında kendi kardeşini öldürüp, hakkını gasp eden Kan Taşı İmparatoru’nun taptığı… Euron da Balon’u öldürüp, yerine geçmişti. Deniztaşı Tahtı, yağlı siyah taştan yapılma ve özünde Euron, kendine tapan bir narsist. Diğer bir olay da POV sonunda Aeron’un gördüğü duman kadar siyah dediği Valyria zırhı olabilir.
“Kanayan yıldız kıyamete işaretti…” sözü manidar sözlerden biri çünkü bu, ejderhayı temsil eden bir alamet. Dany ve ejderhaları büyüyor, güçleniyor ve R’hllor tarafı da aynı şekilde. Savaş geliyor, dünyanın sonu geliyor, her şeyin sonu geliyor; bunlar son günler… Euron’un baskın gelecek gücün “ateş” yanı olacağına inanıyormuş gibi bir hali yok mu?
Yeni bir tanrının ceset vb. çukurdan çıkması, yükselmesi meselesi… Aslında mezar ve ceset elbette ki bir ölüm durumunu ifade ediyor. Savaş geliyor ve savaş sonunda dünya yeniden yapılanacak Euron’un ifadesiyle… Benerro’ya göre AA’nın yanında savaşan ve ölenler, yeniden dirilecekler ve yaşayacaklar. Mel’e göre buz tarafı her şeyi öldürmeye, yok etmeye geliyor. Euron, ölüp gitmeye razı olur mu? Yok olmuş, ölmüş bir dünyada kime nasıl hükmedeceksin? Bu kısımlar ateş tarafının iddiası üzerine yorumlanmıştır. Ateş tarafı ise “ölümsüzlük” vaat ediyor. Ölmeyen biri bir çeşit ilah olmaz mı? En azından kendini öyle görmez mi? Bilhassa Euron gibi bir sosyopat narsist? Bence görür. Ölüm, bu tipin işine gelmez. Yaşamak gelir, sonsuza kadar yaşamak…
Kraken ve Ejderhalar hatta Sfenksler geliyor ve diz çöküyor; önünde eğiliyor boru ile çağırıyor bunları. Kraken, Euron’un olduğu şey iken ejderha “ateş” tarafına ait… Onun derdi kraken-ejderha evliliği ve bundan doğacak bir varis ile hükmetmek… sfenks bana Aemon’un sözünü anımsattı… Hala gizemini koruyor, nedir bu sfenks? Sfenksler Valyria sfenks’i olarak seride öne çıkmıştır aslında. Yarı insan yarı başka bir şeydir…
Cüceler deyince hemen akla Çocuklar geliyor ve arkadaki yanan orman(ilahları sanki) bunu destekler gibi hava yaratıyor ve arkasından bütün ilahların yere çalındığını gösteren bir sahne geliyor. Yani yine ilk uzun gece’ye sebep veren tipin yaptığı gibi tüm ilahları alaşağı ediyor ve kendi seçtiği yeni bir ilaha (bu durumda bu kişi Euron’un kendisi) tapıyor. Yalnız cüce kısmını Ölümsüzler evinde gördüğümüz şeklinde yorumlamak daha sağlıklı olabilir. Orada 4 cüce vardı ve bir kadına tecavüz edip, orasını burasını çiğneyip yiyorlardı. Buradaki cüceler de hoplayıp zıplıyor Euron’un karşısında ve birbirlerini yiyor. Muhtemelen Westeros lordları, insanları olabilir. Birbirlerini yemek, cinsel şölen birbirleri ile olan savaşı simgelese gerek. Bu şu an olan bir şey aslında ve devam edecek olan bir şey.
Gemilerin yanıyor olması ve denizin kana bulanmış olması kan-ateş sözlerini anımsatıyor. Muhtemelen Euron’un sonraki hamlesini gösteren bir FS ama kan-ateş birleşimi ilgimi çekti. Euron’un yanındaki kadının soluk da olsa alevli ellere sahip olması dikkate değer.
Aslında İngilizcesinde geçen ifade tam olarak şu; Beside him stood a shadow in woman’s form, long and tall and terrible, her hands alive with pale white fire.
Bir kadın gölge görüntüsü ve ellerinde canlı (gölge olduğu için herhalde) soluk soluk- beyaz alev var.
Alev yerine soğuk buz, kar vb. bir şey olsa kadının uzun olmasından dolayı Ötekiler vs. aklıma gelirdi ki ilk okuduğumda “alevi” sorgulamadan aklıma Gece’nin Kraliçesi türü bir şey gelmişti, dedim ya en başta ben de onu Ötekilerle işbirliği içinde sanıyordum. Fakat ortada “alev” var, buz ve kuzey güçleri ateşten nefret eder. Ateş de yanlış anlamadıysam eğer “canlı”… Nasıl ki Ötekiler, buzun yaşayan hali ise sanki bu kadın da ateşin canlı hali gibi… Yahut işte bu sadece simge olduğu için görülen şeyleri doğrudan bu şekilde algılamak da yanlış, sonuçta Euron da kalamar yüzlü olacak değil. Bu yüzden ateş tarafından bir kadın, Euron’u destekleyecek yahut halihazırda destekliyor, denebilir. Kantaşı’nın da bir karısı vardı, onu destekleyen, kaplan kadın; pek bilgi sahibi değiliz kendisi hakkında o yüzden bir yorumda bulunmak zor… Euron’un ensest, eşcinsellik, yamyamlık ve elbette ki büyülere ilgi duyması da bana yine aynı adamı hatırlatıyor, onda da vardı bunlar. Bu yüzden Euron’un Kantaşı İmp. gibi bir şey olduğunu düşünmek garip kaçmaz herhalde, özellikler vs. benziyor.
Aslında tam da kuram oldu bu ya, hem Euron’un ittifak ettiği taraf hem de Kantaşı İmp. bağlantısı… Neyse bunlar birer fikir, yorum… Siz de fikir ve yorumlarınızı ihmal etmeyin efem. Aslen burada yayımlandı.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.04.19 23:39 HESHER2000 Recep ivedik izlerken gozume takilan bir mantik hatasi

Arkadaşlar recep ivedik 3 izlerken aklıma bir şey takıldı recep depresyondayken anteni kırınca televizyon yayını kesiliyor ve evinin önündeki korsan film satıcısı osmana film almaya gidiyor ilk siyah kaplı film olan maymun 3 ü ondan sonra beyaz kaplı olan ıssız adamı alıyor ardından osman ile tartıştıktan sonra beyaz kaplı filmi yani ıssız adamı yere atıyor. yukarı çıkınca ise bir erkek ile kadın arasında geçen aşk filmi olan ıssız adamı izlemeye başlıyor fakat ıssız adamı satıcıya çoktan fırlatmıştı😳
submitted by HESHER2000 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.03.11 00:50 karanotlar Bir Türlü İnsanlaşamayan İnsanlık Dünyası

Rıza Çolpan

Sevgili okuyucu kardeşler, ben zaman zaman bir siyaset yorumcusu olmadığımı, bu işi yüzlerce ve binlerce siyaset bilimcisinin, gazetelerde namlı köşe yazarların yaptığını söylüyorum, ki benim bu konudaki bir gerçeğim. Yani ben dünyada ve ülkem Kürdistan’ın dört parçasında gelişen, gerek siyasi ve gerekse diğer konuları yakından takip eden kişi değilim. Ayrıca hem ülkemden on sekiz bin kilometre uzaktayım ve hem de olayları bilimsel açıdan yorumlama düzeyinde biri değilim. Ben genellikle gördüğüm, duyduğum ve kitaplarda okuduğum bazı konuların doğru ve yanlışlarının üzerinde duruyor, onlardan bahsediyor, sonra da görüş ve kanaatımı beyaz kâğıt üzerine dökerek karalıyorum. Bu yazımda ise, başlıktaki “Bir Türlü İnsanlaşamayan İnsanlık Dünyası” ile ilgili hem görüşümü ve hem de üzerinde yaşadığımız, Saat’te 108 bin kilometre hızla dönen dünyamızın üzerinde yaşayan bütün canlı varlıklar içinde biz, düşünen, konuşan ve iki ayak üstünde gezen, kafatası içindeki beynimizin emirleriyle ellerimizle mevcut dünyamızdaki her türlü araç ve gereçleri yapmamıza rağmen, bir türlü gerçek birer insan olmadığımız, gerçek insani duyguya sahip olan her kişi bunu üzülerek görüyor ve biliyor.
Değerli dostlar, günümüzdeki bilim insanları, üstünde yaşadığımız bu dünyanın güneşten bir ateş parçası olarak kopup geldiğini, gelirken de önce hava boşluğunda sağa, sola yalpalandığını ve daha sonra yukarıda arz ettiğim gibi Saat’te 108 bin kilometre hızla dönmeye başladığını, sonra sönen ateş değişime uğrayarak toprak ve suya dönüştüğünü ve ilk önce sularda balık, ardından da kara toprak üstünde dört çeşit canlı, bitki türü türemeye başladığını söylüyorlar. Bu dört çeşit canlı varlık içinde insan, -ki Darvin’in teorisine göre bir çeşit maymundan evrimleşerek iki ayak üstünde duran bizler- dört ayaklı hayvanlar, kanatlı, iki ayaklı uçan kuşlar ve yine hayvanlar kategorisinde bulunan sürüngenler. Evet, işin ilginç tarafı, bu canlı varlıkların kimin tarafından yaratıldığı bilinmediği gibi, bu canlılar hep birbirlerini yiyerek yaşarlar. Hayvanların bir çeşidi ot ve çeşitli bitkileri yiyerek yaşar, diğer bir kısmı da birbirini yiyerek yaşarlar. Örneğin kurt, aslan, kaplan, ayı, tilki, çakal vs vs. Kuşlar ise, onların da bir kısmı kendi türü kategorisinde bulunan, örneğin kartalın tavuk, serçe, keklik ve benzerlerini yemeleri, kedilerin ise fare gibi benzeri küçük hayvancıkları yemeleri, yine vs. vs.
Peki biz insanlar, ilk dünya yüzüne ve iki ayak üstüne kalkıp yürümeye başladığımız zaman, acaba ne yedik ve nasıl bir yaşamı sürdürdük? İlk anamız, babamız nasıldı? Nasıl bebeklikten çıkıp koca adam olduk? Kanaatimce bunun doğru bir cevabı yok, söylenilen şeyler hep tahmin diye düşünüyorum. Çünkü milyarlarca yıl öncesi, bu günkü insan, bilim ve modern teknoloji, koca dünya herkesin cebine girmemiş ve yoktu. Bilim dünyası ilk insanların, kafatasları içindeki beynin, bugünkü insan beyni gibi olmasına rağmen, beynini çalıştırarak, konuşup sözcükler üretmedi diyorlar. Yani ilk insanlar başlangıçta çeşitli işaretlerle, homurdanarak birbirlerini anlamaya çalışmış ve yaşamlarını birlikte sürdürmek için de kendilerinden güçsüz hayvanları ve çeşitli otları yiyerek, guruplar halinde dağların mağaralarında, kalın ağaçların kovuklarında yaşamış, vurdukları hayvanların hem etlerini çiğ-çiğ yiyerek, derilerini de kendilerine elbise yaparak, sıcaktan ve soğuktan korunmaya çalışmışlar. Yani bu yaşam biçimini kimi bilim insanları bundan 500 bin yıl önce yaşamış olan ve Pekin adamı denen ilkel insan ateşi bilinçli olarak kullanan ilk kişi olarak söylemelerine karşın, ancak daha sonra, yani 1981 yılında Kenya’da ve 1988’de de Güney Afrika’da bulunan kanıtlar hominid denen ilkel insanların bundan 1,42 milyon yıl önce ateşi kontrollü olarak kullandıklarını söylüyorlar. Yani ateşin buluşundan çok önceki zaman dilimi içinde insan yaşamı böyle imiş deniliyor. Daha sonra insanoğlu evrimleşerek, sesiyle sözcükler üretmiş, belirli hayvanları evcilleştirmiş, yaşayıp yemesi için arpa, buğday, mercimek ve darı ekmiş, el ve su ile dönen değirmen taşlarını yaparak adı geçen tahılları öğüterek ekmek yapıp çeşitli meyve ve sebzeyi bulup yemiş ve gördüğü her canlı ve cansıza da bir isim vermiş. Tabii bu ilk sesiyle sözcükler üreten dört çeşit insan renginden hangisi olduğunu hiç kimse bilemez. Ama Türk’e sorarsanız, hiç şüphesiz size “İlk dili ve konuşmayı yaratan, arpa, buğday, mercimeği eken ve her türlü tahılı bulup öğüten, ekmek yapıp yiyen, Orta Asyalı Türk atalarımızdır” diyeceklerdir. Çünkü dünya güneşten koptuğuna göre, bunun açık ifadesi de “Güneş Dil Teorisindeki gerçektir” demeyi de unutmayacaklar.
Evet sevgili okuyucu kardeşler, insanoğlu kaç yüz bin ve kaç milyon, milyar yıl ilkel olarak yaşamış, ne zaman kendinden güçlü gördüğü her şeyi kendine Tanrı olarak saymış ve tarihin hangi döneminde ilk kendini güçlü ve yırtıcı vahşi hayvanlardan korumak için, Kürdçesi “Xırç” Türkçesi ise ağaçtan başı sivri “Şiş” î yapmış, bunu da bilmiyoruz. Yalnız bildiğimiz şey, dilin sözcükler üretmesinden sonra, olanlar ve olaylar nesilden nesile aktarılarak söylenmiş ve ezenle ezilenin tarihi başlamış. Önce fizikken güçlü, zekâca İblis olan kişiler, fizikken kendinden güçsüz ve zekâca dürüst, her şeyin paylaşımından yana olanların hem ürettiklerini ellerinden almış ve hem de kendine kul, köle yapmışlar. Yani istediği zaman ya bir hayvan gibi satar ya da kızdığı zaman onu öldürmeyi bir görev sayarmış. Tabii bu köleci toplum yapısı kaç yüz bin yıl sürmüş, onu da tam ve net olarak bilmiyoruz. Bildiğimiz şey, köleci toplumdan, feodal topluma, feodal toplumdan da bugünkü kapitalist topluma geçişimiz ve insanlık tarihinin yazılması da Yunanlı Herodot’tan başladığını biliyoruz. Tabii Herodot ezilen bir Yunanlı değildi. O’da ezen sınıfın bir okumuşu idi. Yani tarihi ne kadar doğru yazmış bu tartışmalıdır. Ya dinler ve dinler tarihini kim ve kimler yazmış? İnsanoğlu kendi insanlık tarihi içinde Tanrı’yı nasıl yarattı? Bu soruya idealist felsefe, bütün evreni, yeri, göğü, bütün canlı ve cansız varlıkları yaratanın “Tanrı” olduğunu söyler, fakat o Tanrı’nın nasıl bir varlık olduğunu bilmez ve onun varlık resmini kimseye gösterme lütfunda bulunamaz. Dini yaratanlar, Tanrı’nın insanoğlunun iki türünü, yani kadın ve erkeği çamurdan yaratmış, erkeğine “Adem” dişisine de “Havva” ismini vermiş ve bugünkü dünyamızda yaşayan dört ayrı renkten oluşan ve maddeleri bir olan, bütün insanların “İlk anne ve babaları olduğunu” söylerler, nedense Tanrı’nın çamurdan yaptığı bu iki insandan dört ayrı renkli insanın nasıl türediğini, konuşan, bilen, gözleriyle bu çamurdan yapılan Adem ve Havva’yı kim ve kimlerin gördüğünü de kesinlikle söylemezler. Ayrıca bu Adem ve Havva hikâyesinin bilim dünyasındaki tarihi altı bin yılı geçmez. Oysaki insanlık tarihinin rakamı, milyarları aşar.
Neyse bu konuyu daha fazla uzatmadan, başlıktaki “Bir Türlü İnsanlaşamayan İnsanlık Dünyası” meselesine geleyim. Yukarıda bilebildiğim kadarıyla insanlık tarihinin kısa bir hikâyesini anlattım. Yani ilkellikten çıkmış, gerçek insan olmaya doğru adım atmış atalarımız, ilk önce kendilerini vahşi hayvanlardan korumak için ağaçtan ucu sivri şiş yapmışlar, ne yazık ki bu şiş süreç içinde, bu kez insanı öldüren bir silah olmuş. Yani o eski atalarımız bu yeni silah ile birbirlerini öldürmeye başlamışlar. Daha sonra ok ile yayı icat etmişler. Yani karşılıklı dövüş değil, uzaktan birbirlerini sivri uçlu okla öldürmüş, mal ve mülklerini de talan etmiş, kalan genç sağları da kendilerine kul, köle yapmışlar. Bu da yetmemiş, gelişen beyin bu kez de demirden ucu sivri keskin hançer, kılıç ve kalkan yapmış, insanlar vahşicesine birbirlerini keskin hançer ve zırhlı kılıçlarla öldürmüş. Yine bu da yetmemiş insanoğlu barutlu –barutu bulan Çin- tüfeği icat etmiş, bu sefer bu lanetli silah ile birbirlerini öldürmüş. Daha sonra top, tank, ağır makinalı otomatik koca tüfek, havada savaş uçakları, denizlerde savaş gemileri, atom ve hidrojen. Atomu Hiroşima’da denedi Amerika’daki zalim egemen, İngilizler.
Evet bu akla sahip olan, dünyamızdaki bütün icatların mimari ve ustası olan insanoğlu ne yazık ki bir türlü gerçek insan olamamıştır. Hiçbir vahşi hayvanın yapmadığını, akıl ve zekâ sahibi olan insanoğlu kendi türüne yapmaktadır. Hiçbir hayvan türü, kendi türünü öldürmez ve etini yemez. Ama korkunç zekâ ve akla sahip olan insan, kendi türünü öldürmek, onun tüm varlığına sahip olmak ister. Sanki hiç ölmeyecekmiş gibi. Oysa her insanoğlu, günün birinde kendisinin de öleceğini bildiği halde “Belirli bir zaman dilimi içinde yaşamak varken, neden birbirimizi öldürelim” demiyorlar ve ne yazık ki bu vahşet ezenle ezilenin başlangıç gününden günümüze devam etmektedir. Akad denilen Sami ırkı Kuzey Afrika’dan Mezopotamya’ya gelişlerinde, onlardan önce o coğrafyada yaşamış insanları kılıçtan geçirip o kutsal toprakları kan gölü haline getirip, tarihin onlardan başladığını bildiğimiz Sümerleri tarihten sildiler. Mısır’da ise zalim Firavunlar Afrika kıtasındaki siyah zencilerin ve diğer mazlum halkların gücüyle piramitler inşa etti, insan kanı orada Nil olup aktı. Daha sonra Elamlar, Babil, Asur, Luvi, Mitanî, Hitit, Medya, Urarto, Pers, Sasani, Safevi, Doğu ve Batı Roma İmparatorluklar. İskender’in canavarcasına Batı’dan Doğu ve Afrika’ya Mısır seferleri, öldürülen yüzbinlerce kendi türünden insanlar. Ardından yine Avrupa’da zalim Roma İmparatorları, Doklar, Kontlar, Krallar, Deli Neronlar, Lovi ve Napolyonlar, Arap yarımadasında çıkan Semavi dinleri yaratan, insanlık dünyasının arasına nifak sokan sözümona Muhammed Peygamber ve Halifeleri -Zerdeşt ve İsa hariç- ve 36 zalim kardeş, bava katilleri ve milyonlarca masum insanların kanını akıtan Osmanlı Padişahları ve 214 devşirme, kan dökücü Sadrazamları. Ve 1923’te o zalim kurumun kalıntıları üzerine kurulan yeni zalim Türk’ün TC devleti ve kurucusu, cinsi, cibilliyeti beli olmayan bêbav Mustafa Kemal ve onun Avrupa’daki fikir arkadaşı, dostu Hitlerin zalimce vahşeti ve birbirlerini vahşicesine öldüren o kıtanın insan sıfatındaki insanlar. Ya uzun tarihi süreç içinde, Dünya’nın doğusunda gelişen zalimlikler?
Moğol Türk’ün ve Mançuraların Çin halkına yaptıkları vahşet ve bugün o vahşeti simgeleyen koca Çin Seddi. Yıllar önce doruk noktasına çıkarken durup ağladım ve insanlığımdan utandım. Ya 1071’de bu kez de ülkeme gelen yine o barbar zalim Moğol Türklerin Han ve Başbuğları?
Bin yıldır o koca coğrafyayı kan gölüne çevirdiler. Onlar, Sasani ve Safeviler, Rus Çarları, Amerika’ya giden İngiliz ve İspanyolların orada döktükleri insan kanı. Üstünde yaşadığım Avustralya kıtasına 1788 yılında gelen İngilizlerin buradaki yerli halk Aborıcilere yaptıkları vahşet ve zulüm. Yine cennet ülkemi işgal eden, yüzbinlerce Kürd, bacı ve kardeşlerimi vahşicesine öldüren, dünün bêbav Mustafa Kemal’ı, Şah Rıza Pehlevi ve Humeyni, Hafız Esad, Saddam Hüseyin, Kenan Evren ve bugün de Gürcü Recep Tayyip Erdoğan, kendi türünden yüzbinlerce insanı öldürmekten zevk duyan bir kan emicisi vampir. İşte ben, bu insanlaşamayan insanların sıfatını taşıdığımdan dolayı utanıyor ve insan olduğuma bin lanet okuyor, “Keşke insan olarak dünyaya gelmeseydim” diyorum. İnsanın, insanı öldürmediği, dünyamızdaki bütün yaşamsal ürünlerini kendi aralarında kardeşçe paylaşan, kavga ve savaşların bir insanlık ayıbı olduğu bilincinin egemen olduğu bir dünya dileğiyle, derken bir dörtlükle de yazıya son vermek istiyorum

İnsan bir türlü insan olmadı
Sıfatı insan, duygular barbar
İslâm dünyası, Türk, Arap, Fars’ı
Olmuşlar vampir, aç kurt, canavar.


Hoşça kalın.

http://navkurd.net/2020/02/12700/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2019.12.12 13:19 SikiTuttunSaruman KGB REDDİTİN KURULUŞU 7.BÖLÜM

KGB REDDİTİN KURULUŞU 7.BÖLÜM

Kgb 1.Downvoter Savaşı
''''''''''''Bilgilendirme: Bu parttaki müzikler mobilde de arkada dinlenebilmesi için spotify eklentilidir'''''''''''''
**************************************************************************************************
~~ ~~ Kgb yelleri ~~ ~~
Her şey bittiğinde ve çöken şafak cennetin ışıkları altında bedenlerimizi yaktığında; geriye anlatılacak hikayeler ve hatıraların boğuk sisi kalacaktır.
Sarumanın günlükleri 9. Kayıp cilt, 28.ekleme, sayfa 1019
SAVAŞ ÇANLARI
Koşuşturan kgbliler ve kızgın alevde dağlanmış kılıçların çelik seslerne karışan, ince telleri elf kızlarının altın saçlarını andıran yayların hemen önünde: lirlerine uzanan ozanların resmedilemeyen görüntüsü. Hüznünü öfkeyle kusarcasına bağıran karanlık bulut kümelerine karşın, ertesi günün sabahında kgbde karşılaşacağınız koşuşturmacanın sadece yarısı bile çakan şimşeklerden daha endişe vericiydi. Tüm üyeler artık geri dönülemez bir yolda olduğumuzu biliyordu; bu yüzdendir ki insanlar kılıçlarını bilerken elfler sadaklarını dolduruyor, cüceler inşa ettikleri savaş makinelerini yağlarken hobbitler küçük hançerleriyle tarla fareleri gibi etrafta koşturuyordu. Tam son gelişmelerden haberdar olmak için günün ilk işi hot posts tavernasına girecek…
“Ondan sonra da annesini yatırıp bir güzel siktim!”
DUR!
Dememle çarpışmamız bir oldu hobbitle. Kim olduğunu tahmin etmek için çabaya gerek bile yoktu, keza sadece konuşmasından bile kendini belli ediyordu u/skyxco.
“Oo Saru naptın!” yere dökülen birasında kalmıştı gözü, “Bugünlerde de ağız tadıyla ana sikemez olduk”
O sırada konuştuğu hobbitler u/karmamarma1 ve u/AhmetOguzTr ise kahkahalara boğulmuş kahkahalar içinde bir oraya bir buraya savuruyordu biralarını. u/skyxco ise daha derin bir imayla söylemişti sözlerini.
“Hala downvote alıyor musun?” diye sordum ağır bir sesle.
“Evet…”
Gel, sana bir bira ısmarlayayım.”
Karma ve ahmetoguz ise “bize de yok mu orospu çocuğu” dercesine yüzüme bakıyordu, büyücü kredisinin daha yatmasına 10 gün vardı amk hobbitleri.
“Tamam orospu çocukları” dedim. “hepinize birer bira.”
****************************************************************************************************
İçeride ölüm sessizliği vardı. Kgbnin tüm ırkları soğuğunu hissetmiş savaşın, karanlığın fısıltılarını dinler olmuştu. İnsan kabasakal, cüce cornelius, elf berdog ve hobbit u/alperozkaya yı gördüm farklı köşelerinde bardaki chatroomun. Masaya oturduğumuzdan beri hareket eden tek şey, kahve deri ciltleri aşınmış bir tutacın arasındaki notlarına gömülmüş, birasından daha tek yudum almamış ahmetoguzun sayfaları arşınlayan parmaklarından ibaretti.
“Neye bakıyorsun?”
“Floodları düzenliyorum, geri dönemezsek birisine bunları bırakmam gerekiyor.”
Karma ise onun aksine dalgın bakışlarla duvarları izliyordu.
“Hot posts’a bir kere yolu düşmüş herkes bunu bilir. u/skyxco olarak annelere hükmetmek isterim kainatın yazılışından itibaren, hepsine; ismim anılır en karanlık köşelerinde kgbnin, fakat artık konuştuğuklarımız yitiyor Saruman. Tesadüf sanıyordum. Commentlerime mavi çalınırdı ara sıra, fakat artık ne zaman birisinin yegane annesini ağzıma ansam, dipsiz bir bataklığın içerisine çekiliyor sözlerim.”
Parlak kılıcını kınından çıkarıp yavaşça masaya koydu.
“Ne olacağı umrumda değil. Artık tek istediğim, daha fazla kan.”
****************************************************************************************************
Akşam geldiğinde tüm kgb geniş hot posts’ta yerini almıştı. Mod kadrosu kendilerine ayrılmış 7 meşin kütüğe, u/cathessis remmani taşlı kızıl asası ve u/ministerblackveil ile bir köşesinde tavernanın; u/s_v_m, u/corneliusvanbaerle ve u/25122203(Kabasakal) diğer köşesinde. Serviste üç mutfak robotu , u/ayseyz u/idillogia ve u/fikarme. Her ne kadar sonuncusu biraz erkeksi dursa da. Bar taburesinde pürdikkat bir elf u/berdog, ayaklarının dibindeki kediler ve yanındaki zıbzıb u/kralperxx ile. Bardaki eski ama kumaş kaplı sandalyesinde oturmakta olan beyefendi u/pervane_pascha (son anda hayata döndürmeyi başarmıştık, hala daha ekliyordu postlarına uzun yazılarını). Kapıdan iki insan, u/Canbeaxiel ve ejderha terbiyecisi u/KiracUzun da girdikten sonra kalan nickleri okumayı bıraktım, çünkü Kürşat’ın tavernanın üzerinde 8er metrelik dev kanatlarını çırparak inecek bir yer bulmaya çalışması tüm dikkatimi bir kaplumbağa pornosunda birbirine çarpan kabuklara çevirmişti. Aynı u/hamhumsaralop’un konuşması gibi:
“BU DOWNVOTERLAR KESİN KÖYLÜ AMK BUNLARIN KARISININ AMINA SUYLA ÇİMENTO DÖKÜP SİKE SİKE KARMAK LAZIM BETON SERTLEŞİNCE ÖLÜLERİNİN CESETLERİNİ SİKİMİZDEN KAZIYARAK ÇIKARTIRLAR!”
Hamhum tam ayaklarını çıktığı masanın üstüne vura vura konuşmaya devam ediyordu ki aniden taş kesildi. Zaman bir saniyeliğine durdu handa. Tüm sesler sustu, görülmez bir bıçak kesti kağıttan gürültüyü. Lord girdi kapıdan.
u/furkantopalın sakin bakışları süzüldü her birimizin üzerinde, botlarının tahta zeminde çıkardığı sesler kulakları döverken modların arasından geçip deri tahtına oturdu. Kabzasının içerisinde değildi bu sefer sağ elindeki kılıcı, sert bir şekilde yere saplarken tahta zeminin altındaki küçük maviliği gördü. Zehir hot posts'a kadar gelmişti, sakince anlatacağı savaş konusu; taşan bu son damlayla yeniden yazıldı. Sakin bakışları patlamaya hazır bir volkana dönmüştü artık, bağırmayı beklerken. Giderek buruşturdu yüzünü, sükunetle üzerimizde gezdirdiği gözleri artık sizi alevler içerisinde çiğneyecek karanlık bir iblisi andırıyordu. Dişlerindeki gıcırdamayı tüm salon hissediyorduk, daha bir dakika olmadan oturduğu yerden aniden kalktı kılıcını çıkartırken. Salonun en ucundaki u/wingedhussar ın bile duyabileceği kadar yüksek bir perdeden öfkeli bir sesle fermanını veriyordu:
"DOWNVOTELARLA İLGİLİ"
"Sosyal medyada boy gösterebilme şansım olsa, kadromuzdaki eksik old kgb tayfasını dolduracağım buraya amına koyayım, buraya gizli gizli geçtiğimiz için hala burda olduğumuzu bilmeyen çok insan var ama rahata kavuştuğum güne kadar kendi göbek bağımızı kendimiz kesicez. Ve beni tanımayan orospu çocukları, TANIYACAKLAR.
ŞİMDİ BU KURALLARA UYUYORSUNUZ VE KGB'Yİ YÜKSELTİYORSUNUZ. BAZI MEDENİYETSİZ SİKİKLER YUMUŞAK YÜZLÜLÜĞÜ ZAYIFLIKLA KARIŞTIRIYORLAR. ONLARIN ANASININ AMINA KARTAL GİBİ SÜZÜLMENİN VAKTİ GELDİ."
*********************************************************************************************
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Bu şarkıya MUTLAKA geç ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Karga sesleri duyuldu tavernanın dışında.
...
Geliyor...
Konuşmasını bitirdiğinde, asamı yere vurmaya başladım, hobbitler de ritme kapılmıştı; büyücüler yerleri dövüyor, şövalyeler çelik kılıçlarını tokuşturuyordu havada. Masaların üzerinde cüceler ayaklarıyla vuruyordu, cornelius içkisini bırakıp çift yarım baltalarının demir saplarını birbirine çarpmaya başladı!
GELİYOR!
TAK! TAK! TAK! TAK!..
TAK! TAK! TAK! TAK!
TAK! TAK! TAK! TAK!
BERDOG BAĞIRDI!
DÜNÜ UNUTMAYACAĞIZ.
KAYIPLARIMIZI GÖMECEĞİZ!
YARINI GÖRMEYECEĞİZ.
BUGÜN ÖLECEĞİZ!
SKYXCO SAVURDU KILICINI
SA-VA-ŞA!
SA-VA-ŞA!
SA-VA-ŞA!
KAN İÇİP!....
SA-VA-ŞA!
BUZ ÇİĞNEYİP! SA-VA-ŞA!
SA-VA-ŞA!....
ÖLÜM MELEĞİNİ KATLEDİP!
SA-VA-ŞA!
BÖĞÜRÜP GEBERTMEYE!
SA-VA-ŞA!....
ET DİŞLEYİP!
SA-VA-ŞA!
CESET EZMEYE!...
SA-VA-ŞA!
SVM BAĞIRDI!
GÜNEŞ GİBİ YÜKSELECEĞİZ!
ŞAFAK GİBİ ÇÖKECEĞİZ!
SA-VA-ŞA!
KGB DOĞACAK!. KGB ISIRACAK!. KGB SAVAŞACAK!
SA-VA-ŞA!
ASLANLARI PENÇELEYECEĞİZ!
SA-VA-ŞA!
TİMSAHLARI BOĞACAĞIZ!
SAVAŞA!
YARIN SAVAŞACAĞIZ.
SAVAŞA!
SAVAŞA!
SAVAŞA!..
KEMİKLERİMİZ PARÇALANANA KADAR!
CESETLERİMİZ ÇÜRÜYENE KADAR!
SA-VA-ŞA!
MEZARLARIMIZ TAŞANA KADAR!
SA-VA-ŞA!
SA-VA-ŞA!
SAVAŞACAĞIZ!...
KIZILA BOYAYANA KADAR GÖKYÜZÜNÜ!
SAVAŞACAĞIZ.
DİZ ÇÖKTÜRENE KADAR !
SAVAŞACAĞIZ.
BOĞAZLARINI DEŞENE KADAR!
SAVAŞACAĞIZ.
TEK TEK BOĞANA KADAR!
SAVAŞACAĞIZ! ...
******************************************************************************************************
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ KGB Savaş Müziği ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Yarının sancağında kılıçlar yükseldi. Üzerlerimize gelen downvoterların ağızlarının suyu damlıyordu kızgın toprağa. Gözlerimiz faltaşı gibi açılmıştı kara metal mavisi zırhların fazlalığına, biz ise kırmızıya çalan kuşakları işlemiştik zırhlarımıza. Genç u/rientala19 ve u/BlueGrayOwl ise kılıçlarının kabzalarına koyu kırmızı rengi çalmıştı, u/berdog'da turuncu uçlu oklar, Süvari u/YanikTheGent'in atının yelesinde göz korkutucu bir kızıllık vardı. Bir de u/kralperxx ise, komple annesini kırmızıya boyamıştı gebzeli orospu çocuğu! Anneni ketçaplayıp ketçaplayıp sikeyim gebzeli !
Tüm bu hengamenin arasında, u/cemceylan, u/ministerblackveil ve u/berdog başta olmak üzere tüm elfler yaylarını çekiyor. sinirleri pamuktan bir ip gibi gerilmiş u/T4LK- ise şövalye birliğinin başında. Downvoterler atış mesafesinde değil, hobbitler hançerleri ve küçük kalkanları ile. Downvoter savaş borusu öterken mavi kurtların üstünde kgbye doğru koşmaya başlıyorlar. u/25122203 en önde bağırıyor, "GELİYORLAR!"
Lordun sesi patlıyor kulaklarda
"ATEŞ!"
Oklar yağmur gibi yağıyorken üsterine kızıllığın dansına bırakıyor ölüleri. 'Ağrr' sesleri ile ilerliyor dvoterlar. Süvari u/YanikTheGent önde, Babasını(u/terstensaplayan98) yeni kaybetmiş genç u/terstensaplayan123 arkasında yapışıyor boynuna atının.
"SNE NREZBUR KNESTAR! SNE NREZBUR KENDAR! KLEİRA VAN DUR!"
u/Cathessis ile bağırıyoruz gökyüzüne, kızıl yıldırımlar iniyor karanlık mavilere!
u/TigrisSs The Green mavilerin ayaklarına dolanacak sarmaşıklar çıkartırken kgb süvari birliği ortadan ikiye ayrılıyor, tek hedefleri olan mancınıklara ilerlemeye çalışırken arkalarından savaş arabasında u/corneliusvanbaerle'nin bağırışı kulaklarda:
"BİLİYOR MUSUN ZEYNEP!"
Asıl patırtı kurtlar ile yere çöküp falanks misali kalkanlarıyla duvar örmüş cücelerin buluşması oluyor. Arkalara atlarlarken u/lettersnumbers-'in omuzluğunun parçalayan pençesiyle kurdun biri onu yere yıkıyor. Suratında hissedilen sıcak buharlı nefes ve kurt salyası, boynunu parçalamak için dişleriyle ısıracakken... u/bedevizmc!
"Dur!" u/bedevizmcnin asası sanki kurdun dişlerine bağlanmışçasına tutuyor çenesini, ork atlıyor üzerine bu sefer u/lettersnumbers-'in. Paslı kılıcı gökyüzüne kalkıyor, fakat bir okla yere yığılıyor kılıcıyla birlikte.
"Rica ederim!" berdog gözünü kırpıyor, sıradaki downvotere okunu geçirmek üzere.
u/AhmetOguzTr'yi görüyorum sövalyelerin arasında hızla koştururken, downvoterların bir tanesinin sırtına atlayıp hızlı hızlı ensesine bıçağını batırdığını görüyorum:
"ananızı sikim sizin orospu çocukları atmayın işte şu downvoteleri ya atma abi işte düzgün post kalmadı ananızı sikim sizin kgblilik bu mu amınakoyım sikiş için sub arıyorsan başka suba git ya atma işte atma daha hot'a düşmeden postunuzu 7kişi downlamış olsa nasıl hissedersiniz orospucocukları git hayal edip..."
Dev trollerin üzerine binmiş olanlar yeri göğü sarsarak ilerlerken kılıçlarını çekmiş kgb şövalyeleri ayaklarına saldırmaya çalışıyor, gökyüzünde sesleri yankılanıyor devlerin, "kgb p*rno gurubuduğr, kgb reddite syürülmüş bir leğke!"
Üzerine gelen oklar vücuduna gömülmek yerine kalın derisi tarafından sekiyor ya da kırılıyordu. Etrafını saran kılıç kuşanmış kgblileri eliyle sağa sola savururken yavaşça sur kapılarına ilerlediğini gördük, oraya ulaşmayı başarırsa tek savunmamız düşecektir. Biz büyücüler ise patlama büyüleriyle meşgul olduğumuz sürece oraya bakamayız. u/ImmortalThoth'u eline alıyor, kafasını dişleriyle ezmek için ağzına götürmek üzere.
"Böyle öldürme şekli mi olur, sen nasıl devsin amk? Düzgün bir şeyler yap ne bileyim ayağınla ez ya da bir yerlere fırlat yemek nedir sen ne boş bir devsin böyle!"
Her şeye muhalefet orospu çocuğu kafasını karıştırmışken u/Melik0S devin ayak tırnağının arasına tüm gücüyle saplıyor kılıcını, tırnağının altından kanlar akıyor; diğer ayağıyla acı içinde tekmelerken Melikos'u metreler uzağa. Hassiktir.
Devamını izleyemeyecek durumdaydım, bulunduğum surun tam alt kısmına çarpan bir kaya ile yer parçalanmıştı sanki, deprem oluyordu. Asama yaslanamadan yerdeydim. Sura yaslanmış bir merdivenden üzerime bir ork atlarken hiç tanımadığım birisi tutuyor downvoterın kılıç tutan elini. Nickini okuyamıyorum pelerin taktığı için. Arkası dönükken turuncu kılıcını geçiriyor downvoterın karnına, apar topar yerden kalkarken yüzüne dönüp teşekküre fırsat ararken ettiği tek kelime ile pelerini çoktan gözden kayboluyor:
"Görükle..."
Vay orospu çocuğu. Demek sendin.
Savaş tüm kızgınlığıyla ilerlerken yerde yatan ImmortalThot, Melik0S'un yaptığı saldırıyla devin ellerinden kurtulmuş bile. Sur Kapısı devin çivili eldiveni ile dövülürken her darbede daha az sağlam duruyor, çöktü çökecek. Tek iyi haber, süvarilerin mancınıklara ulaşmış olması gibi görünse de, etrafa baktığımda etrafı sarılı corneliusun bağırarak baltasının birini maviyle boyalı bir komutana fırlatması ve yaralı u/pervane_pascha'nın tek eliyle tuttuğu kılıcıyla sırtını duvara yaslamak zorunda kalması iyi gözükmeyen manzaranın içerisinde küçük nüktelerdi sadece.
Kapı büyük bir zangırtıyla parçalanıp düştü.
İçeriye akın ediyordu downvoterlar, u/phalaknenin edit golemleri bile hepsine yetişemeyecek kadar yavaştı; kendisi de aralarına atlayıp ingiliz anahtarını bir onun bir diğerinin kafasına savurmaya başladı, fakat bu yegane bir çabaydı.
Kaybediyorduk.
******************************************************************************************************
"Lord Nerede!?"
Hustle'a bağırıyordum, savaşın başlama emrinden sonra gözden kaybolmuştu. Eğer Hot Posts da maviye bulanırsa kgbnin düştüğü anlamına gelirdi, en çok ihtiyaç olduğu zamanda neredeydi bu adam!
Derken kıyamet koptu.
"AÇILIN OROSPU ÇOCUKLARI!"
Lord daha önce hiç görmediğimiz bir yeşil savaş arabasının üzerinde kılıcını sallayarak bağırmaya başladı!
"KGB DEVAM EDECEK!"
Kalabalığın arasına düşmüş bir meteor gibi parçalıyordu downvoter birliklerini, kelleler kum torbaları gibi yere yığılıyordu kgbnin girişinde. Birliklerin etrafında daireler çiziyor, her dönüşünde çivili parlak savaş arabasını sürdüğü downvoterları buğday tanelerini öğüten buğday taneleri gibi üzerlerinden geçiyordu. BU ŞEY DE NEYİN NESİ!
Kıyamet makinesinin üzerinden atlayıp kılıcını sapladı göğsüne birinin, suratına yaklaşırken sözlerini fısıldıyordu:
"Reddite hoşgeldin, amk new'i!"
Koyu yeşil/siyah araba ise çıldırmışçasına dört dönüyor, biçiyor, üzerlerinden geçiyordu yoz downvoterların. Yükselen bir metal konserinin delirmiş ritmine kapılıyor savaş arabası. Beyaz asamı tuttum u/furkantopal'a, kan kokusunu andıran kara büyü ile kutsamamı okurken kana boyanmış yüzünü siliyor.
Çelik tutamaçlarındaki yazı parlıyordu arabanın savaşın ortasında: u/AutoModerator.
Maun tekerlekli kıyım makinesini arkasında bırakırken koşmaya başladı devin üzerine, sırtındaki kurt postu omuzuyla bütünleşmiş; koşarken ritmiyle kavruluyordu savaşın.
u/TigrisSs altındaki zemini bozdu devin, sarmaşıklar yetmiyordu ama bastığı yerin çamurdan bir bataklığa evrilmesiyle sarsıldı yerine sabitlenirken. u/Cathessisi gördüm lord yanından koşarak geçerken, planı o da anlamıştı. Devin üzerine koşarken rüzgar büyülerini lordu sarmak için kullandı, T4LK diz çöküp basamak oldu lord üzerine koşarken; dostunun sırtına sertçe basarak yükseldi güneşin önünü ay misali kapatan u/furkantopal! Devin omzuna sapladı kılıcını sabit durmaya çalışırken. Koşturmaya başladım ben de, tüm kalabalığın üzerine, u/YanikTheGent uzattığı eliyle atlamam bir oldu kara ata.
Yanımızdan u/csyeninden koşturuyordu boz süvari,
"Bir fikrim var!"
Göğüslüğünün arasına sıkıştırdığı bir urganın tek ucunu attı üzerimize, u/YanikTheGent bir eliyle sıkıca kavrıyordu dizginini atın, diğerinde ise ipin bir ucu vardı, iki yana ayrıldık ipi gererken.
Ayaklarının etrafında daireler çiziyordu iki at ipleri gererken, en son yere indik ve çekmeye başladık; u/KiracUzun ve u/csyeniden de çekiyordu. Üldürülen üniversite öğrencisi ise taştan zırhını yarıp deliyordu omzunu, sırtını fakat hala daha ayaktaydı. Dev bir beton heykeli iplerle devirmeye çalışan kişilerdik.
Ta ki bir alev sütunu bir mızrak gibi göğsüne çarpana kadar mark hizmetkarının. Bu Kürşat! Yüzünün kenarlarındaki kızıllıklar tüm vücudunu sarmış, sanki başka bir forma bürünmüştü savaş için. Geri adım atmaya çalışırken iplere takılan ayaklarını tüm gücümüzle asılıyorduk, belimdeki sorun bundan hiç memnun olmayacak!
Zangırtıyla düşerken u/furkantopal'ın atladığını gördüm kürşatın üzerine. Alevlere bürünmüş ileri gidiyorlar
u/corneliusvanbaerle yanındaki u/wingedhussar ile hala daha düşmemiş birer kale gibi, onları düşürebilecek tek şey sanırım u/wingedhussar'ın "Hiç ork siktin mi abi" tarzındaki soruları.
İlerlerken sayımızın azaldığını, fakat karşımızdakilerin hala daha taze kovandaki arılar kadar çok sayıda olduğu gerçeği yüzümüze çarparken duraksamadık bile. Epi topu 400 aktiftik o saatlerde. Kürşatın alevleri bir havai fişeğin yavaşça süzülen parçaları gibi ateşten bir iz bırakıyor, ölüme gidiyoruz.
Lord kılıcını havaya kaldırana kadar öyle sanıyorduk en azından.
"Bakıyorum da siz sadece sıradan postlarla gelmişsiniz, daha fazlasına ihtiyacımız var."
Textpost Çağrısı
Yerin altından çıkmaya başladı iskeletler, etraflarında kızıl savaş sisi; bunlar ghostlar!
DEMEK TÜM BUNLAR OLURKEN BURADAYDINIZ OROSPU ÇOCUKLARI!
"Biz porno izlemeye geldik knk nsfw yoksa geri dönücez furki"
Demek Lylo'nun ifşasından beri burada sessizce bekliyorlardı, inanılmaz.
Cesetlerin üzerinden zıplayan cüce cornelius u/phalakne'nin edit savaş arabalarından birine atlamış koşarken sırtında u/wingedhussar ile koşturan u/berdog'u gördüm, yanlarında u/s_v_m ise bir dver'ın gırtlağından çıkardığı kılıcı ile olayı kesiyordu; mezbahadan fırlamış gibiydi kanlara boyalı. u/s_v_m'nin çocuksu mutluluğu vardı bir yandan omuz omuza çarpışıyor oluşumuzun, yüzü gülüyordu.
"BANLATTIM OROSPU ÇOCUĞUNU! 22si düştü!" diye el sallıyordu bize,
Ve sırtına saplandı bir kör kılıç.
Sesi kesildi, gırtlağı kan doldu.
Nefesi yarım kaldı.
Gözleri kaburgalarını yırtan metalin acısıyla boyalı incileri andıran kızıl damarı kürelere dönüştü.
Arkasında duran orijinal içerik flairi koymuş bir reposter, başka gruplardan çaldığı post ile kgbnin etrafında dolanan bir celladın kılıcına sahipti. Kural 3 ile birlikte svmnin de zırhını parçalamıştı.
Gözleri kızıllıkta kayarken yere yığıldı erişkin hobbit.
Sol elindeki kılıcı yere düştü.
************************************************************************************************
Olduğum yerde kalakalmıştım u/s_v_m'nin düştüğünü görmemle, üzerine doğru koştururken bakışlarını üzerime dikmiş sahte orijinal içerik üreticisi, gözlerini bir an bile üzerimden ayırmadı. Sırtına u/hamhumsaralop atlayana kadar.
"Siz köylü orospu çocuklarını diri diri yakmak gerek" derken hançeriyle zıplayarak boğazını kesti düşmanın, fakat svmyi götürmemiz gerekiyordu.
u/karmamarma1'i gördüm sırtlanırken,
"onu u/idillogia'nın yanına götür!"
Işık mikroskobuyla günden güne yeni merhemlerin üzerinde çalışan mutfak robotu geldi aklıma sadece
Kürşat ile kalanları biçerken turuncuya boyadık kalan dvoter klanını, u/pervane_pascha'nın yanına ie u/ayseyz yetişmiş, küçük çaplı bir ok yağmuruyla kurtardığı ateş çemberinin ortasından omzuna girerek çıkartıyordu paşayı.
u/skyxco sırtındaki kgb bayrağı ile koşuyordu düşman birliklerinin üzerine, turuncu kılıcı ile bir an bile durmadı. Ayakta kalan son dvoterın ölümü de onun elinden oldu. John wick edasıyla yere tükürürken son gürültüyü kopardı:
"SAVAŞ BİZİMDİR!"
Sonrasında o da yorgunluktan yalpalayarak yere yığıldı. Haklıydı. Savaşı kazanmıştık. Artık bitmişti.
***********************************************************************************************
***********************************************************************************************
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~Yolculuk Şarkısı~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
O günün şafağında işine 4 koldan sarılanları görürdünüz. Tüm amk n*wi cuceler sabah u/terstensaplayan123 nin attığı 144p nsfwler ile uyanır ve yabancı subredditlerden kaynak ve bilgi toplarlardı. Old flairine sahip bilge ırklar ise eski KGB postlarını reddite uploadlayarak hepimize gereken ruhu aşılamaktan sorumluydu. Kimileri fazla comment atardı, kimileri az. Bir tanesiyle ara ara yollarımız kesiştiğinden, commentlerine reply atarken de ayrı bir mutlu olurdum, u/TigrissSs (ismini bir türlü yazamamışımdır.) Her flair sahibine tutulmuş bir ayna gibiydi ayrıca, en yaygın "Kalktı" flairli genç hobbitler gerçekten de sabah erkenden kalkip, nsfw postları arasında en iyisine upvote atabilmek için grubun derinliklerine inerek New Posts'ta dahi arama yaparlardı.
u/skyxco ise katrana bulayıp tüğ dökerek siktiği annelerden bahsederdi hala daha chatroomda. Aramızda yeni yeni görmeye alıştığımız u/atakankolali ise muhabbet kuşu gibi tekrar ederdi konuşulanları, bir şeyi kaçırırsanız ondan dinlemeniz mümkündü. u/wingedhussar sorular sorar, u/YanikTheGent ile u/skyxco debelenirdi tavernanın ortasında. u/kralperxx ise hala daha u/okuryusuf'un peşinden gidip gerçek bir orospu çocuğu olmak için çabalıyor.
u/s_v_m'yi ise savaştan sonra revirde yatarken gördüğümü hatırlıyorum, fakat eminim ki onu kurtaran şifalı merhemler ve büyüler değil, irades... Büyük ihtimalle gruptakı %0.001lik östrojen seviyesi.
Surları onarıyordu u/cemceylan ve u/25122203 her sabah, gedikleri kapatmasında yardım ediyorlardı tüm kgb halkına. u/sunqfu çiziyordu destansı resimlerini kgb'nin hala. u/ministerblackveil ise kgb'nin kiliselerinde oturmuş, yaralı ruhunu sarıyor; sükunetle dinleniyor kayıp rüzgarların altında. u/pervane_pascha deri sandalyesinde mecmualarını okuyor, u/BraveShadow ve nicelerimiz koşturuyor kgb sokaklarında.
Savaştan sonra göremediğim tek kişi u/Cathessis. Son bir konuşmamız oldu:
"Nereye gidiyorsun?"
"Bu evrendeki tek kgb biz olabiliriz, ama başka yerler de var. Hala daha bir yerlerde direniyor kgbliler. Yalnız değiliz."
"..."
"Başka evrenlerde, başka kgbler var."
"Anlıyorum." dedim genç görünümlü büyücüye, onun da zamanı gelmişti demek. Anlıyorum.
***************************************************************************************************
Peki ben Saruman ne yapıyordum?
ZABUMAFU tam anlamıyla uyanmıştı. Kadimlerden eski bir zaman geliyordu, ve biz bunu yapmak zorundaydık. Seçilmiş olanların belirleneceği yegane yolculuk. 1 ay elimizden düşmeyen vişneli çizkeklerimize hakim olmak zorundaydık, yoksa detroit kurbağaları gibi dilleyen bir kadın gelecek ve bizi ele geçirecti. Vakit çüklerimizi cebimize sokup ilerleme vaktidir.
Beklenmeyen yolculuk başlamıştı...
*********************************************************************************************************************************************************************************************************************************************************************************************************************
Part3'ün sonundaki bu şiir ile çoktan anlatmış olduğum downvoter savaşına tanıklık ettiniz, güzel vakit geçirmenizi sağladıysam ne mutlu bana

Gün doğumunda, yükselen ağaçlara bakın!
Kamp kuran hobbitlere ve zambaklıgöle.
Teknelerin yanaştığı Taşkın Deniz'e veyahut
Olgunluktan yere düşen Turunç meyvelerine!
Onlar ki, dünün başyapıtlarıdır.

Gün batımında, yükselen mızrakları seyredin!
Kılıç kuşanan cüceleri veya yaprakhançerlerlileri.
Çelik seslerinin yükseldiği Günlimanı'nı ya da
Kanca gagalı Leşyiyicilerı!
Onlar ki, bugünün eserleridir.
KULAK VERİN!
YENİ GÜNÜN ŞAFAĞINA.

Yeni gün doğumunda, parçalanmış ağaçlara bakın.
Sönmüş kamp alevine ve kırmızı dolmuş zambaklıgöle.
Dibinde batıklarla Taşkın Deniz'e veyahut
Yere yığılmış körpe elf cesetlerine.
Onlar ki, dünün izleridir.

Yeni gün batımında, tekneler yaptığımız ağaç parçalarına bakın!
Küllerden merhem yapan elf kızlarına.
Batıklarda altın bulmuş heyecanlı hobbitlere veya
Elf kanıyla yeşermiş parlayan Ixora çiçeklerine!
Onlar ki, yarının umutlarıdır!
Kazandık.
******************************************************************************************
Amını dengesini siktimin manyağı, ne uzun yazmış yine aq
submitted by SikiTuttunSaruman to KGBTR [link] [comments]


2019.11.22 23:21 tasarim Dayanıklı Sweatshirtler

Dayanıklı Sweatshirtler
Özel tasarım sweatshirt modelleri, Wearingwords kalitesiyle üretildi. Pamuk oranının son derece yüksek olduğu ürünler, başarılı tasarımlarıyla dikkat çekiyor. Renk seçenekleri oldukça fazla. Kalitesinin yanı sıra şıklığıyla öne çıkmakta. Üstelik tüm sweatshirtler, yılın dört mevsiminde tercih edilebilir. Hem günlük hem de sportif amaçlar için kullanılabilir. Bu yönüyle son derece işlevsel.
Crop Top Modelleri Göz Kamaştırıyor
Crop top modelleri en çok satılan ürünlerin başında gelmekte. Kadınlar için özel bir şekilde tasarlandı. Beyaz rengin kullanıldığı sweatshirt, brutal ve multiple olmak üzere iki farklı opsiyona sahip. Kapüşonlu olan ürünün yüzde 70 oranlı pamuk ve yüzde 30 modal karışımı kullanılarak tasarlandı. Günlük olarak tercih edilebilir. Üzerinde yer alan disorder yazısı ürüne farklı bir hava katmış. Uygun fiyatlı olan sweatshirt, online bir şekilde siteden sipariş edilebilir.
Bisiklet Yaka Modeller Dikkat Çekiyor
Kadın tasarım sweatshirt ürünlerinde öne çıkan bir başka opsiyon ise bisiklet yakalı olanlar. Rahatlığına ve şıklığına düşkün olanlar için oldukça ideal. En asil renklerin içinde yer alan siyah kullanılarak üretildi. Sadece kış aylarında değil, aynı zamanda diğer mevsimlerde de giyilebilir. Minimal çizgi ve tarzı, son derece modern. Tercih edilen hammadde ise pamuk ve modal. Boğaz bölümünün hafif geniş olması, büyük bir rahatlık sağlıyor. Farklı beden ölçüleri mevcut. Çok uzun yıllar boyunca giyebileceğiniz ürün, oldukça şık.
https://preview.redd.it/ne0sh67bcb041.png?width=154&format=png&auto=webp&s=7f9d5256dc954a51d8d9755006d0fd6d935281c9
submitted by tasarim to u/tasarim [link] [comments]


2019.11.19 22:49 fragmanlife Sevgili Gecmis Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tam Liste Tum Oyuncular)

Sevgili Geçmiş Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri (Tam Liste Tüm Oyuncular) Ece Uslu ve Emre Kınay’ın başrollerini paylaşacağı Sevgili Geçmiş dizisi 25 Ekim cuma günü Star Tv ekranlarında yayına girecek. Çekimlerine 9 eylül pazartesi günü İzmir Urla’da başladı.
Süreç Filmin yapımcılığını üstlendiği Funda Alp’in senaristliğini üstlendiği Sevgili Geçmiş dizisinin başrolleri açıklandı. Son olarak Dayan Yüreğim dizisi ile ekranlarda yer alan ve Ece Uslu ve yine son olarak Vurgun dizisinde yer alan Emre Kınay oldu. Hem Emre Kınay hemde Ece Uslu uzun süredir dizi tutturamayan iki büyük yıldız. Emre Kınay yine 2017 de ünlü oyuncu Sibel Can ile Sevda’nın Bahçesi dizisinde baş rolde yer almış ama dizi yine tutmamıştı.
Star Tv ekranlarında ekim ayında izleyicisi karşısına çıkacak Sevgili Geçmiş dizisinin yönetmenliğini ise son olarak Bir Deniz Hikayesi dizisinde yönetmen olarak yer alan Aydın Bulut üstlenecek.
Sevgili Geçmiş Dizisi Konusu
Sevgili Geçmiş dizisinde zengin bir ailenin çocuğu ile evlenen Cahide isimli bir kadının kayını Cemal’in kendisine attığı bir iftira sonucunda kocasını öldürmekle suçlanıp 24 yıl ceza alması ve kendisi hapisteyken yetiştirme yurdunda yetişen üç kızının dram ve aşk dolu hikayesi anlatılacak.
Sevgili Geçmiş Oyuncuları Ece Uslu (Cahide) Ece Uslu 9 Eylül 1974 İzmir doğumludur ve şuanda 45 yaşının içindedir. Ece Uslu 9 Eylül 1974 İzmir doğumludur ve şuanda 45 yaşının içindedir. İlk olarak mankenlik ve tiyatro oyunculuğu ile sektöre giren Ece Uslu’nun ilk dizisi 1989 yapımı olan İz Peşinde dizisi oldu. Ece uslu ilk başrol deneyimini ise 1996 yapımı Kara Melek dizisi ile oldu. 2002 yılında Zerda dizisinde Türkiye’nin çok yakından tanıdığı bir isim oldu. Türkiye’nin bir dönemine damga vuran Zerda dizisinden sonra yine bir dönemin ünlü ismi olan Karagül de yer aldı ve Ebru karakteri ile dünyanın tanıdığı bir oyuncu oldu. Yirmiden den fazla dizi ve filmde yer alan Ece Uslu ne yazık ki 2017 de yer aldığı Dayan Yüreğim dizisinde beklediğini bulamadı ve dizi kısa zamanda başarısız oldu ve final yaptı.
Cahide kocasının ani ölümü yıkılan sonrasında da atılan iftira ile kocasını öldürme suçundan 24 yıl ceza almış çilekar ama güzel bir kadındır. Cahide tutuklanırken en büyük kızı üç ortanca kızı 2 ve en küçük kızı daha 6 aylıktır. Cahide evlatlarını hapiste büyütmektense onları yetiştirme yurduna vermeyi kabul eder.
Emre Kınay (Cemal Karalar) 1970 İstanbul doğumlu olan Emre Kınay 49 yaşının içindedir. Oyunculuğa tiyatro ile başlayan Emre Kınay İstanbul Duru Tiyatrosunun da sahibidir. Yılan Hikayesi dizisi ile ekranlarda tanınmaya başlanan Emre Kınay yeni nesle kendini Güneşi Beklerken dizi ile tanıtmıştır. Emre Kınay’ı Sibel Can ile başrollerini paylaştığı Sevda’nın Bahçesi dizisinde hüsran yaşamış sonrasında 2018 de yer aldığı ve Erkan Petekkaya ve Deniz Çakır ile başrollerini paylaştığı Vurgun dizisi de tutmamıştır. Bu nedenle Emre Kınay her dizi projesini titizlikle incelemekte artık başarısızlık ile karşılaşmak istememektedir.
Cemal Cahide’ye aşık bir kayındır Cahide’nin çocuklarının öz amcasıdır. Kuralcı ve oyun oynamayı seven bir adam olan Cemal 24 yıl Cahide’nin hapisten çıkmasını beklemiştir. Cahide’nin çıkması ile yengesi ile evlenip mutlu bir yuva kurmayı hayal eder.
Sevda Erginci (İpek Gencer) 3 Ekim 1993 İstanbul doğumlu olan güzel oyuncu Sevda Erginci 26 yaşındadır. ilk olarak 9 yaşındayken çocuk oyuncu olarak Koyu Kırmızı dizisinde yer alan Sevda Erginci Semaver Kumpanya’da çocukken tiyatro eğitimi almıştır. 1.65 cm boyunda ve 50 kg olan Sevda Erginci Karagül dizisinde de Ayşe karakterine hayat vermesi ile ünlenmiştir. Son dönemde Star Tv ekranlarının gençlik dizisi Hayat Bazen Tatlıdır ve Ver Elini Aşk dizilerinde yer alan Sevda Erginci son olarak Yasak Elma dizisinde Zeynep karakteri ile yer almış ve çok büyük bir başarı yakalamıştır. Yasak Elma dizisi devam etmesine rağmen Sevda Erginci partneri Onur Tuna ile diziden ayrılmıştır.
İpek Cahide’nin kızlarının ortancasıdır. Yetiştirme yurdunda evlatlık verilmiştir ama evlatlık olduğunun farkında değildir ta ki o mektup İpek’in eline ulaşıncaya kadar. Tekin Malik ile tnaışınca aralarında ki yaş farkına bakmaksızın ona aşık olur ama Tekin Malik İpek’in üvey ailesinin mal varlığını bitirir.
Seçkin Özdemir (Sinan Malik) Seçkin Özdemir 1981 İstanbul doğumludur. İlk olarak radyo programcısı olarak göreve başlayan Seçkin Özdemir daha sonra DJ olarak çalışmıştır. 2004 ilk olarak televizyon programı sunan Seçkin Özdemir sunuculuktan sonra oyunculuk teklifleri almış ve oyunculuk eğitimi almaya karar vermiştir. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde oyunculuk eğitimlerini tamamlayan Seçkin Özdemir Başkent İletişim Akademisi’nde tiyatro eğitimlerini tamamlamıştır. Yakışıklılığı ile çok dikkat çeke Seçkim Özdemir ilk olarak Al Yazmalım dizisinde baş rolde yer almış ve çok sevilmiştir. Sonrasında Racon Ailem ve Kiralık Aşk dizilerinde yer alan Seçkin Özdemir 2018 yapımı Tehlikeli Karım ve Can Kırıkları dizilerinde baş rolde yer almış ama dizi dizi de tutmamıştır.
Deniz’i çok seven Sinan Malik’in para ile ilgisi yoktur; haksızlık karşısında öleceğini bilse suzmaz. Kimseyi ezmez zayıfı güçlüye ezdirmez. Yalnız gelmiş yalnız gider bağlanmak ona göre değildir. Açık sözlü bir adamdır. Sinan yıllar sonra babasının yaşadığı kasabaya geri döner. Sinan İpek’e karşı imkansız bir aşkın peşine düşecektir.
Elifcan Ongurlar (Çilem Doğan) Elifcan Ongurlar haziran 1993 de İzmir’de dünyaya gelmiştir. İkizler burcu olan güzel oyuncu şuanda 26 yaşındadır. İstanbul Beykent Üniversitesinde oyunculuk eğitimi alan Elifcan Ongurlar 170 cm boy ve 60 kg ağırlıkta olan düzgün fiziği ile dikkat çekmektedir. İlk olarak daha 18 yaşında Ateşin Düştüğü Yer filminde oynayan bu filmle tanındıktan sonra Kayıp Şehir dizisinde Seher karakterine hayat verme şansı yakalayan Elifcan Ongurlar geleceğin yıldızları arasında yer alacağını o zamandan göstermişti. Son dönemde Kara Ekmek ve Kiralık Aşk gibi önemli dizilerde yer alan Elifcan Ongurlar son olarak Kızlarım İçin dizisinde rol almıştı.
Çilem güzeller güzeli bir kızdır. Cahide’nin en küçük kızıdır. Azra ile aynı yurtta kardeş gibi büyümüşlerdir. Azra hem onu korumuş kollamıştır. Çilem yetim büyüdüğü için artık hayatta hep iyi şeyleri hak ettiğini düşünür çünkü o acıları küçükken çekmiştir. Çok kıskanç bir kızdır
Burak Yamantürk (Kenan Soykan) Burak Yamantürk 23 Aralık 1983 Kocaeli doğumludur. 36 yaşında olan Burak Yamantürk Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuar mezunudur. Aslen Sivaslı olan Burak Yamantürk ilk olarak Veda dizisi ile ekranlarda boy göstermiştir. Yine 2017 yılında İçimdeki Fırtına dizisinde Fırat ve 2015 yılında Acı Aşk dizisinde Mehmet karakteri ile yer almıştır. Burak Yamantürk son olarak Kayıtdışı dizisinde Arda karakteri ile yer almış ama dizi tutmamıştır. Burak Yamantürk ünlü oyuncu Özge Özprinççi ile aşk yaşamaktadır.
Kenan Güneşli Bahçe kasabasının çek senet mafyasıdır. Aslında içinde temiz bir çocuk vardır ama parayı bu yolla kazanmayı öğrenmiştir. Hayatından çok kız gelip geçmiştir ama Deren ile tanışınca gerçek aşkı bulur.
Melis Sezen (Deren Mutlu) 1993 İstanbul doğumlu olan Melis Sezen 26 yaşındadır ve Koç Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar bölümü mezunudur. Melis Sezen Siyah İnci dizisinde hayat verdiği Ebru karakteri ile en önemli ekran deneyimini yaşamıştır. Murat Dalkılıç ile yaşadığı aşk söylentileri ile tanınan Melis Sezen Hayat Bazen Tatlıdır dizisinde hayat verdiği Asya karakteri ile sevilmiş ve tanınmıştır. Melis Sezen ilk başrol deneyimini ise Leke dizisinde hayat verdiği Yasemin karakter yaşamış ve dizisi tutmasa da ismini Türkiye’ye öğretmeyi başarmıştır. Melis Sezen profesyonel dansçıdır.
Deren çalıkanlığı ile tıp fakültesini derece ile bitirmeyi başarmıştır. Deren hem disiplinli hemde çalışkan bir kızdır. Ders çalışmaktan güzelliğini görecek vakti olmamış. Kenan’ı görene kadar da aşk nedir bilmemiştir.
Özge Özacar (Azra Yılmaz) 1993 İstanbul doğumlu olan Özge Özacar Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunudur. İlk olarak Tatlı Küçük Yalancılar dizisi ile ismini duyuran Özge Özacar 1.64 boyunda ve 54 kilodur. Son dönemde Dolunay ve Lise Devriyesi dizileri kadronda yer almıştır. Lise Devriyesinde hayat verdiği Meltem karakteri çok sevilmiştir. 2019 da Hababam Sınıfı Yeniden filminde Didem karakterine hayat vermiştir. 2017 yapımı Meryem dizisinde ise Naz olarak yer almıştır. İcon-talent menajerliğin oyuncusudur.
Azra Cahide’nin en küçük kızı Çilem’in yurttan arkadaşıdır. Barda şarkı söyleyerek para kazanmak zorundadır. En büyük isteği ise albüm yapmaktır. Güzel bir sesi vardır ama tam bir arızadır. Güneşli Bahçe köyüne gelince Mahir’e aşık olur ama Mahir’in İpek’e aşık olduğunu tez zamanda anlar ve yıkılır.
Burak Çelik (Mahir Denizhan) Burak Çelik 1992 İstanbul doğumludur. 27 yaşında olan Burak Çelik manken, model ve dizi ve film oyuncusudur. 2013 Best Model of Turkey ve World birincisi olan Burak Çelik tescilli bir yakışıklıdır. Burak Çelik’i biz Karagül dizisinde canlandırdığı Serdar karakteri ile tanıdık. Sonrasında Ardından Hayat Sevince Güzel dizisinde ilk başrol deneyimi yaşayan Burak Çelik çok sevilmiştir. Burak Çelik son olarak Söz dizisinin 3. sezonunda Selim karakterine hayat vermiştir.
Mahir marangozluk ve dekorasyon işleri ile uğraşmakta. Kısa süre önce anne ve babasını kaybediyor ve bundan sonra biraz yalnız kalmak istiyor. Güneşli Bahçe halkı Mahir’i çok sever ve sayar. Adaletli bir gençtir. insanlara yardım etmek en büyük zevkidir. Sıcak kanlı bir adam olmasına rağmen yalnız olmayı ister. İpek’e aşıktır ama çok kimse bilmez.
Mihriban Er (Perihan) Mihriban Er son olarak Bir Zamanlar Çukurova dizisinde yer almış ve Sevil karakterine bir kaç bölüm hayat vermişti. Mihriban Er 1966 İstanbul doğumlu ve 53 yaşında ki deneyimli sinema ve dizi oyuncusudur.Se
Sevgili Geçmiş dizisinde Perihan gelinlik ve moda tasarımcısı olarak kasaba da sevilen bir esnaftır.
Renan Bilek (Komiser Akif) Renan Bilek Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde hayat verdiği Süleyman karakteri ile tanınmıştır. 1968 İstanbul doğumlu olan Renan Bilek 51 yaşındadır ve Galatasaray Lisesi mezunudur. Sadece oyuncu değil aynı zamanda da ses sanatçısı olan Renan Bilek son olarak Yeşil Deniz Hilmi Çakırlı olarak yer almıştır.
Renan Bilek Sevgili Geçmiş dizisinde Akif isminde bir komisere hayat verecektir. Akif İpek’in annesi Afet’e aşıktır.
Hülya Duyar (Afet) 1970 Sivas doğumlu olan Hülya Duyar artık 49 yaşının içindedir. Televizyon sektörüne kuaför ve makyöz olarak giren daha sonra bir kaç projede yer alıp çok beğenildikten sonra oyunculuk eğitimleri alan Hülya Duyar özellikle Evlat Kokusu ve Karagül dizilerinde hayat verdiği karakter ile çok tanınmıştır. Hülya Duyar son olarak Nefes Nefese dizisinde Kıymet Hala olarak yer almıştır
Sevgili Geçmiş dizisinde Afet İpek’in annesi olarak ekranlarda yer alacaktır.
Zeynep Gülmez (Müjgan Kutlu) 1974 Bursa’da doğumlu olan Zeynep Gülmez 45 yaşının içindedir. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi Tiyatro bölümü mezunu olan Zeynep Gülmez Yeşil Deniz dizisi ile televizyonda çok sevilmiştir. Zeynep Gülmez son olarak Kocaman ailem dizisinde Jale Ateş olarak ekranlarda yer almıştır. Bursa Devlet Tiyatrosu’nda oyuncu olarak göreve başlayan Zeynep Gülmez sayısız tiyatro oyununda yer almıştır. Zeynep Gülmez’in ilk dizisi ise Mahallenin Muhtarları dizisi olmuştur.
Müjgan başarılı bir psikologtur. Evladı olmayınca Deren’i evlatlık olarak alır ama ona evlatlık olduğunu söylemez. Sonradan bir evladı olunca Deren’i sevememiştir.
Şahin Ergüney (Harun Kutlu) Şahin Ergüney 1962 doğumludur ve 57 yaşındadır. Hem oyuncu hemde seslendirme sanatçısıdır. Asuman Ergüney ile evlidir. Hacettepe Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur.
Harun Deren’in babasıdır. Başarılı bir doktordur. Kendi hastahanesi vardır.
Yunus Narin (Aras Kutlu) Yunus Narin 1989 İzmir doğumludur ve 30 yaşındadır. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunudur Sinema ve Televizyon okumuştur. İlk olarak Yılanların Öcü dizisinde yer aldı. Aktif olarak tiyatro ile ilgilenmektedir. Yunus Narin son olarak İstanbul’lu Gelin dizisinde Garip karakterinin gençliğini oynamıştı. Yunus Narin Sevgili Geçmiş dizisinde Aras karakterine hayat verecek.
Sevgili Geçmiş dizisinde Aras yakışıklı bir gençtir. Deren’in üvey erkek kardeşidir. Deren evlatlık olarak alındıktan sonra Aras doğmuştur. Gezmeyi tozmayı seven bir gençtir. Müjgan ile Harun’un biricik evladıdır.
Yurdaer Okur (Tekin Malik) 1974 Samsun’da doğumlu olan Yarbay Aydın 45 yaşında yakışıklılığı ile hala genç kızların dikkatini çeken bir karizmadır. Hacettepe’de tiyatro eğitimi alan Yarbay Aydın uzun süredir dizi piyasasında yer alsa da Yeter dizisinde hayat verdiği Yekta karakteri ile tanınmıştır. Hem psikopatı hemde başrolü en iyi oynayabilen oyunculardan biri olan Yarbay Aydın Alıja dizisi ile ismini dünyaya duyurmayı başarmıştır; zira dizi de İzzetbegovic olarak izleyici ile buluşan Yarbay Aydın büyük beğeni toplamıştır. 2017 de uyuşturucu kullandığı gerekçesi ile göz altına alınan Yurdaer Okur sıkıntılı günler yaşasa da son olarak 2018 de Nöbet dizisinde Binbaşı Barış Kalender ve 2019 da 7. Koğuştaki Mucize filminde Yarbay Aydın olarak yer almıştır. Yurdaer Okur Sevgili Geçmiş dizisinde konuk oyuncu olacak ve ilk bölümde ölerek ekranlara veda edecek.
Tekin başa bela bir adamdır. Güneşli Bahçe kasabasının zengin ve güçlü adamlarından biridir. İpek ile bir sözleşme imzalayan Tekin İpek’i zorla kendisi ile evlenmeye ikna eder. Ailesini kurtarmak isteyen İpek kendini feda eder ve Tekin ile evlenmeyi kabul eder; ancak Tekin İpek’i oğlu Sinan’dan kıskanır ve İpek’i döver. İpek Tekin’den kurtulayım derken Tekin merdivenlerden düşer ve ölür.
Burak Demir 1978 Ankara doğumlu olan Burak Demir şuanda 31 yaşındadır. Bilkent Üniversitesinde Tiyatro eğitimlerini tamamlayan Burak Demir ilk olarak 2000 yılında “Bizim Evin Halleri” dizisi ile izleyicisi karşısına çıkmıştır. Arka Sokaklar ve Muhteşem Yüzyıl gibi dizilerde önemli rollerde yer alan Burak Demir asıl çıkışını Şevkat Yerimdar dizisinde hayat verdiği Niko ve Diriliş Ertuğrul dizisinde ise Sivas Valisi Hüsamettin Karaca karakterleri ile yakalamıştır.
Dizi film yapımcısıdır. Sapık ve güçlü bir adamdır. Çok parası vardır.
Melih Selçuk (Refik) Melih Selçuk 7 Şubat 1984 Mardin doğumludur. Çok zeki bir insan olan Melih Selçuk Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümü mezunudur. Fen lisesi öğrencisidir. İlk olarak 2008 yapımı Süt filminde yer almıştır. Melih Selçuk Pis Yedili ve Adını Feriha Koydum dizilerinde de yer almıştır.
Refik Tekin’in yıllar önce hizmetine aldığı kimsesiz bir çocuktur. Tekin beyin genel ayak işlerine Refik bakar. Tekin beye bağlıdır ondan başka da gidecek bir yeri yoktur. Temiz kalpli bir adamdır. Tüm kötülükleri Tekin’e yaranmak için yapmıştır.
Çiçek Acar (Gülistan) Çiçek Acar 16 kasım 1981 İzmir doğumludur. Güzel oyuncu şuanda 38 yaşındadır ve Müjdat Gezen Sanat Merkezinde oyunculuk derslerini tamamlamıştır. 2014 yapımı Hatsız Kulmaz dizisi ile ünlenmiştir. Çiçek Acar son olarak Cennetin Gözyaşları dizisinde Nilgün karakteri ile yer almıştı.
Seray Ercan(Ebru) Sevgili Geçmiş dizisinde Ebru karakteri ile Seray Ercan diziye ilerleyen bölümlerde dahil olacak
Sevgili Geçmiş Burak Burak Çilem’in sevgilisidir. Çilem’in karnında Burak’ın bebeği vardır. Çilem’i çok sevmektedir.
Sevgili Geçmiş 2. Tanıtım Fragmanı
Sevgili Geçmiş Tanıtım Fragmanı
Sevgili Geçmiş Nerede Çekiliyor? Sevgili Geçmiş dizisi çekimleri için Ece Uslu ve Emre Kınay İzmir Urla’da bir araya geldi. Önce Urla’da bir otele yerleşen Sevgili Geçmiş dizisi başrol oyuncuları Urla çekimleri boyunca bu otelde konaklayacak.
Sevgili Geçmiş dizisinin köy/kasaba çekimleri ise İzmir’in Urla ilçesinin Kuşçular köyünde gerçekleşecek. Eşsiz doğası ve rüzgar gülü manzaraları ile izleyicinin çok seveceği Kuşçular köyü Sevgili Geçmiş dizisi ile turistik bir köy olacak.
İzmir ile Urla’nın Kuşçular köyü arası 43 km’dir. İçerinde çok sayıda site ve kooperatif bulunmaktadır.
Sevgili Geçmiş Dizisinden Ayrılan Oyuncular Erkan Petekkaya (Konuk Oyuncu) 1970 Elazığ doğumlu olan Erkan Petekkaya 49 yaşındadır. Didem Petekkaya ile evli olan başarılı oyuncunun Cem Cano Petekkaya isminde bir evladı var. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunu olan Erken Petakkaya 28 yaşında ilk dizisini çekmiştir. Erkan Petekkaya’nın tanınması ise Aynalı Tahir dizisi ile olmuştur. Özellikle Beyaz Gelincik dizisi sonrası büyük bir üne kavuşmuştur.
Erkan Petekkaya’nın erkek başrol olarak yer aldığı Öyle Bir Geçer Zaman ki ve Dila Hanım döneminin en iyi dizileri arasın da gösterilse de oyuncu Paramparça dizisinde hayat verdiği Cihan karakteri ile ismini artık dünyaya duyurmuştur. Son olarak Vurgun dizisinde yer alan Erkan Petekkaya ne yazık ki son iki dizisinde 10 bölümü geçememiştir.
Erkan Petekkaya Sevgili Geçmiş dizisi yapımcısı Süreç Film ile 2020 de bir dizi yapmak için anlaşma imzaladı anlaşmada ise Sevgili Geçmişte bir bölüm konuk oyuncu olmak için de imza attı. Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 22:48 fragmanlife Ramo Dizisi Oyunculari Karakterleri ve Kadrosu

Ramo Dizisi Oyuncuları Karakterleri ve Kadrosu İlk bölümün yeniden çekileceği açıklanan Ramo dizisinin 3 Aralık 2019 Salı günü yayında olması planlanıyor.
Başrollerini Murat Yıldırım, Esra Bilgiç, Görkem Sevindik ve Cemre BAYSEL’in üstleneceği BKM Film’in Ramo dizisi ekim ayında Show Tv ekranlarında izleyicisi karşısına çıkacak. Ramo dizisi bir mafya dizisi olarak ekranlarda yer alacak.
Ünlü yönetmen Mustafa Şevki Doğan’ın yönetmen koltuğunda oturacağı Ramo dizisinin senaristliğini son olarak Muhteşem Yüzyıl serisinde senarist olarak yer alan Yılmaz Şahin üstlenirken dizinin müziklerini Aytekin Ataş hazırlayacak. Aytekin Ataş son olarak Bir Zamanlar Çukurova dizisinin müziklerini hazırlamıştı. Ramo dizisi yapımcısı BKM Film 23 Eylül pazartesi günü Ramo dizisinin çekimlerine İstanbul’da başlayacak. Bir kaç bölüm İstanbul’da yapılacak çekimlerinden ardından Ramo dizisi seti kalıcı olarak Adana’ya kurulacak.
Ramo Dizisi Konusu Ramo dizisinde iki aile arasında sürüp gelen büyük bir mücadele ve ve bu mücadelenin ortasında yeşerecek büyük bir aş anlatılacak. Ramo dizisi İnternette yayınlanan “Sıfır Bir” dizisi benzeri bir Adana dizisi olacak. Ramo dizisinde Adanalı deli dolu ama haysiyetli bir genç olan Ramazan ile Sibel’in imkansız aşkı farklı bir dil ile anlatılacak.
Ramo Oyuncuları Murat Yıldırım (Ramazan) Ramo Murat Yıldırım 13 Nisan 1979 Konya doğumlu olan Murat Yıldırım 20 yıldır dizi ve sinema sektöründe sunucu ve oyuncu olarak yer almaktadır. Burçin Terzioğlu ile 2008-2014 yılları arasında 6 yıl evli kalan Murat Yıldırım 2016 yılında Faslı güzel İmane Elbani ile evlidir. Aslen Mardinli olan Murat Yıldırım Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümü mezunudur. Murat Yıldırım amatör tiyatrocu olarak başladığı oyunculuk kariyerine 2003 yapımı Ölümsüz Aşk dizisi ile ilk profesyonel oyunculuk deneyimini yaşamıştır.2006 yılında yer aldığı Fırtına dizi ile ünlenen Murat Yıldırım Tuba Büyüküstün ile Asi dizisinde baş rolü paylaştı ve büyük bir üne kavuştu. 2016 da Gecenin Kraliçesi dizisinde yer alan Murat Yıldırım 2017 den beri Kim Milyoner Olmak İster de sunucu olarak yer almaktadır. Son dönemde ise sinema filmlerinde yer almaktadır Kocan Kadar Konuş Sonsuz Aşk Can Ayla ve İlk Öpücük filmleri yer aldığı sinema projeleridir.
Ramazan ve Sibel’in aileleri yıllar önce yaşanan bir kavga sonrası bir birlerine küsmüşler ve aralarında büyük bir çekişme başlamıştır. Ramazan ilerleyen yaşına rağmen evlenmemiş çünkü kendilerine düşman olan ailenin kızı Sibel’e yani imkansıza tutulmuştur. Ramazan tam anlamıyla bir Çukurovalı’dır. Kro giyinir kro yürür ama kalbi çiçek gibidir.
Esra Bilgiç (Ramo Dizisi Sibel) Esra Bilgiç 1992’de Ankara’da dünyaya gelmiştir. 27 yaşında olan deneyimli oyuncu Hacettepe Üniversiteside Arkeoloji eğitimi almıştır; ancak arkeolog değil oyuncu olmak isteyince özel oyunculuk dersleri almıştır. İlk olarak Diriliş Ertuğrul dizisi deneme çekimlerinde katılan Esra Bilgiç duru güzelliği ile dizi de kadın başrol olan Halime hatun karakterini kapmış ve tek dizi ile dünya starı olmayı başaran nadir oyunculardan oluştur. 1.77 cm boyunda ve 50 kg olan Esra Bilgiç 50 2016 da futbolcu Gökhan Töre ile evlenmiş ve Diriliş Erutuğrul dizisinde ayrılmıştır. Son olarak Bir Umut Yeter dizisi kadrosunda kadın başrol olarak yer alan Esra Bilgiç dizinin erken final yapması ile hayal kırıklığı yaşamıştır.
Ramo dizisinde Ramo’nun sevdiği kadındır Sibel. Güzelliğinin yanı sıra Sibel bir adalet kadınıdır ve başarılı bir avukattır. Ramo’ya da deliler gibi aşıktır.
Sacide Taşener (Sabahat) 1960 Isparta doğumlu olan Sacide Taşaner şuanda 59 yaşındadır. Antalya Büyük Şehir Belediyesi Tiyatro oyuncusu olan Sacide Taşener Diriliş Ertuğrul dizisinde Gündoğdu Bey karakteri ile yer alan Kaan Taşener’in annesidir. Sacide Taşaner bir çok tiyatro oyununda sinema filminde yer alsa da asıl tanınması Kırgın Çiçekler dizisinde hayat verdiği Neriman karakteri ile olmuştur. Aslında dikkatli izleyiciler Sacide Taşaner’i Fatma Gül’ün Suçu ne dizisinde hayat verdiği Halide karakteri ile de tanırlar. Sacide Taşener son olarak Koca Koca Yalanlar dizisinde Hatice ve Zengin ve Yoksul dizisinde Nefise karakterlerine hayat vermiştir.
Ramo dizisinde Sabahat karakteri Ramazan’ın annesidir. Gözü pek korkusuz ve çocukları için vefakar bir annedir.
Görkem Sevindik (Boz) Görkem Sevindik 1986 Adana doğumludur ve 33 yaşındadır. Müjdat Gezen Sanat Merkezinde oyunculuk dersleri alan Görkem Sevindik Kurtlar Vadisi Pusu dizisi ile ünlenmiştir. Son olarak ise Söz dizisinde Mücahit karakteri ile milyonların sevgilisi olmayı başarmıştır. Görkem Sevindik aslen Adana’lı olduğu için bir Adana dizisinde oynamayı çok istemektedir. Kurtlar Vadisi serisinin yapımcısı Pana Filmin keşfettiği ve eğitim verdiği isimlerdendir.
Boz Ramo yani Ramazan’ın can dostu ve yakın arkadaşıdır.
Cemre BAYSEL (Fatoş) Cemre BAYSEL 1999 İzmir doğumludur ve şuanda 20 yaşıın içinde oldukça genç ve ünlü bir yetenektir. Ege Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümü öğrencisidir. Cemre BAYSEL’i Trt 1 ekranlarında yayınlanan Elimi Bırakma dizisinde hayat verdiği Melis karakteri ile tanıdık ve sevdik. İlk olarak Trt 1’in Yeşil Deniz dizisi kadrosunda yer alan ve oyunculuğu ile yapımcıların dikkatini çeken Cemre Baysel daha sonra İsimsizler ve Payitaht Abdulhamid dizileri kadrosunda da yer almayı başarmıştır. Geleceğin önemli kadın başrol oyuncuları arasında gösterilmektedir.
Fatoş Ramo’nun güzeller güzeli kız kardeşidir.
Burcu Cavrar (Cavidan) Burcu Cavrar Haliç Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur. So dönemde Aşkın Bedeli, Gönül İşleri, Poyraz Karayel ve Siyah Beyaz Aşk gibi dizilerde yer alma başarısı gösteren 30 yaşında ki güzel oyuncu bir türlü parlamayı başaramamıştır. 1.72 cm bpyunda ve 52 kg olan Burcu Cavrar 1989 doğumludur. Siyah Beyaz Aşk dizisinde hayat verdiği Hülya karakteri ile sevilmiş ve tanınmıştır.
Ramazan’a aşık güzel bir kızdır Cavidan ama hiç bir zaman hayallerine kavuşamayacaktır.
İlker Aksum 1971 de Isparta’da doğan İlker Aksum 2019 yılı itibari ile 48 yaşının içindedir. Başarılı oyuncu İlker Aksum ilk olarak Yabancı Damat dizisi ile sevilmiş ve kendini ispat etmiştir. Sonrasında çok aranan bir oyuncu olacan İlker Aksım Canım Ailem Muhteşem Yüzyıl, Yeşil Deniz, Hayatımın Aşkı ve Poyraz Karayel gibi dizilerde çok önemli rollerde yer almıştır. İlker AKSUM son olarak Mehmetçik Kutul Aare dizisinde Cox karakteri ile yer almıştır.
Yiğit ÖZŞENER Yiğit ÖZŞENER 6 Nisan 1972 İzmir doğumludur ve 47 yaşındadır. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik Haberleşme bölümü mezunu olan Yiğit Özşener son olarak Cesur ve Güzel dizisi kadrosunda yer almış ve hayat verdiği Rıza karakteri ile dikkat çekmiştir. 2018 de ise Bozkır isimli internet dizisinde Seyfi Tahiroğlu olarak yer almıştır. 2001 yılından beri tiyatro ile ilgilenmektedir. Özellikle Ezel dizisinde ki Cengiz karkateri ile dikkat çekmiştir.
İlhan Şen (Neco) İlhan Şen Şahin Tepesi dizisi ile ünlü olmuştur. Şahin Tepesi dizisinde hayat verdiği Mete karakteri ile dikkat çeken İlhan Şen daha sonra Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde Façalı’nın Oğlu Erman olarak yer almış ve çok beğenilmiştir.
1987 Bulgaristan doğumlu olan İlhan Şen 2008 Best Model finalistlerinden biridir. İlhan Şen Perspective isimli kısa filmde yer alarak yapımcılara kendini tanıtmıştır. Daha önce modellik yapan İlhan Şen uzun boyu, fit vücudu ve asık suratıyla ile tam bir kabadayı veya sokak serserisi tipindeydi. Yıldız Teknik Üniversitesi, İnşaat mühendisliği mezunudur. 1,89 cm boyunda olan İlhan Şen 32 yaşındadır.
Yıldırım Gücük Yıldırım Gücük 1973 Mersin doğumlu 46 yaşında olan deneyimli tiyatro ve dizi oyuncusudur. Selçuk Üniversitesi Konservatuvar mezunudur. Bir çok tiyatro oyununda yer aldıktan sonra Trt 1 ekranlarında yayınlanan Mehmetçik Kutlu Zafer dizisi ile ismini duyurmuştur. 2017 de ise Savaşçı dizisi kadrosunda bir kaç bölüm yer almıştır.
İdil Fırat İdil Fırat 1972 doğumlu ve 47 yaşında olan güzeller güzeli sinema ve dizi oyuncusudur. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tiyatro bölümünden mezun olmuşur ve İzmir ile Ankara Devlet tiyatrolarında oyunlarda yer almıştır. Son olarak 2015 de Poyraz Karayel diziside Despina karakterine hayat vermiştir. Son dönemler ismi soy ismi ile aynı olan Mert Fırat ile aşk dedikodularına karışmıştır.
Rüzgar Aksoy 1981 İstanbul doğumlu olan Rüzgar Aksoy 28 yaşındadır. Adanalı dizisi ile tanınan Rüzgar Aksoy en büyük çıkışını Kara Sevda dizisinde hayat verdiği Tarık Soydere karakteri ile yakalamıştır. 2017 de Yunus Emre Aşkın Yolculuğu dizisinde yer alan ve 2018 de Yüz Yüze isimli internet dizisinde yer alan Rüzgar Aksoy son olarak Koca Koca Yalanlar dizisinde Osman karakterine hayat vermiş ve büyük beğeni toplamıştır.
Nilüfer Açıkalın Nilüfer Açıkalın 1967 İstanbul doğumludur ve hem oyuncu hem de yazardır. Mimar Sinan Üniversitesi konservatuvar mezunu olan Nilüfer Açıkalın Devlet Tiyatrosu sanatçısıdır. Son olarak 2014 yapımı Paşa Gönlüm dizisinde Nermin karakterine hayat vermiştir.
Nebil Sayın 1971 İstanbul doğumlu olan Nebil Sayın 48 yaşındadır. Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tiyatro mezunu olan Nebil Sayın uzun yıllar tiyatroda yer almış ve televizyon işlerinden uzak durmuştur; ancak kendisine Muhteşem Yüzyıl gibi bir diziden teklif gelince dayanamamış ve ilk kez bir dizi de yer almıştır. Daha sonra Suskunlar ve İntikam gibi dizilerde yer alan Nebil Sayın’ın en çok tanındığı proje ise İçerde dizisinde hayat verdiği Coşkun karakteri olmuştur. Daha sonra Ay yapım ile yoluna devam eden Nebil Sayın 2018 de Çukur dizisinde Berber Muhittin karakter ile milyonları ekrana kilitlemeyi başarmıştır. 2019 da ise Payitaht Abdülhamid dizisi kadrosunda yer almıştır.
İlkay Kayku İlkay Kayku Atalay Beni Affet dizisi ile tanınan bir oyuncudur ve 1972 Kastamonu doğumludur ve 163 cm boyundadır ve 54 kg ağırlığındadır. Ankara Üniversitesi oyunculuk bölümü mezunudur. İlk olarak Deniz Yıldızı dizisinde oyunculuğa başlamıştır. Behzat Ç. ve Beni Affet dizilerinde de yer almıştır.
Efsane Odağ Efsane Odağ 1986 İzmir doğumludur ve 33 yaşındadır. Ankara Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunu olan güzel oyuncu oyunculuk ile birlikte Yoga eğitmeni olarak da görev yapmaktadır. Son olarak Avlu dizisinde yer alsa da Acı Aşk ve Meryem gibi dizilerde de yer almıştır.
Rüzgar Aksoy 1981 İstanbul doğumlu olan Rüzgar Aksoy Adanalı dizisi ile tanınmıştır. Kara Sevda dizisinde hayat verdiği Tarık Soydere karakteri ile ünlenen Rüzgar Aksoy son dönemde Yunus Emre Aşkın Yolculuğu ve Yüz Yüze dizilerinde de yer almıştır. Rüzgar Aksoy son olarak Koca Koca Yalanlar dizisinde Osman karakteri ile de yer almıştır.
Hakan Salınmış Hakan Salınmış Ferhunde Hanımlar dizisi ile tanınmıştır. 1964 Ankara doğumlu olan Hakan Salınmış 55 yaşındadır. Ankara Sanat Tiyatrosunda uzun yıllar görev yapan Hakan Salınmış emekli bir devlet sanatçısıdır. Hakan Salınmış son olarak Vatanım Sensin dizisinde Eşref karakterine hayat vermiş ve ustalığı ile gençlere ders vermiştir. Yeni nesi ile Hakan Salınmış’ Muhteşem Yüzyıl Kösem’de hayat verdiği Lala Mehmet Paşa karakteri ile tanır. Hakan Salınmış son olarak Tek Yürek dizisinde Belediye Başkanı olarak yer almıştır.
Leyla Kader İlhan Leyla Kader İlhan 23 Temmuz 1970 Samsun doğumludur ve 49 yaşının içindedir. Ankara Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur. Leyla Kader İlhan Ramo dizisinden önce 2017 de Seven Ne Yapmaz dizisinde Aliye ve Kra Sevda dizisinde Esma karakterine hayat vermiştir.
Burak Tamdoğan 1971 Ankara doğumlu olan Burak Tamdoğan ODTÜ’de Psikoloji eğitimi alırken psikolog değil oyuncu olmaya karar vermiş ve Ankara Üniversitesinde Tiyatro Bölümünü geçerek başarı ile mezun olmuştur. Burak Tamdoğan son olarak Kara Para Aşk dizisinde gösterdiği başarı ile beğeni toplamıştır. Burak Tamdoğan devam eden Elimi Bırakma dizisinde Azmi Yeleknci olarak yer almış ancak senaryoda ki yeri bitince diziden ayrılmıştır.
Deniz Gürzümar Deniz Gürzümar hem oyuncu hemde şarkıcıdır. 12 Mayıs 1990 Ankara doğumlu olan Deniz Gürzümar 29 yaşındadır ve Haliç Üniversitesi Konservatuvar Bölümü mezunudur. Rap şarkıları söyleyen Deniz Gürzumar son olarak İçerde dizisinde yer almış hatta şarkı yapmıştır dizi için.
Hakan Cömert Ramo Dizisinden Teklif Gelen Oyuncular İsmail Ege Şaşmaz 1993 Manisa doğumlu olan İsmail Ege Şaşmaz 26 yaşındadır. 76 kg olan yakışıklı oyuncu İsmail Ege Şaşmaz 183 cm boyundadır. Manisa Belediyesi Konservatuvarında oyunculuk eğitimi alan İsmail Ege Şaşmaz Dila Danışman ile sevgilidir. İlk olarak Güneşi Beklerken dizisinde yer alan ve oyunculuk becerilerini geliştiren İsmail Ege Şaşmaz Aşk Laftan Anlamaz, Aşk Yalanı Sever, Serçe Sarayı ve Günebakan dizilerinde yer almıştır. 2017 de Lise Devriyesi dizisinde yer alsa da dizisi sevilmemiş erken final yapmıştır. İsmail Ege Şaşmaz son olarak Mehmetcik Kut-ul Amare dizisinde Mehmet karakteri ile baş rolde yer aldı.
Ekin Koç 21 Haziran 2992 Antalya doğumlu olan yakışıklı yetenek Ekin Koç 27 yaşındadır. Bilgi Üniversitesinde İşletme eğitimi alan Ekin Koç İstanbulda bulunan Akademi 35 Buçuk’ta oyunculuk dersleri almıştır. Üniversite döneminde Sana Bir Sır Vereceğim dizisi deneme çekimlerine katılan ve büyük bir beğeni toplayan Ekin Koç daha sonra Benim Adım Gültepe dizisinde hayat verdiği Seyfi karakteri ile ünlü olmayı başarmıştır. Son olarak ise Ali ve Nino ve Şampiyon filmlerinde yer almıştır. Ekin Koç’un dünyada tanınmasını sağlayan dizi ise Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisi olmuş dizi de 1. Ahmet’e hayat vermiştir.
Sinem Kobal (Pelin) Sinem Kobal 14 Ağustos 1987 de İstanbul’da doğmuştur. Önce ismi çokça Arda Turan ile anılan ve uzun süre ünlü oyuncu ile aşk yaşayan Sinem Kobal 2016 yılından beri ünlü oyuncu Kenan İmirzalıoğlu ile birliltedir ve mutlu bir evlilikleri vardır.
2001 yılında çocuk oyuncu olarak başladığı sanat hayatında son yılları oldukça kötü geçmiştir. Rize, Hemşinli bir ailenin kızı olan Sinem Kobal Selena dizisi ile ünlenmiştir. Dormen Tiyatrosunda oyunculuk eğitimi alan ve üniversite dönemine kadar Lise Defteri, Hürrem Sultan ve Dadı gibi dizilerde yer almış daha sonra da Beykent Üniversitesinde Sahne ve Gösteri Sanatları eğitimi almış ve üniversite mezunu olmuştur. Son olarak 2017 de Yüz Yüze isimli ineternet dizisinde yer almış ve bir nebze başarı duygusunu tatmıştır; daha önce yer aldığı Analar ve Anneler dizisi tutmamıştır. Gönül İşleri dizisinde ki Sevda karakteri yine başarıyı yakaladığı başrolde olarak yer aldığı başka projedir.
Ayça Ayşin Turan 1992 de İstanbul da hayata gözlerini açan Ayça Ayşin Turan şuanda 28 yaşındadır ve kariyerinin adeta zirvesindedir. İstanbul Üniversitesinde radyo ve sinema eğitimi alan güzel oyuncu 2013 yapımı Șefkat Tepe dizi ile oyunculuğa başlamıştır. . Ayça Ayşin Turan asıl yükselişi ise Karagül dizisinde hayat verdiği Ada karakteri ile olmuştur. Güzelliğini ve yeteneğini ispat eden Ayça Ayşin Turan ilk başrol deneyimini ise 2018 yapımı Meryem dizisi ile yaşamıştır. 2019 da bir Netflix’in dizisi olan Hakan Muhafız’da yer alan yetenekli oyuncu dizi de hayat verdiği Leyla karakteri ile dünyaya ismini duyurmuştur.
Fatoş Ramazan’ın aşık olduğu güze ve harbi kızdır.
Ramo dizisi ile ilgili detaylar belli oldukça ve dizinin oyuncu kadrosuna yeni isimler dahil oldukça sayfamıza eklenecektir.
Ramo Dizisi İle İlgili Eski Bilgiler
Ramo dizisinde bir çok erkek başrol oyuncusu olacağı bu oyunculardan birinin de son olarak Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisinde yer alan Ekin Koç olacağı da gelen bilgiler arasında;
Hakan Muhafız dizisinde yer alan Ayça Ayşin Turan Ramo dizisi içinde BKM Film ile görüşüyor. Kulağımıza gelen bilgilere göre Ramo dizisinde Ramazan karakterinin aşık olacağı Sibel karakteri için ise genç oyuncu Cemre BAYSEL ile görüşmeler sürüyormuş.
Bkm Film Show Tv ekranlarında izleyicisi karşısına çıkaracağı Ramo dizisi ile ilgili detaylar belli olmaya devam ediyor. Adana’da çekilecek ve bir mafya dizisi olacak Ramo dizisi için son olarak Söz dizisinde Mücahit Serdengeçti karakteri ile büyük bir çıkış yakalayan Görkem Sevindik ile anlaşma yapıldı.
Çekimlerine 23 eylül de başlanacak Ramo dizisinin ekim ayı sonunda yayın hayatına başlayacak. Ramo dizisinin erkek başrol oyuncusu son olarak Kim Milyoner Olmak İster’i sunan Murat Yıldırım olurken dizinin kadın başrol oyuncusu ise Esra Bilgiç oldu. Ramo dizisinin çekimlerinin Adana’da gerçekleşecek olması oyuncular için oldukça dez avantaj oluşturuyor.
Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 22:47 fragmanlife Babil Dizisi Oyunculari ve Karakterleri

Babil Dizisi Oyuncuları ve Karakterleri The Choice ismi ile dünyaya tanıtılan Babil dizisi BeIN Connect’te tüm dünya ile aynı anda Türkiye’de de yayında olacak.
Ay Yapım’dan 2019 2020 yeni sezonunda harika bir aşk dizisi daha izleyeceğiz. Şimdilik ismi Babil olarak geçen yeni dizi için Star TV ve dijital platformalar ile görüşmeler devam ediyor. Efsane bir senaryo ile yola çıkan Ay Yapım Babil dizisinin senaryosunu Nükhet Bıçakçı ile Özlem Yücel’e zimmetledi. Nükhet Bıçakçı ile Özlem Yücel’in taçlandırdıkları Babil dizisi senaryosu ise ünlü yönetmen Uluç Bayraktar tarafından çekilecek. Uluç Bayraktar bilindiği üzere son olarak Türkiye’nin yakın geçmişine damga vuran dizilerden İçerde ve Karadayı’da da yönetmen olarak yer almıştı.
Babil Dizisi Konusu Babil dizisinde İrfan büyük bir üniversitede Ekonomi hocası olarak çalışmaktadır. İdealist bir profesör olan İrfan öyle bir zaman gelir ki düşünceleri yüzünden işinden atılır ve hiç bir yerde iş bulamaz. Kötü olaylar üst üste gelir İşsiz kalan İrfan’ın oğlu ise pahalı bir tedavi gerektiren ölümcül bir hastalığa yakalanır. Çaresiz durumda kalan İfan yakın arkadaşı Egemen ile emlak sektörüne atılır ve yaptıkları bir sahtekarlıkta yakayı ele verirler. Mafya ellerinde ki her şeyi alınca bu sefer iki kafadar Türkiye’nin en büyük saadet zincirini kurarlar ve çok para kazanırlar. Kazanılan bu para İrfan, İrfan’ın eşi, yakın arkadaşı Egemen ve eski nişanlısı arasında gizlenen sırların ortaya çıkmasına neden olur.
Babil Dizisi Oyuncuları Aslı Enver Aslı Enver denilince tüm dünyada akılara İstanbul’lu Gelin dizisi gelmektedir. 10 Mayıs 1984 de İngilitere’nin başkenti Londra’da doğan aslı Enver Aslen Kuzey Kıbrıslıdır. 12 yaşındayken istanbul’a gelen ve eğitimine devam eden Aslı Enver oyunculuk hayali ile Pera Güzel Sanatlar Lisesi’ni ve sonrasında İstanbul Haliç Üniversitesinin Tiyatro Bölümünü bitirdi. İlk olarak Hayat Bilgisi dizisinde oyunculuğa başlayan Aslı Enver Suskunlar ve Bana Artık Hicran De gibi dizilerde rol almıştır. Sevgilisi murat boz ile 2016 da Kardeşim Benim filminde yer alan Aslı Enver İstanbul’lu Gelin’den önce Kış Güneşi dizisinde yer almıştır.
Halit Ergenç (İrfan) Halit Ergenç 30 Nisan 1970 de İstanbul’da dünyaya gelmiştir ve şuanda 49 yaşının içindedir. 2007 de Gizem Soysaldı ile 1 yıl evli kalan Halit Ergenç eşinden ayrılmış ve 2009 da kendisi gibi oyuncu Bergüzar Korel ile evlenmiştir. Ünlü çiftin taktir edilen ve mutlu bir evlilikleri vardır. 1996 yılından beri 23 yıldır sanat camiasında aktif olan Halit Ergenç Mimar Sinan Üniversitesi Opera ve Tiyatro bölümü mezunudur. Aslında başarılı bir öğrenci olan Halit Ergenç İstanbul Teknik Üniversitesinde Gemi İnşaat Mühendisliği bölümünü kazansa da bu işin kendine göre olmadığını anlamış ve yetenekli olduğunu fark ettiği tiyatroya geçmiştir.
Halit Ergenç’in tiyatrodan sonda büyük bir çıkış yakaladığı iki dizisi vardır Biri Aliye diğeri de Binbir Gece dizisidir. Daha sonra 2011-2014 Muhteşem Yüzyıl dizisinde Kanuni Sultan Süleyman rolü ile dünyanın önünde saygı ile eğildiği bir isim halien gelmiştir. Sın olarak Vatanım Sensin dizisinde Cevdet karakteri ile yer almış ve yine başarısını ispat etmiştir. Oldukça yüksek bir bölüm başı ücret isteyen Halit Ergenç her projeye evet demeyen yer aldığı projede de başarısızlık yüzü görmeyen bir deneyimdir.
İrfan haksızlıkların karşısında dimdik durabilen; kararlı ve inatçı bir akademisyendir.
Ozan Güven Ozan Güven son olarak Baba Sahne’nin DonKişot oyununda Yüsra Geyik ile birlikte rol almıştır. Ozan Güven yğne 2018 de Meryem Uzerli ile Annemin Yarası filminde başrolde yer almıştı. 1975 yılında Almanya’da gurbetçi bir ailenin evladı olarak doğan Ozan Güven Mimar Sinan Üniversitesinde Modern Dans eğitimi almıştır. Daha sora Şahika Tekand tiyatrosunda sahne tozu yutan Ozan Güven son dönemde dizilerde yer almasa da daha önce döneme damga vurmuş Muhteşem Yüzyıl ve Bir İstanbul Masalı gibi dizilerde yer almıştır. 2010 yılında yönetmen eşi Türkan Derya’dan boşanmıştır. 1 çocuk babası bekar bir adamdır. Şuanda Ece Önen ile sevgilidir. Ozan Güven denilince akıllara ayrılmaz ikililer Cem Yılmaz’da gelmektedir. Son dönemde Arog, Gora ve Yahşi Batı gibi yapımlara birlikte imza atmışlardır.
Birce Akalay Birce Akalay son dönemde Benimle Söyle isimli şarkı yarışmasında jüri olarak yer almıştır. Daha önce de 2019 da Ağlama Anne dizisinde yer almış ama dizisi tutmamıştır. Son dönemlerin dizi tutturamayan ama ününden de hiç bir şey kaybetmeyen isimlerinden biri olan Birce Akalay 1984 İstanbul doğumludur. 35 yaşının içinde olan Birce Akalay Haliç Üniversitesi Konservatuvar bölümü mezunudur. Birce Akalay ilk olarak Tv8 de spor spikerliği yapar. Kader dizisi ile oyunculuğa geçen Birce Akalay Küçük Ağa dizisi ile büyük bir çıkış yakalamış aynı zamanda rol arkadaşı Sarp Levendoğlu ile de evlenmiştir. Evli ve Öfkeli dizisi ile tutunamayan Birce akalay sonrasında Esra Hayat Bazen Tatlıdır dizisinde Hayat öğretmen olarak yer almış dizi beğenilse de yine uzun ömürlü olamamıştır. 2017 de ise Siyah Beyaz Aşk dizisinde Doktor Aslı karakteri ile dünyada tanınan bir oyuncu olmuştur. Murat Ünalmış ile de bir evlilik geçirmiştir.
Nur Fettahoğlu
Nur Fettahoğlu son olarak Kardeş Çocukları dizisinde Umay Karay karakteri ile efsaneleşmiştir. Daha dizisi final yapmadan yeni dizisi Babil ile anlaşmıştır. 1980’de Almanya’da dünyaya gelen Nur Fettahoğlu 29 yaşındadır. Aşk-ı Memnu dizisinde hayat verdiği Peyker karakteri ile çok sevilen genç oyuncu Haliç Üniversitesi Moda Tasarım mezunudur. Nur Fettahoğlu haber spikeri olarak sektöre girmiştir. Nur Fettahoğlu Muhteşem Yüzyıl dizisindeki Mahidevran Sultan karakterine hayat vererek dünyada tanınan ve sevilen bir isim haline gelmiştir. 2017 ve 2018 de Hayat Yolunda ve Filinta dizilerinde yer almıştır. Filinta dizisinde Süreyya ve Fi dizisinde Billur karakterlerine hayat vermiştir.
Fuat Fatih Odabaşı Fuat Fatih Odabaşı Muhteşem İkili dizisinin Kaan’ı olarak tanınmış çocuk oyuncudur. 4 Kasım 2011’de doğan Fuat Fatih Odabaşı 8 yaşındadır. İlker Ayrık’ın Çocuk Programı 10 Numara 5 Yıldız’a konuk olmuştur kardeşi ile birlikte
Mesut Akusta Mesut Akusta Karagül dizisinde hayat verdiği Kendal Şamverdi karakteri ile tanınmıştır. 1964 Konya doğumlu olan doğan Mesut Akusta 26 yıllık oyunculuk kariyerinde sayısız projede yer almıştır. 55 yaşının içinde olan Mesut Akusta 2018 de Yıldızlar Şahidim dizisinde yer almış dizisi tutmamıştır. Son olarak 2019 da Yüzleşme dizisinde Battal karakteri ile yer almıştır ama dizi izlenmemiştir. 2019’un sonunda ise 7. Koğuştaki Mucize filminde kendine yer bulmuştur.
Babil Dizisinden Gelen Teklifi Redden Oyuncular Babil dizisi için ünlü oyuncu Neslihan Atagül’e de teklif gitmişti; ancak Neslihan Atagül Star TV’nin merakla beklenen dizisi Sefer’in Kızı dizisi ile anlaştı. Bu durumda Babil dizisinden Halit Ergenç ile Neslihan Atagül partner olamayacak.
Neslihan ATAGÜL Neslihan Atagül 1992 İstanbul doğumludur ve şuanda 27 yaşının içindedir. Yeditepe Üniversitesinde aldığı oyunculuk eğitiminden sonra dönemin önemli işlerinden Yaprak Dökümü dizisi deneme çekimlerine katılmış ve dizide Deniz karakterine hayat verme şansı elde etmiştir. Yaprak Dökümü dizisinde yeteneğini ve güzelliği ile dikkat çeken Neslihan Atagül daha sonra Fatih Harbiye dizisi ile çocuk oyunculuktan sonra kadın başrol olarak yer almıştır. Neslihan Atagül son olarak Kara Sevda dizisi ile dünyanın tanıyıp kabul ettiği bir kadın başrol olmuştur. Kendisi gibi oyuncu Kadir Doğulu ile evlidir.
Babil dizisi ile ilgili gelişmeleri bu sayfamızdan takip edebilirsiniz. Dizinin kadrosuna yeni dahil olan oyuncular olduğunda sayfamıza eklenecektir.
Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 22:46 fragmanlife Yalniz Kurt Oyuncu Kadrosu ve Karakterleri

Yalnız Kurt Oyuncu Kadrosu ve Karakterleri Yeni Sezon hazırlıklarına devam eden kanallar da yeni dizi anlaşmaları tüm hızıyla devam ediyor. Bu dizilerde biri de Yalnız Kurt olacak. Dizinin oyuncuları, yönetmeni, senaristi ve konusu ile ilgili bilgileri yazımızın devamında okuyacaksınız.
Yalnız Kurt dizisi için bazı oyuncularla görüşüldüğü biliniyor. Dizinin yönetmeni ise Osman Sınav olacak. Osman Sınav daha önce Atv ekranlarında yayınlanan Sen Anlat Karadeniz dizisiyle büyük bir başarıya imza atmıştı. Osman Sınav’ın bugüne kadar yönetmen olarak yayınlanan filmleri en çok izlenen diziler arasında yerini almıştır. Osman Sınav’ın dizi ve filmlerinden bazıları; Ekmek Teknesi, Kurtlar Vadisi, Pars, Dolu Dizgin Yıllar, Sakarya Fırat, Deli Yürek, Kızıl Elma.
Yeni dizi Yalnız Kurt’un yapımcısı da başarılı filmlerde imzası bulunan Ay Yapım olacak. Çarpışma, Çukur, Fi gibi dizilerin de yapımcılığını üstlenen Ay Yapım Yalnız Kurt dizisi ile de beklenen reytingleri alacaktır diye düşünüyorum. Zira Osman Sınav ile yapılan diziler her zaman gündemde oluyor.
Dizinin senaristi Eylem Canpolat olacak. Eylem Canpolat’ı Karayazı, Gülperi, Kara Dayı, Lale Devri, Yer Gök Aşk, Kara Para Aşk, Siyah Beyaz Aşk gibi reytingleri yüksek dizilerden biliyoruz. Yalnız Kurt dizisinin hangi kanalda yayınlanacağı merak konusu, Dizinin Atv ekranlarında yayınlanması bekleniyor.
Yalnız Kurt Oyuncuları Atv ekranlarında yeni sezonda yayınlanacak olan dizide oyuncu arayışları devam ediyor. Dizide şu ana kadar herhengi biriyle anlaşma sağlanmasa da İbrahim Çelikkol ile görüşmelerin devam ettiği gelen haberler arasında. İbrahim Çelikkol’u izlenme rekorları kıran Fetih 1453 dizisinden hatırlıyoruz.
İbrahim Çelikkol Kimdir? İsmi Yalnız Kurt dizisi ile anılan İbrahim Çelikkol; 14 Şubat 1982 yılında Kocaeli’nde dünyaya gelmiştir. Oyunculuk yapmadan önce profesyonel olarak mankenlik yapmış. basketbol oynamıştır. İlk oyunculuk deneyimi Osman Sınav’ın yönetmeni olduğu Pars Narkoterör dizisi olmuştur. 2009 yılında “M.A.T.” 2010 yılında “Keskin Bıçak” ve “Karadağlar” dizilerinde oynadı.
2011 yılında İffet, 2012 yılında Fetih 1453 yılında Ulun-batlı Hasan rolüyle büyük bir çıkış yaşamıştır. Sonrasında sırasıyla Reaksiyon, Seddülbahir 32 Saat, Kördüğüm, Siyah Beyaz Aşk ve Muhteşem İkili dizilerinde boy göstermiştir.
Yakışıklı jönümüz 2017 yılında Mihre Mutlu ile evlidir. 1,87m boy ve 80 kg ağırlığa sahiptir. Oyuncunun hangi karakteri oynayacağı henüz belli olmadığı için sizlere detaylar geldikçe bilgiler vereceğiz. Dizinin diğer oyuncuları ile ilgili bilgiler de sayfamızdan yayınlanmaya devam edecek. Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 13:02 fragmanlife Evim Dizisi Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tum Oyuncular)

Evim Dizisi Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tum Oyuncular) Evim dizisinin 20 kasım 2019 çarşamba günü ilk bölüm çekimlerine başlanacak; Evim dizisinin tanıtım fragmanı için ise oyuncular 19 kasım salı günü bir araya gelecek. Evim dizisi aralık ayında Tv8 de olacak. Evim Dizisi Yapımcısı ve Yönetmeni Tv8 ekranlarında aralık ayında yayına girecek olan Evim dizisinin yapımcısı Onur Güvenatam’ın sahibi olduğu OG Medya olacak. Son olarak Tehlikeli Karım ve Erkenci Kuş dizilerinde yönetmen olarak yer alan Çağrı Bayrak ‘nın yönetmenliğini üstlendiği Evim dizisinin senaristi ise ünlü senarist Eylem Canpolat olacak. Başrollerini Demet Özdemir ve İbrahim ÇELİKKOL’un paylaşacağı Evim dizisinin kadrosunda bir çok ünlü isimde bulunacak.
Son dönemlerin yükselen yapım şirketlerinden olan OG Medya 2020 de hem Atiye dizisi ile hemde Evim dizisi ile çok ses getirmeyi planlıyor. Atiye dizisinin kadrosunda Beren Saat, Mehmet Günsür Metin Akdülger Melisa Şenolsun gibi çok önemli isimler var.
Evim Dizisi Konusu
Evim dizisi Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun çok okunan kitabı Camdaki Kız’dan esinlenerek televizyona uyarlanacak. Evim dizisinde Mehdi ve Zeynep’in zorlu aşk efsanesi izleyicisi karşısına çıkarılacak. Çocukken büyük acılar çeken Mehdi ve Zeynep zorlu bir hayat mücadelesi içindedir ve ikisinin de ruhları yıllar geçse de çocukken aldıkları yaralarla doludur. İki yaralı ruh aidiyet hissini birbirinde bulacak. İkilinin bu yolculuğunu artık yalnızca sözlüklerde bulunan aşka dair tüm kelimeleri izleyicisine yeniden anlatacaktır.
Evim Dizisi Oyuncuları Demet Özdemir (Zeynep) 26 Şubat 1992 de Kocaeli’nde dünyaya gelen Demet Özdemir 27 yaşındadır. 2013 yılından beri sanat camiası içinde yer alan Demet Özdemir 1.70 boyu ile kısa ama iyi bir dansçı ve oyuncudur. Son dönemde Erkenci Kuş dizisinden partneri olan Can Yaman ile yaşadığı iddia edilen aşk ile gündeme gelen Demet Özdemir parçalanmış aile çocuğudur. Anen babası ayrıldıkra sonra anne ve ablası ile İstanbul’da yaşamıştır.
Demet Özdemir ilk olarak dansçı olarak ekranlada yer almış ve şarkıcı Bengü’nün dans ekibinde yer alarak Bengü’nün arkasında dans etmiştir. Kimder di ki o küçük dansçı kız bu gün dünyanın tanıdığı bir oyuncu olacaktır. Güzelliği dansının önüne geçen Demet Özdemir’e 2 yıl boyunca yoğun bir oyunculuk eğitimi almış ve ilk dizisi Sanar Bir Sır Vereceğim’de yer almıştır. Demet Özdemir o dönemde daha 21 yaşındadır.
Daha sonra Kurt Seyit ve Şura dizisinde yer almış ir çok ünlü ismin yer aldığı dizi tutmasa da Demet Özdemir yapımcıların gözdesi haline gelmiştir. Daha sonra bir çok başrol teklifi alan Demet Özdemir ilk başrol deneyimini Yusuf Ç,m ile Çilek Kokusu isimli yaz dizisinde yaşamıştır. 2017 de ise No:309 dizisinde Lale karakteri ile yer almıştır. 2018 da ise Erkenci Kuş dizisinde Sanem karakterine hayat vermiştir. Özellikle Ortadoğu da milyonlarca hayrana sahiptir.
İbrahim ÇELİKKOL (Mehdi) Ünlü oyuncu İbrahim Çelikkol 1982 Kocaeli doğumludur ve şuanda 37 yaşındadır. İlk olarak model olarak sektöre giren İbrahim Çelikkol gençlik döneminde uzun boyu ile basketbol oynamış ve başarılı olarak basketbolda milli olmuştur. İbrahim Çelikkol modellik yaparken Osman Sınav’ın onun yeteneğini keşfetmiş ve İbrahim Çelikkol’dan oyunculuk dersleri almasını istemiştir. İbrahim Çelikkol’un ilk projesi Pars Narkoterör isimli sinema filmidir. Pars Narkoterör filmi ile çok beğenilen İbrahim ÇELİKKOL daha sonra Merhamet dizisinde erkek başrol de yer alarak artık herkes tarafından tanınan bir oyuncu olmuştur. 2017 de Seddülbahir 32 Saat’te ve 2018 de Siyah Beyaz Aşk dizisinde yer alan İbrahim ÇELİKKOL son olarak Muhteşem İkili dizisinde yer almış ama dizisi tutmamıştır. İbrahim Çelikkol şuanda mimar Mihre Mutlu ile evlidir.
Fatih Koyunoğlu Fatih Koyunoğlu son olarak İstanbul’lu Gelin dizisinde hayat verdiği Akif karakteri ile tanınmıştır. 2016 da ise Yeter dizisinde hayat verdiği Zafer karakteri ile tanınmış ve çok sevilmiştir. Beni Böyle Sev dizisinde hayat verdiği İlyas karakteir ile sevilen Fatih Koyunoğlu 1979 İstanbul doğumludur ve 40 yaşının içindedir. Istanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümü mezunudur.
Ayça Erturan Ayça Erturan son olarak Kadın dizisinde hayat verdiği Yeliz karakteri ile büyük beğeni toplamıştır. Ayça Erturan 1 Ağustos 1983 İstanbul doğumludur ve şuanda 36 yaşının içindedir. armara Üniversitesi Radyo ve Televizyon bölümü mezunudur. BKM Mutfak programı ile ünlenen Ayça Erturan Çok Film Hareketler Bunlar filmi ile ilk defa bir sinema filminde yer aldı. Evli ve Öfkeli dizisi ile ilk televizyon dizisinde yer alan Ayça Erturan Levent Kırca’nın oğlu Oğulcan Kırca ile 5 yıllık bir evliliği vardır. Ayça Erturan 160 cm boyunda ve 70 kg’dır.
Nurşim Demir (Mehdi’nin Annesi) Son olarak Sen Anlat Karadeniz dizisinde Saniye Kaleli olarak milyonların sevgilisi olan Nurşim Demir şimdi de Evim dizisi oyuncu kadrosuna dahil oldu. 29 Mayıs 1952 İstanbul doğumlu olan Nurşim Demir 67 yaşının içinde ve Devlet Tiyatro Sanatçısıdır. Eğitimini Hacettepe Üniversitesinde alan başarılı tiyatrocu 2005’e kadar tiyatroda devam etse de 2005’den sonra dizi ve filmlerde de yer almaya başlamıştır. 2007 de yer aldığı Beyaz Melek filmi ile ismini duyuran deneyimli oyuncu 2914 de Edibe karakteri ile O Hayat Benim’de yer almıştı. 2016 da ise İsmet Babaanne olarak No:309 dizisinin yıldızı olmayı başarmıştır.
Nurşim Demir Evim dizisinde Mehdi’nin vefakar annesi olarak yer alacaktır.
Zuhal Gencer Zuhal Gencer Erkaya 13 Temmuz 1961 de İstanbul dünyaya gelmiştir ve şuanda 58 yaşının içindedir. Ömrünü tiyatro sahnelerine adamış olan Zuhal Gencer 2017 de Gülizar dizisinde Candan karakteri ile izleyicisi ile buluşsa da ne yazık ki dizisi tutmamıştır. Zuhal Gencer 2018 de ise Canevim dizisinde Günnur karakteri ile ekranlarda yer almış yine dizisi tutmamıştır. Şimdi ise 2020 de Evim dizisinde yer alacaktır.
Kaan Taşaner Kaan Taşaner 1979 da Antalya’da dünyaya gelmiştir ve 40 yaşındadır. 2017 de Mehmetçik: Kut’ül Amare dizisinde yer alan Kaan Taşaner’i Kaan Taşaner yapan dizi Diriliş Ertuğrul dizisi olmuştur. Dizi de hayat verdiği Gündoğdu bey karakteri ile dünyada tanınan bir isim olan Kaan Taşaner kendisi gibi oyuncu olan Sacide Taşaner’in oğludur. Konya da üniversite okuyan ve tiyatro eğitimi alan Kaan Taşaner 2018 de ise Şahin Tepesi Erkan Sarpkaya olarak yer almış ama dizisi bir kez daha tutmamıştır. Deneyimli oyuncu 2017 de yer aldığı Kaçın Kurası dizisi ile yer aldığı son üç dizi de tutunamamıştır. Bakalım yakışıklı oyuncu Evim dizisinde başarıyı yakalayabilecek midir?
Evim Dizisi Nerede Çekilecek? Bize gelen bilgilere göre Evim dizisi genel olarak İstanbul’da çekilecek. Evim dizisi için bir kaç ile set kurulsa da genel çekimler İstanbul’da yapılacaktır.
Evim Dizisi Ne Zaman Başlayacak? Evim dizisi için şuanda oyuncu ve cast çalışmalarının yanı sıra senaryo çalışmaları da devam etmekte. Evim dizisinin ocak 2020 de başlamasını bekliyoruz.
Demet Özdemir’in kadın başrol oyuncusu olma için anlaşmaya vardığı Evim dizisinde senaryo çalışmaları devam ediyor; ancak dizinin hikayesinin şimdiden çok ses getireceği konuşuluyor. Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 12:45 fragmanlife Mesti Ask Filmi Oyunculari ve Vizyon Tarihi

Mesti Ask Filmi Oyunculari ve Vizyon Tarihi Yönetmenliğini Hasan Fethi’nin üstleneceği Mevlana’nın hayat hikayesinin anlatılacağı Mesti Aşk filmi için hazırlıklar sürüyor. Başrollerini İbrahim Çelikkol, Hande Erçel ve Bensu Soral’ın paylaştığı Mesti Aşk filmi 2020’nin şimdiden en çok merak edilen vizyon projelerinden biri oldu. Daha önce bir çok dizi de başrol oynayan ve şimdilerde Azize dizisi ile ekranlara gelmeye hazırlanan Hande Erçel’in ilk film projesi olacak.
Mesti Aşk Filmi Konusu Mesti Aşk filminde Mevlana’nın hikayesi çok farklı bir bakış açısı ise İranlı bir yönetmen tarafından anlatılacak. Mesti Aşk filminde bilinenden çok farklı bir Mevlana profili olacağı konuşuluyor.
Mesti Aşk Filmi Vizyon Tarihi Mesti Aşk Filmi 2020 de vizyonda olacak. Okuma provaları başlayan filmin çekimlerine ise kısa zaman içinde başlanacak ve 2019 kasım ayında tahmini olarak çekimler tamamlanmış olacak ve montaj çalışmalarına başlanacak.
Mesti Aşk Oyuncuları Bensu Soral Son olarak Organize İşler 2: Sazan Sarmalı filminde Yılmaz Erdoğan ile birlikte rol alan ve özellikle İçerde dizisinde hayat verdiği Melek karakterinden sonra büyük çıkış yakalayan Bensu Soral şimdide Mesti Aşk filminde baş rolde yer alacak. İlk olarak 2015 yılında yer aldığı Tatlı Küçük Yalancılar dizisi ile tanınan ve dizi de hayat verdiği Aslı karakteri ile çok sevilen Bensu Soral oyunculuğa ise 2012 de Yol Ayrımı dizisi ile başlamıştı. 2 Şubat 1991 de Yeşil Bursa’da doğan Bensu Soral 2019 yılı itibari ile 28 yaşının içindedir. r. Marmara Üniversitesi Grafik Bölümü mezunu olan Bensu Soral oyuncu Hande Soral’ın da kardeşidir. 1.63 boyu ve 55 kilo olan Bensu Soral güzelliği ile bir çok izleyiciyi kendine hayran bırakmaktadır.
Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar
Hande Erçel 24 Kasım 1993 doğumlu olan güzel oyuncu Hande Erçel 26 yaşındadır ve aslen Balıkesirlidir. 2019 da kasım ayında yayınlanacak Azize dizisinde Azize karakterine hayat vermek için hazırlanan Hande Erçel daha son dönemlerin en ünlü kadın başrol oyuncularından biri olmuştur. 2018 de Halka dizisi ile büyük çıkış yakalayan Erçel her ne kadar ününe ün katsa da yer aldığı projelerin hiç biri sezonu tamamlayamamıştır.
Mimar Sinan Üniversitesinde Güzel Sanatlar eğitimi alan Hande Erçel bir çok eleştirmen tarafından oyunculuğunun eleştirilmesi sonrası yurt dışında oyunculuk dersleri bile almıştır. Güzelliği ile lise döneminden itibaren dikkat çeken Hande Erçel Çılgın Dershane Üniversitede filmi ile kendini göstermiş ve yapımcıların radarına girmiştir. Hande Erçel’in en büyük çıkışı ise Güneşin Kızları dizisinde hayat verdiği Selin karakteri olmuştur. 2017 de Aşk Laftan Anlamaz isimli dizi de Burak Deniz ile partner olan Hande Erçel daha sonra Siyah İnci dizisinde Talgahan Sayışman ile yer almıştır. Murat Dalkılıç ile ilişkisi olduğu bilenen güzel oyucu Azize ve Mesti Aşk dizisi çekimlerini aynı zamanda gerçekleştirecektir.
İbrahim Çelikkol (İskender) 2019 da Evim dizisi ile izleyicisi karşısına çıkmaya hazırlanan İbrahim Çelikkol Mesti Aşk dizisinden gelen teklifi de reddetmedi ve iki projenin çekimlerini de aynı anda yürütmeye karar verdi. 1982 de Kocaeli doğan 37 yaşında ki İbrahim Çelikkol zamanın hızlı basketbolcularındandır. Basketbolda milli seviyeye ulaştıktan sonra mankenlik teklifi alan İbrahim Çelikkol bir dönem modellik yapmış ve bu dönemde yapımcıların dikkatinden kaçmamıştır. Uzun boyu ve kaslı fiziği ile aksiyon filmlerinin aranan ismi olan İbrahim Çelikkol Osman Sınav’ın kendisini keşfetmesi ile ünlü olmuştur. İlk olarak Pars Narkoterör isimli polisiye filmde yer alan ve çok beğenilen oyuncu daha sonra Merhamet dizisinde erkek başrol de yer alarak artık herkes tarafından tanınan bir oyuncu olmuştur. 2017 de Seddülbahir 32 Saat’te ve 2018 de Siyah Beyaz Aşk dizisinde yer alan İbrahim ÇELİKKOL son olarak Muhteşem İkili dizisinde yer almış ama dizisi tutmamıştır. Mihre Mutlu ile evlidir.
İskender devletine milletine ve geleneklerine bağlı bir komutandır. Hz. Mevlana ile tanıştıktan sonra İrfani aşk yolunda büyük çelişkiler yaşayan İskender, aslında en büyük savaşı kendi ile vermektedir.
Boran Kuzum (Alaeddin) 1 Ekim 1992 de Ankara doğumlu olan Boran Kuzum 27 yaşındadır. Vatanım Sensin’in dizisinin yıldızı Leon karakteri ile büyük çıkış yakalayan Boran Kuzum 0İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tiyatro bölümü mezunudur. ilk olarak 2015 de Analar ve Anneler dizisi ile ekranlara çıkan Boran Kuzum 2016’da ise Muhteşem Yüzyıl: Kösem dizisinde yer almıştır. 2017 de ise Cingöz Recai filminde yer almıştır. Boran Kuzum son olarak Şahin Tepesi dizisinde Efe karakteri ile yer almıştır.
Alaeddin Mevlana ve Şems’in kaderini belirleyen genç bir adamdır.
Burak Tozkoparan
1992’de İstanbul doğumlu olan yakışıklı oyuncu Burak Tozkoparan şuanda 27 yaşının içindedir. Vodafone Liseler Arası Müzik Yarışması ile dikkatleri üzerine çeken Burak Tozkoparan anınmıştır. Okan Üniversitesinde Sinema ve Televizyon eğitimi almıştır. Oyunculuğa başlamadan önce baterist olarak sanat icra etmiştir; ilk ekran deneyimini ise Paramparça dizi olmuş dizinin deneme çekimlerinde dizinin yönetmen ve yapımcısını kendisine hayran bırakmıştır. 2016 da Hesapta Aşk filmi ile ekranlara çıkan Burak Tozkoparan 2017 de Kırgın Çiçekler dizisinde hayat verdiği Ali karakteri ile tanındı. Son olarak Sesinde Aşk Var dizisinde Rüzgar karakteri ile yer almıştır.
Selma Ergeç
1 Kasım 1978 Almanya doğumlu olan Selma Ergeç 41 yaşının içindedir. Çok zeki bir kız olan Selma Ergeç Tıp okurken model olmak için eğitime ara vermiş ve manken ve dizi oyuncusu olmaya karar vermiştir. Asi dizisinde Defne karakterine hayat vermiştir. Son olarak Muhteşem Yüzyıl dizisinde Hatice Sultan’a ve Gönül İşleri Saadet karakterine hayat vermiştir. Selma Ergeç son olarak Yaşamayanlar isimli internet dizisinde Karmen karakteri ile yer almıştır.
Parsa Pirouzfar
Parsa Pirouzfar 13 Eylül 1972 İran Tahran doğumludur. 47 yaşında olan Parsa Pirouzfar Türk İran yapımı Aşk Sarhoşu filminde yer almıştır. Parsa Pirouzfar Aşk sarhoşu filminde Hande Erçel ile başrolde yer almıştır. Oyunculuk dersler vermekte ve tiyatro ile ilgilenmektedir. Aynı zamanda da ressamdır.
Shahab Hosseini
Shahab Hosseini İranlı bir aktördür. 1974 doğumludur ve 45 yaşındadır. İlk olarak radyolarda Dj olarak çalışan Shahab Hosseini psikoloji, eğitimini bırakmakmış ve oyunculuğa baş koymuştur.
Benzer Konular Trt 1 Kore Dizisi Hapishanedeki Çiçek Oyuncu Kadrosu ve Karakterleri Trt 1 Kore Dizisi Hapishanedeki Çiçek Oyuncu Kadrosu ve Karakterleri 18 Kasım 2019 Azize Asya Kimdir? Duygu Sarışın Kimdir? Kaç Yaşında? Azize Asya Kimdir? Duygu Sarışın Kimdir? Kaç Yaşında? 17 Kasım 2019 Kurşun Kerim Paşa Kimdir? (Ünal Silver) Kurşun Kerim Paşa Kimdir? (Ünal Silver) 15 Kasım 2019 İkimizin Yerine Yeni Ganga (Aasiya Kazi) Kimdir? Aasiya Kazi Nereli Kaç Yaşında İkimizin Yerine Yeni Ganga (Aasiya Kazi) Kimdir? Aasiya Kazi Nereli Kaç Yaşında 13 Kasım 2019 Can Borcum Dizisi Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri Can Borcum Dizisi Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri 9 Kasım 2019 Azadlık Saka Oyuncuları Kadrosu Azadlık Saka Oyuncuları Kadrosu 9 Kasım 2019 Yorum yaz Adınız Yorumunuzu buraya yazabilirsiniz. Bıçak Sırtı Dizisi Oyuncuları Karakterleri Kadrosu (Kanal 7 Swaragini)
Kanal 7 sonunda 2019 2020 yeni sezonunda yayınlayacağı yeni Hint dizisinin detaylarını paylaştı. Sev Yeter dizisinden sonra eski dizilerin tekrarı ile devam eden Kanal 7 yeni dizisi Bıçak Sırtı ile ekim ayında izleyicisi karşısına çıkacak. Hindistan’da Swaragini ismi ile Hindistan’da 2 Mart 2015 – 14 Aralık 2016 tarihleri arasında 30 dakikadan 469 bölüm yayınlanan Swaragini dizisi Türkiye’de 90 dakikadan toplamda 156 bölüm yayında olacak.
Bıçak Sırtı Dizisi Konusu
Bıçak Sırtı dizisinde Swara ve Ragini isimli iki kızın hikayesi anlatılacak. Swara ve Ragini bir birlerinden çok farklı iki kızdır. Swara modern ve hayat dolu bir kızdır şarkı söylemeyi çok sever; Ragini ise Swara’nın tam tersi oldukça içine kapanık ve geleneklerine aşırı bağlı bir kızdır. Swara ve Ragini çok iyi anlaşan iki iyi arkadaş olsalar da aileleri bir birlerini hiç sevmezler ve her fırsatta kavga ederler. İlerleyen bölümlerde bu kavganın nedeni de anlaşılır Swara’nın annesi ile Ragini’nin babası gençliklerinde bir birlerine deliler gibi aşıklarmış ama kavuşamamışlar. Diğer taraftan iki kız olur da bir erkek olmaz mı? Lakşiya bu iki kızın sevdiği yakışıklı adam. Lakşiya Swara ve Ragini arasında kalacak ve seçim yapmakta zorlanacak. İşte bu üçlü arasında ki aşk Bıçak Sırtı dizisinin konusu oluşturacak. Hint dizisi olur da aşk, ihtiras entrika olmaz mı? Hepsi fazla fazla var.
Bıçak Sırtı Oyuncuları Helly Shah (Swara Sanskaar Maheshwari) Helly Shah 7 ocak 1996 Hindistan doğumludur. 14 yaşında ekranlara çıkmaya başlayan Helly Shah Alaxmi ve Gulaal gibi Hint dizilerinde çocuk oyuncu olarak yer alsa da asıl tanındığı dizi ilk defa baş rolü paylaştığı Swaragini dizisi oldu. Üç yıldır Devanshi isimli Hint dizisinde kadın başrol oyuncusu olarak yer almaya devam etmektedir.
Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar
Swara Lakşiya’ya aşık hayat dolu cıvıl cıvıl bir kızdır. Rahat bir ailede yetişen Swara geleneklerini çok takmaz. O daha çok şarkı söylemeyi eğlenmeyi ve aşık olmayı sever. Açık fikirli bir kız olan Swara aynı zamanda çok da duygusaldır.
Tejaswi Prakash Wayangankar (Ragini Lakshya Maheshwari) Tejaswi Prakash Wayangankar 10 haziran 1992 Arabistan doğumludur. Eğitimini müzik üzerine almasına rağmen güzelliği ile dizi yapımcılarının dikkatini çekince dizi oyuncusu olmaya karar verdi. 163 cm boyu olan güzel oyuncu 55 kg’dır. En çok tanındığı dizi ise ilk kez başrol olarak yer aldığı Swaragini dizisi olmuştur.
Ragini geleneklerine çok bağlı içine çık kapanık bir kızdır. İçine kapanık olduğu için aklında çok fazla aşk yoktur ama mahallede Lakşiya isimli genci görmesi ile onunda kalbine aşk ateşi düşer. Marwar’lı bir kız olan Ragini maruz kaldığı entrikalara rağmen iyi niyetini korumayı başaracak kadar da saftır.
Ragini zengin bir velet olan Lakşiya’ya aşkını itiraf eder ama Lakşiya onu rezil eder. Lakşiya da Ragini’nin kız kardeşim dediği Swara’ya aşıktır.
Namish Taneja (Lakshya Durga Prasad Maheshwari) Namish Taneja 11 Eylül 1994 Hindistan doğumludur ve 25 yaşındadır. Şans eseri Delihi’den Mumbai’ye geldiğinde bir film seti ile karşılaşan Namish Taneja seçmelere katılınca ünlü olmayı başarmıştır. Ekk Nayi Pehchaan isimli ünlü Hint dizisi ile oyunculuğa başlayan Namish Taneja Swaragini dizisi ile hem Hindistan’da hemde Dünyada tanınan bir yetenek haline gelmiştir. 175 cm ve 70 Kg’dır.
Laksiya yakışıklı ve hayat dolu bir gençtir. Zengin bir şımarık çocuğudur ama ailesinde her şeyin bir kuralı vardır. İki farklı yüzü vardır biri ailesinin yanında biri de dışarıda. Aslında ne evini ne de dikdatör babasını seviyor. Sonunda babasına karşı gelir. Swara’yı seviyor ama Lakşiya’yı da Ragini seviyor.
Varun Kapoor (Sanskaar Ram Prasad Maheshwari) Varun Kapoor 1987 28 Ağustos doğumludur. 32 yaşında olan yakışıklı oyuncu Hindistan’ın Türkiye’de en çok tanınan başrol oyuncularından biridir. Türkiye’de en çok İki Yabancı isimli dizii ile tanınmıştır. Aslında mühendis kafasına sahip olmasına rağmen oyunculuk yetenekleri ile de çok dikkat çekmiş ve oyuncu olmaya karar vermiştir. Evli olan Varun Kapoor 2018 de Savitri Devi College and Hospital dizisinde de başrol oynamış ve dizisi Hindistan da çok izlenen bir doktor dizisi olmuştur.
Sanskar yakışıklı bir adamdır. Diziye sonradan dahil olacak ama entrikaların merkezinde yer alacaktır. Aslında çok kötü bir geçmişi var. Dini başka bir kız sevdi ailesi ya biz ya o kız dedi. Sasnkar kız arkadaşını seçti ve ailesinden atıldı. Sonra da eşi yani sevdiği kız kollarında öldü.
Nagesh Salwan (Durgaprasad Maheshwari) Lakşiya’nın babası marwari topluluğu başkanı. Kuralları olan sıkı bir adam. Gerçekleri öğrendiğinde evi terk edecek ama geri de dönecek.
Akanksha Chamola (Parineeta Maheshwari) Adarsh’nın karısı
Alka Kaushal (Parvati Gadodia) Alla Kaushal 2 Eylül 1969 Hindistan doğumludur. 50 yaşındaki tecrübeli oyuncu çok sayıda dizi ve filmde rol almıştır. Biz onu Kanal 7 de yayınlanan Zor Sevda dizisinden tanıyoruz. Oyunculuğun yanı sıra yapımcı olarak da görev almıştır. Alka Kaushal tv yapımcısı ve yönetmeni Ravi Kaushal ile evlidir.
Şhekar’ın annesi. Dini duyguları güçlü bir kadın. Shekhar ve Sharmishta’nın düğüne karşı çıktı ve onu durdurmak için her şeyi yaptı ama başarısız oldu. Her dizide bir fitne olur ya! İşte fitnenin başı bu kadın. Ragini ondan çok korkmaktadır. Dadima olarak da atlandırılmaktadır.
Sachin Tyagi (Shekhar Gadodia) Oyuncu ve aynı zamanda şarkıcıdır. Orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak Hindistan’ın Merut kentinde dünyaya gelmiştir. Onu ünlü yapan dizi 2015 yılında yayınlanan Swaragini dizisi olmuştur. Sachin burada Şekar rolünü oynamıştır. Sachin evlidir.
Swara ve Ragini’nin babası. sakin bir adam. gençken Sharmishta’yı sevdi, ancak farklı dinlerde olduğu için Sharmishta ailesi tarafından kabul edilmedi. Cesaret edemedi ve sevgisinden vazgeçerek Ragini’nin gençken öldüğü annesinin annesi ile evlendi. Swara’nın gerçek kızı olduğundan habersiz. Ancak Sumi gerçeği söylediğinde Swara babasının Şekar olduğunu öğrenecek. Swara Şekar ile Sumi’yi bir araya getirmek isteyecek ancak Dadima buna engel olacak. Söylediği yalanlara Ragini inanacak.
Tanima Sen (Shobha Bose) Sharmishtha’nın annesi. Shekhar-Sharmishta’nın evliliğini tam bir yürekle kabul etti ve Swini gibi Ragini’yi seviyor. Parvati’yi genelde o kontrol eder. Gerçekçi bir insan, Swara’nın büyükannesi.
Parineeta Borthakur (Sharmishtha Gadodia) Swara’nın annesi ve Ragini’nin üvey annesi. Annesi ve kızının etrafında hayatı geçen bir kadın. Gençken Shekhar i aşıktı ve onunla yattı ve Swara’ya hamile kaldı.Shekhar’ın ailesi karşı çıkınca ilişkileri yarım kaldı Hala Shekhar’a karşı hisleri var. Dizide Sumi olarak biliniyor.
Shalini Kapoor Sagar (Annapurna Maheshwari) Durgaprasad ve Lakshya’nın annesi. Çok tatlı bir kadın. Kocasına karşı gelemediği için çok acı çekmeye mahkum bir anne. Oğulları ve kocası arasında kalır.
Abhijit Lahiri(Deendayal Gadodia) Şekar’ın babası
Amar Sharma (Ram Prasad Maheshwari) Amar Sharma 1980 doğumludur ve 39 yaşındadır. İkimizin Yerine dizisinde de oynamıştır.
Durgaprasad’ın küçük kardeşi.
Tarun Singh (Adarsh Durga Prasad Maheshwari) Durga Prasad’ın büyük oğlu
Soni Singh (Urvashi Maasi) 1984 Mumbai doğumludur 35 yaşının içindedir. Ünlü bir Hint televizyon oyuncusudur.
Swara’dan ve annesi Sharmishta’dan nefret eder Ragini’nin annesinin hayatını mahvettiğini düşünüyor. Her fırsatta Swara’ya karşı planlar ve planlar yapar.
Roop Durgapal(Kavya Malhotra) Roop Durgapal İkimizin Yerine dizisinde de oyuncu olarak yer almıştır. Hindistan Mumbai doğumludur. 15 Ekim 1988 de doğmuştur ve 31 yaşındadır 160 cm boyundadır.
Lakshya’nın eski sevgilisidir. Kavya ile Ragini’den intikam almak için evlendi.
Nikita Sharma (Kavita) Kavita, Sanskaar’ın uzun süredir komada olan eski sevgilisidir. İyileştiğinde Sanskaar’ın Swara’yı sevmeye başladığını gördüğünde geri çekilir.
Bıçak Sırtı Tanıtım Fragmanı Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.03 13:50 masalokucomtr Ayhan Işık Kimdir

Ayhan Işık Kimdir
https://preview.redd.it/mowu2u9ywgw31.jpg?width=703&format=pjpg&auto=webp&s=78a6d6d9dee72c12489d54b2abe6cfd1b143d996
Ayhan Işıyan olarak da bilinen ünlü oyuncu, beş mayıs 1929’da İzmir’in Konak ilçesinde hayata merhaba dedi. Çok da uzun sayılmayacak olan hayatına, birbirinden değerli meslekler ekleyen oyuncu, aynı zamanda yapımcı, yönetmen, ressam, senarist ve ses sanatçısı olarak da görev yapmıştır. Bir evliliği ve bu evlilikten bir kızı olmuştur. Eşi Gülşen Işık, Kızı da Serap Işıktır. Çok da zengin sayılmayan bir ailede dünyaya gelen oyuncunun, kendisi dışında beş kardeşi mevcuttur. Babasını çok küçük denebilecek yaşta, 6 yaşında kaybeden oyuncu, okul hayatının bir bölümünü doğduğu şehirde tamamlamıştır. Daha sonra abisinin eğitimi sebebiyle annesi ve diğer aile üyeleriyle beraber İstanbul’a göç etmiştir. İstanbul’da Güzel Sanatlar Akademisinin Resim bölümünde öğrenim görür. Okulu devam ederken Bab-ı Ali’de ressamlık görevi yapar. Yıldız Dergisi’nde 1952 yılında planlanan bir yarışmaya katılma kararı alır. Yarışmayı birinci olarak kazandıktan sonra, ressamlığa olan ilgisi, sinema dalına kayar. Bir süre aktif olarak sinema ile ilgili uğraşlar verir. Bu zaman diliminde aralıklı olarak resim konulu eser çalışmaları da yapar. 1953’te Güzel Sanatlar dalındaki bölümü bitirir.
İlk sinema yapıtı olan, Orhon Murat Arıburnu gibi başarılı yönetmen, senarist ve şair bir insanla oynadığı filmde, hayal ettiği kadar tutulmaz. Asıl şöhretini ikinci eserinde verir. Ömer Lütfü Akad’ın Kanun Namına, Ayhan Işık’ın oynadığı ve “sinemacılar” akımına geçiş filmi olarak kabul edilen eseri, ünlü oyuncunun kendisini kanıtlamasını sağlar. Ömer Lütfü Akad ile sinema konusunda oldukça yoğun bir yol kat eder. Beraber çektiği filmler: 1950’lerde İngiliz Kemal, Katil, Öldüren Şehir, Vahşi Bir Kız Sevdim, Kardeş Kurşunu filmleridir.
Atıf Yılmaz ile Şimal Yıldızı, Osman Seden ile de 1957’de Bir Avuç Toprak filmini çeken Işık, açılan bu yıldızlık yolunu Hollywood ile taçlandırmaya karar verir. 1959’da gittiği Hollywood’da çalışma yapamamıştır.
Ayhan Işık, 1960’larda yeniden Yeşil Çam’a döner. 100den fazla filmde oynayan ışık, Taçsız Kral unvanı alır. Halk arasında Işık’ın en çok tanındığı filmlerden biri de Küçük Hanım adlı seri filmidir. Orhan Kemal’in ölümsüz eserlerinden birinden senaryoya geçirilen Üç Tekerlekli Bisiklet, Işık’ın akademiden yollarını ayırmasından önceki son filmidir. Bu filmin ardından tüm çalışmalarını bireysel olarak sürdürmüştür.
1970 yıllarında bir sanat modası akımı baş gösterir. Neredeyse tüm sinema sanatçıları plak doldurarak, sahnelerde konserler vererek müzik dalına da el atmaya başlamışlardır. Sanatçı, bu akıma uyarak Münir Nurettin Selçuk’un ders vermesi sayesinde, Klasik Türk Müziği alanında sahnelere çıkmaya başlar. 45’lik bir plağı piyasaya sürer.
Resim ve müzik alanında çok da etkin rol almayan Ayhan Işık’ı en fazla sinema dalında bıraktığı eserlerle hatırlıyoruz. Sanatçı, pek çok alanda film vermiştir. Politik filmlerinin yanı sıra, dram, romantik, macera ve komedi gibi türlerde rol almıştır. 1975 yılından sonra sadece oyuncu olarak camiaya katkı sağlamak yerine, yapımcılık, yönetmenlik ve senaristlik de üstlenmiştir. Yine bu yıllarda, İtalyan film yapımcılarından biriyle kurduğu kontak sayesinde Le Amanti Del Mostro, Nutre La Morte ve La Mano Che filmlerinde başrolü Klaus Kinski ile paylaşarak görev almıştır. Bu filmler Türkiye’de gösterime, belirli sebeplerden dolayı hiçbir zaman giremez. İtalya ve Avrupa’nın diğer belirli ülkelerinde, yoğun bir izleyen kitlesine ulaşmıştır.
Başarılı sanatçı, camiaya yaptığı birçok katkının ardından 13 haziran 1979’da Balkonunda otururken güneş çarpması nedeniyle hastaneye kaldırılır. Üç gün süren uğraşın ardından kurtarılamaz. Mezarını ziyaret etmek isteyenler için kabri, Zincirlikuyu’da yer alır.

Ayhan Işık Eserleri

  • 1979 Ölüm Benimdir, 1977 Yangın C savcısı Selçuk Ünver, 1976 Kana Kan (Ali), örgüt, 1975 Harakiri (Tayfun), Haşhaş (Şahin), 1973 Ölümün nefesi (La Mano che Nutre La Morte), Kara Haydar (Kara Haydar), Kızın varsa derdin var (Adnan), 1972 Yirmi Yıl Sonra (Nazım), Oğlum, 1972 Beyaz Kurt (Mustafa), Kader Yolcuları (Ömer), Kırık Merdiven (Kemal), Kanun Adamı (Koca Kurt), Büyük Bela (Murat), 1971 Beyoğlu Kanunu (Vedat), Sezercik Yavrum Benim (Tarık), Fatoş Sokakların Meleği (Murat), Ölümden Korkmuyorum (Murat), Herşeyim Sensin (Ahmet / Feridun), Şerefimle Yaşarım (Murat), 1970 Bütün Aşklar Tatlı Başlar (Murat), Çalınmış Hayat (Mehmet), Dağların Kartalı (Şehmuz), Öleceksek Ölelim Akmeşeli Dinar, Şampiyon (Nihat), Zindandan Gelen Mektup (Ali), Ölünceye Kadar (Nejat), Gölgedeki Adam (Ekrem), Küçük Hanımın Şoförü, Yaşamak Kolay Değil (Orhan), 1969 Karlıdağ`daki Ateş (Yusuf), Hayatımın Erkeği (Ferit Akman / Sedat Çağlayan), Ayşecik Yuvanın Bekçileri (Murat), Cingöz Recai (Cingöz Recai), Fato Yüzbaşı (Kemal), Tel Örgü (Ömer), Yılan Soyu (Orhan), Sabah Olmasın (Ahmet & Orhan), Sevdiğim adam (Murat), 1968 Erikler Çiçek Açtı (Orhan), 1967 Yıkılan Gurur (Bülent), Acı Günler (Turgut), Galatalı Mustafa (Mustafa), Gecelerin Kralı (Kenan), Aslan Yürekli (Kabadayı Kara Haydar), Beni Katil Ettiler (Ali), Kızıl Tehlike, Ölüm Saati (Ahmet), Krallar Ölmez (Ajan Murat), Büyük Kin (Ömer), Küçük Hanımefendi (Bülent), Yalnız Adam), Demir Bilek, Bıçaklar Fora (Orhan), 1966 Aslan pençesi (İsmail Sönmez), Kumarbazın İntikamı ( Murat Soylu), Katiller de Ağlar (Murat), Altın Kollu Adam (Murat), Siyah Otomobil (Kenan), İstanbul Dehşet İçinde (Kemal), İdam Mahkumu (Ahmet), Kanun Benim (Orhan & Tarık), Vur Emri (Ali), Allahaısmarladık İstanbul, 1965 Şoförün Kızı (Ayhan Gürhan), Sayılı Dakikalar (Tarık), Tamirci Parçası (Demir), Kolejli Kızın Aşkı (Ayhan), Güneşe Giden yol (Nazmi Özdemir), Kadın İsterse (Tüccar İrfan Ersoy), Yasak Cennet, Sonsuz Geceler (Osman), Sevinç Gözyaşları (Ayhan Çakmak), Namusum İçin (Murat), Fişek Necmi (Fişek Necmi), 1964 Şoförler Kralı (Hasan), Kadın Berberi (Erol), Şahane Züğürtler (Fikret Soylu & Ahmet), Hızır Dede (Orhan), Taşralı Kız (Necmi), Koçum Benim, Katilin Kızı (Ayhan), Halk Çocuğu (Ahmet), Kadın Terzisi, Öp Annemin Elini (Tarık), Muhteşem Serseri (Naci), Kanun Karşısında (Selim), Hızlı Yaşayanlar (Orhan), Kral Arkadaşım (Ayhan Güneş), 1963 Ayşecik Canımın İçi (Orhan), Yaralı Aslan (Ayhan), Yavaş Gel Güzelim (Ayhan Koca İrfanoğlu), Maceralar Kralı (Erol), Helal Olsun Ali Abi (Ali), Kırık Anahtar, İki Kocalı Kadın, Küçük Beyin Kısmeti (Suat), Şıpsevdi (Suat), İlk Göz Ağrısı (Turgut), Şaşkın Baba (Kemal), Bahriyeli Ahmet (Bahriyeli Ahmet), 1962 Belalı Torun (Namık), Rıfat Diye Biri (Rıfat), Küçük Hanımın Kısmeti, Çifte Nikah, Küçük Hanımın Şoförü (Ömer Şahinoğlu), Allah Seviniz Dedi, Acı Hayat (Mehmet), Zorlu Damat (Necdet & Hasan), Küçük Hanım Avrupa’da (Ömer), Üç Tekerlekli Bisiklet (Ali), 1961 Sevimli Haydut (Osman), Aşktan da Üstün (Binbaşı Kemal), Tatlı Günah (Fikret), Küçük Hanımefendi (Ömer Şahinoğlu), Ya O Ya Ben (Samim), Avare Mustafa (Avare Mustafa), Otobüs Yolcuları (Otobüs şoförü Kemal), 1960 Yangın Var (Eski İstanbul Kabadayıları) (Murat), Devlerin Öfkesi (Rüzgâr Halil), Ölüm Peşimizde (Burhan), 1958 Meçhul Kahramanlar (Osman), Beraber Ölelim, 1957 Bir Avuç Toprak (Ömer), 1956 İntikam alevi (Ekrem), 1955 Kardeş Kurşunu (Orhan), 1954 Şimal Yıldızı (Teğmen Kemal), Vahşi Bir Kız Sevdim (Yüzbaşı Adil), 1953 Öldüren Şehir (Ali), Vahşi Arzu, Katil (Kemal), Kanlı Para, 1952 Kanun Namına (Nazım Usta), İngiliz Kemal Lawrense Karşı (hmet Esat/İngiliz Kemal), 1951 Yavuz Sultan Selim Ve Yeniçeri Hasan (Yeniçeri Hasan)
  • Biyografi
  • https://masaloku.com.tr
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.10.27 20:04 exclamationless Bir öğretmenin günlüğü - Kuzgunlu 1995

Bu kasabada başıma gelen olaylar yüzünden akıl dengemi kaybediyorum. Sırada ben varım bu yüzden başıma gelen önemli olayları olabildiğince hızlı anlatıp Kuzgunludan kaçmaya çalışıcağım.
1995 yılının haziran ayında kuzgunlu kasabasına zorunlu hizmetimi yerine getirmek üzere öğretmen olarak atandım. Zorunlu hizmeti için bugünlerde karışık olan doğu şehirleri yerine ücra bir kasaba çıktığı için kendimi şanslı saymıştım. Hatta diğer mezun arkadaşlarım beni kıskanmışlardı bile ama şimdi onların yerinde olmak için her şeyimi veririm.
Kuzgunlu çok kalabalık olmayan bir kuzey kasabasıydı. Bu kadar ücra bir bölgeye neden kasaba kurulur ki diye kendi kendime sorduğumu hatırlıyorum ilk geldiğimde. Otobüsten indiğimde birkaç insanlar anadolu misafirperverliğinde beni karşıladılar. "Kuzgunlumuza hoş geldiniz!" diyor elimi sıkıyorlardı. Bavullarımı sırtlanıp beni kalacağım yere doğru gitmeye başladık. Yolda ne kadar iyi ettiğimden ve kuzgunlunun ne kadar dostcanlısı bir kasaba olduğundan bahsedip durdular. Geldiğimizde karşımda gördüğüm şey kasabanın "okul"u olarak adlandırılan yerdi. 2 katlı küçük bir binaydı ve sarı boyası yeni badana istiyorum dercesine solmuş, çatlamış ve dökülmüştü. 2 katı birleştiren dışardan bağlantılı demirbir merdiveni, büyük pencereleri ve binanın yanında küçük bir çimden (çamur demek daha doğru olur) bahçesi vardı. Üst katında ben kalıcaktım ve bir şeye ihtiyacım olursa muhtarla görüşmem yeterliymiş. Çok kötü olmadığını düşünmüştüm ilk geldiğim zamanlar. Küçük sayılabilicek eve ve köy okulu diyebilinecek kadar derme çatma okula katlanabilirdim ama bir süre sonra bazı gariplikler kafamı kurcalamaya başladı. Herkes sürekli bana gülüyor ve aşırı nazik davranıyor ama kimse benim sorularıma düzgün cevap vermiyor gibi hissediyordum. Sorduğum çoğu soruya boşverin hocam diyip bana kuzgunlunun güzelliklerinden bahsediyorlar ya da kasabanın kahvesine çağırıyorlardı. Ben de samimiyetsiz bulduğum için insanlardan kendimi uzaklaştırdım ve zamanımın çoğunu odamda radyo dinleyip hikayeler yazarak ya da kuzgunlunun biraz dışındaki koruda çimlere yatıp kitap okuyarak geçirdim. Arada bir bakkaldan sigara ve çay alıyordum ve başka bi masrafım olmuyordu çünkü coğu gün birileri kapımı çalıp bana yemek getiriyorlardı. Günlerim haftalarım böyle geçerken okulların başlaması yaklaşmıştı ki bu kasabanın en büyük garipliği kafama bir zehir gibi yayıldı. Geldiğimden beri hiç çocuk görmemiştim. Nerdeyse 3 aydır 1 tane bile çocuk görmemiştim Kuzgunlu'nun sokaklarında. Bir şeylerin ters gittiğini o zamanlar anlamıştım ama mantığım beni bu kasabadan kaçmaktan alı kokuyordu. Sadece bir tesadüf olmalıydı, evet evet sadece bir tesadüf ya da başka bir şey... Okul yarın açılıcaktı ve ben daha bir çocuk bile görmemiştim Kuzgunluya adım attığımdan beri. Ama bir rahatlama da gelmişti üstüme: eğer yarın sabah okula hiçbir çocuk gelmezse bu tuhaf kasabadan gidebilirdim. Bunun olması için dua edip çalar saatimi 8 e kurdum ve uykuya daldım.
Sabah kalktığımda alt kattan bir takım sesler geliyodu saate baktığımda 8:42 yi gösteriyordu. Hemen yataktan fırladım ve yüzüme su vurdum. Meslek hayatımın ilk okul gününe 18 dakika vardı ve ben yeni uyanmıştım. Hızlıca üstüme gömleğimi ve kravatımı geçirdim aynada saçımı düzeltip merdivenlerden hızlıca aşşağı kata indim. Kapıyı açtığımda şaşkınlığımı gizleyemedim. Mavi önlüklü 40-45 kadar çocuk sıralara oturmuş bağrışıp çağrışıyor,oynuyor kimisi bir şeyler yiyor kimisi bi diğerini rahatsız ediyordu. Kapıyı açtığımdan sonra 2 saniye kadar devam eden bu karmaşa beni fark etmeleri ile son buldu. Şimdi hepsi susmuş bana bakıyor ve sonraki adımımı bekliyolardı. Yavaşça içeri girip kapıyı kapadım. Sınıfa bir göz gezdirip masama oturdum. Tüm sıralar dolu gibi gözüküyordu. "Günaydın sınıf" dedim, tüm öğrenciler anlaşmış gibi bir ağızdan "Günaydın öğretmenim" diye cevap verdiler. Yoklama listesinden tek tek isimleri okudum. Tüm öğrenciler eksiksiz burdaydı. Bu hevesimi yerine getirmişti ve öğrencilerle tanışmaya başladım. Tek tek tüm öğrenciler isimlerini kaçıncı sınıf olduklarını ve ilerde ne olmak istediklerini söylediler. Ben de kendimi tanıttıktan sonra derslere başladım ve söylemeliyim çocuklar çok uslulardı. Çoğu kasaba ve köy okulunda olduğu gibi karma eğitim vardı kuzgunlu ilk okulunda da. İlk saatlerde 1. Ve 2. Sınıflar tahtayı dinlerken büyük sınıflar kendi başlarına çalışıyorlar daha sonra 1. Ve 2. Sınıflar dinledikleri üzerine alıştırma yaparken daha büyük sınıflar tahtayı dinliyor, tenefüslerde çocukların çoğu bahçede koşup oynuyor tenefüsün bittiğini belirten düdüğü üflediğimde sınıf yeniden doluyordu. Çocukların bu usluluğu beni mutlu ediyordu ama gene yaşanacak garipliklerden habersizdim. Sonbahar olmuştu ve artık tüm öğrencilerimi biliyor bazılarını iyice tanımaya başlıyordum. 3. Sınıflardan mehmet küçük kara ama aşırı hızlı bir çocuktu, tenefüs olduğu anda koşarak dışarı çıkar tüm tenefüs bahçede koşar sonra en hızlı da okula o girerdi. Polis olmak istediğini söylemişti sorduğumda. 5. Sınıflardan melike çok güzel resim yapar, 4. Sınıflardan orhan bilek güreşinde beni bile yeniyordu. Ama en sevdiğim öğrencim 1. Sınıflardan ayşeydi. Ayşe beyaz tenli siyah saçlı ve mavi gözlü küçücük bir kızdı. Hem çok usluydu hem çok zekiydi. Okumayı hemen sökmüş üstüne diğer arkadaşlarına öğretmem için bana yardım ederdi. Ama en önemlisi öğretmen olmak istediğini söylemiş, Neden olarak da en önemli meslek öğretmen de ondan diye eklemişti. Sonbaharın ortasında okuldaki ilk gariplik yaşanmıştı. O zamanlar bu Kuzgunlu denen yerden neden kaçmadım ben de bilmiyorum.2.sınıflardan cemil bölme işlemi yaparken / işaretini kullandığını fark ettim ve nerden öğrendiğini sordum (çünkü ben çocuklara sadece ÷ işaretini göstermiştim). "Eski öğretmenim öğretti öğretmenim" dedi bana. O an şaşırmıştım. Sonuçta bu çocukların bir eski öğretmeni vardı ve ben bunun yeni farkına varmıştım. "Eski öğretmeninine ne oldu?" sorusu dökülmüştü ağzımdan ben farkında varmadan. Çocuklar hep bir ağızdan "bilmiyoruz öğretmenim" dediler. Normalde de böyle cevap verirlerdi ama bu sefer beni rahatsız etmişti bu. "Cemil sana sordum evladım" diye Cemile yönelttim soruyu belki kalabalıkta söyleyememiştir diye. Bir saniye durdu ve "bilmiyorum öğretmenim" diyip yerine oturdu. O günden bir hafta sonra daha garip şeyler yaşanmaya başladı. Aylardan kasım olmuştu ve sabah sınıfa girdiğimde ve her şey sıradan gibi görünüyordu ama biraz sonra her şey daha garip bir hal alıcaktı. Sınıfa göz gezdirirken cemilin sırasının boş olduğunu gördüm. Tüylerim diken diken olmuş ilikerim buz kesmişti. Şimdiye kadar öğrencilerimden hiçbiri devamsızlık yapmamıştı. "Ar...arkadaşınız cemil nerde?" diyebilmiştim güçlükle, "Kuzgunludan taşındılar öğretmenim" diye cevap verdi tüm sınıf. Soğuk terler vücudumdan akmaya başladı. Tüm bunlar garip değil miydi? Bir aklı başında olan ben miyim diye kendime sordum. O günü çok zor geçirdim ve çocukları soba tıkandı diyip evlerine erken yolladım. Tesadüf heralde kendimi avuttum ama bunun doğru olmadığını o zaman da adım gibi biliyordum. Etraftaki insanlara da cemilin kayboluşuyla ilgili sorular sorsam da aynı geçiştirme cevabı aldım: "Kuzgunludan taşındılar" nedeni: "bilmiyoruz". Kasım ayı ızdırap gibi geçti. sürekli penceden dışarıyı izlemeye, insanlarla olabildiğince az etkileşime girmeye, odamdan dışarı mecbur kalmadıkça çıkmamaya başladım. Aralık ayı geldiğinde soğuk iyice etkisini göstermiş kar yağmaya başlamıştı. Ama bu kadar soğuğa ve kara rağmen tüm öğrencilerim her gün okula gelmeyi sürdürmüştü. Ta ki bir öğrencimin daha kaybolduğu güne kadar. Aralığın sonuna doğru sınıfa girdiğimde melikenin de sırasının boş olduğunu gördüm. Büyük bir şaşkınlık daha yaşamıştım. Sırada melike vardı demek diye düşündüm ama neden Melikeydi ki? Cemil benle konuştuğu için yok olmuştu ama ya Melike? O sırada gene kendimi kandırmayı seçmiş cemil de tesadüftü diye içimi rahatlatmayı seçmiştim. Melike nerde diye sorduğumda aldığım cevaplar aynıydı: "Kuzgunludan taşındılar öğretmenim" nedeni: "bilmiyoruz öğretmenim". Şaşırmamıştım bu cevabı aldığıma ama neden melike sorusunun cevabını hatırladığımda daha mantıklı geldi bana bu cevaplar. Gece dışarıyı izlerken hatırladım bunun cevabını. 1 hafta önce tenefüste melike'nin arkasından yaklaşmış ne çizdiğine bakmıştım sessizce. Resim defterinin beyaz sayfasına sadece siyahla geyik boynuzları olan bir insan sureti gibi bişey görmüştüm gözümün ucuyla ki melike beni fark edip çizdiğini gizledi. Utanmış gibiydi. Üstüne çok düşünmemiştim bu olayın ama artık benim için bir şey kesindi. yatağıma yattım ve kararımı verdim: Kuzgunludan kaçmam gerekiyordu. O Sabah gene okula gittim. Bu çocukları son görüşüm değilmiş gibi normalce işledim dersleri ama biliyordum ki yarın Kuzgunludan kaçıyordum. Hiçbir şey beni burda tutamazdı artık. Okul saatini güç bela bitirebildim ve çocuklar evlerine gitmeye başladılar. O sırada ayşeyle göz göze geldim ve neden olmasın diyip ayşeyi yanıma çağırdım. En sevdiğim öğrencim ayşe de bana yalan mı söyleyecekti? "Ayşe" dedim "melikeye ne olduğunu biliyorsan benden saklamazsın de mi?" Başını öne eğdi bişey demedi. "Benden saklamana gerek yok ayşe hadi söyle" dedim ama ayşe başını kaldırmadı gözleri dolmuştu burnunu 2 kere çekti ve ağlayarak koşmaya başladı. Kendimi kötü hissetmiştim bu Kuzgunlu adındaki bok çukurunda özleyeceğim tek insan ayşeydi galiba. Ama artık geri dönüş yoktu sabah ilk otobüsle Kuzgunludan ayrılıyordum. Ya da ben öyle sanıyordum...
O akşam hava benim gideceğimi anlamış da bütün nefretini kusmak istermiş gibiydi. Kar öyle hızlı yağıyordu ki jilet gibi kesikler atıyordu cildinize. Bu gidişle kar bir metreyi bulur diye düşünüyordum ama bu bile beni Kuzgunluda tutmaya yetmiyecekti. Otobüs gelmezse yürüyerek gidecektik bu lanetli yerden. Radyoda neşet ertaşın olduğunu anladığım bir saz melodisi vardı ama o kadar parazitliydi ki şarkıdan çok kesintisi dinleniyordu. Radyoyu kapadım, bavulumu ve çantamı gözden geçirdim sabah giyeceğim kalın giysilere bir daha baktım. Çalar saati 7 ye kurmuştum ki güneş çıkmış biraz da olsa karı eritmiş olsun. Sigaramı söndürüp izmaritini büyük bir odun parçasıyla birlikte sobaya attım. Saate son bir kez baktım. 21:37 yi gösteriyordu. Gözlüklerimi çıkarıp komidine koydum ve kafamı yastığa bırakıp sobadan çıkan odun çıtırtıları eşliğinde uyumaya başladım. Odada birisi vardı. Bunu gerçekle uyandığımda başta ne olduğunu kavrayamadım ama gözümü açtığımda yatağımın başında beyaz bir insan silüeti gördüm. Kafamı yorganın altına soktum ve bunun bir rüya olduğuna kendimi inandırmaya çalıştım ama o insanın sesini hala yorganın altından bile duyabiliyordum. Biraz dinleyince bu sesin ağlama sesi olduğunu ve bana biraz tanıdık geldiğini fark ettim. Tüm cesaretimi toplayarak kafamı yorganın altından çıkardım ve ağzımdan çıkan hoh sesiyle tuttuğumun farkına vardığım nefesimi vermiştim. Mavi küçük gözlerli, bembeyaz yüzü ve elbisesiyle yatağımın başında ağlıyordu. Bir şeylerin ters gittiği aşikardı ve demin hissettiğim rahatlama yerini rahatsızlığa bırakmıştı. Gözlüklerimi takıp bir daha baktım evet ayşeydi bu ama bir terslik vardı. Kafamdaki sorulara cevap bulmak için ilk konuşmayı ben yaptım "Sorun ne ayşe? Niye burdasın?" 2 kere burnunu çektikten sonra cevap geldi "Beni almalarına izin vermiceksiniz di mi öğretmenim, kaybolmak istemiyorum öğretmenim" "Kim seni alıcak ayşe neler oluyor burda" "Beni korucak mısınız öğretmenim?" Bir an durakladıktan sonra bu da mı onların oyunu diye düşündüm. Sonra ayşenin suratına iyice baktım. Şüphe yok bu küçük kız gerçekten son çare olarak bana gelmişti, bu kadar savunmasız bir öğrencimi koruyamıcaksam neden öğretmen oldum ki diye düşünmeden edemedim. "Ne yapmam gerek ayşe söyle bana" demiş bulundum Ayşe gözlerini beyaz elbiseninin koluna silerek hayatımda gördüğüm en içten gülümsemeyi attı ardından elime bir kağıt parçası tutuşturdu ve dedi ki "Eğer beni kurtarmak istiyorsanız bu kağıttakileri harfi harfine yapmalısınız öğretmenim. Eğer hepsini yaparsanız haftaya beni de götürmezler. Şimdi gitmem gerek beni takip etmeyin lütfen kağıttakileri yapın." ve yanağıma bir öpücük kondurarak küçük adımlarla kapıya gitti "d...dur" dicek gibi olsam da kapıyı açıp kar fırtınası içinde kaybolması bir oldu. Hemen kalkıp ardından kapıyı açtım ama küçük öğrencimden bir iz göremedim. "Acaba bunlar bir rüya mı" diye kendi kendime gülmeye başladım "rüya olmalı evet rüya" diye gene inkar etmeyi denesem de elimde tuttuğum katlanmış kağıt durumu hiç de kolaylaştırmıyordu. Hızlıca kağıdı açıp soba ateşinin ışığında okumaya başladım. Bu bir listeydi ve ayşenin yamuk yumuk el yazısıysıyla yazılmıştı. Okumaya başladım:
1) gece 1 de okulun sınıfında ol 2) gece 1 30 a kadar sobayı söndür, tüm perdeleri dışardan görünmücek şekilde kapat, tüm kapıları kilitle, ışıkları kapat. 3) gece tam 2 de ismini kara tahtaya ters olarak yaz 4) gece 2 den sonra kim kapıyı çalarsa çalsın kesinlikle KİMSEYE açma 5) eğer camlardan biri kırılırsa sabaha kadar öğretmen masasının altında saklan 6) Ne olursa olsun pencereden dışarı bakma 7) sabah ışıkları gözükünce evine çık sabah 9 da okula normal bir şekilde gel eğer tüm listeyi eksiksiz yaptıysan orda olucağım benimle iletişime geçme 8) Eğer orada değilsem bir şeyi eksik yapşındır demektir. Eğer orada değilsem SIRA SANA GELECEKTİR. 9) bunları ezberledikten sonra bu kağıdı yok et
Bunları okuduğum anda hiçbir şey artık anlamlı gelmemeye başlamıştı ama sonra saate baktım. Saat 00:33 ü Gösteriyordu. Hemen ayağa fırladım ve sabah giymek için ayırdığım giysileri üstüme geçirdim. Üstüme yorganımı aldım ve kağıdı 4 defa daha okuyup ezberledim. Sonra kağıdı sobaya atıp yandığından emin oldum. Sobaya masamın üstündeki bir sürahi suyu boşaltıp söndürdüm. Saate bir daha baktım saat 00:42 ydi aceleyle kapıyı açtım ve fırtınayla savaşarak alt kata inmeyi başardım. Kapıyı açıp içeri girdiğimde ayşe nin bu soğukta üstünde sadece o elbiseyle dışarda soğuktan ölmediğini ummadan edemedim. Artık içerideydim saate baktım 00:55 i gösteriyordu. Başarmıştım ama işe koyulmanın vakti şimdi gelmişti; kapıları kilitledim sobanın söndüğünden emin oldum ışıkları kapadım ve perdeleri kapayıp sıraları arkalarına dayadım.içerinin ve dışarının görünmediğinden emin oldum. Sınıftaki saat 1:20 yi gösterdiğinde her şeyi halletmiştim. Sırada saat 2 yi beklemek kalmıştı. Öğretmen masasına oturup saati izlemeye başladım ve düşüncelere daldım. Kuzgunlunun lanetli kışı ne kadar ses çıkararabiliyorsa çıkarmaya çalışıyor gibiydi. Herkes ve her şey gibi havası bile garipti bu lanet kasabanın. Saatin akrebi 2 nin üstüne geldiği anda ayağa kalktım ve tebeşirle ismimi kara tahtaya yazdım. Sonra oturdum ve gecenin en uzun kısmının geldiğini anladım. Birileri kapıya sert bir şekilde kapıya vurmaya başladı. Saat 2 yi geçmişti o yüzden kimseye kapıyı açmayacaktım ama işler çok değişik haller almaya başladı. Başta sadece vurulan kapı durdu. Birkaç dakika sonra bir kadın sesi "Hocam biz veliyiz kapıyı açın kızımız kayıp" diye yalvarıyordu bu ses. Daha sonra bu ses kayboldu başka bir ses kapıya vurmaya başladı. Sert bir erkek sesi "Kapıyı açın jandarma. Kuzgunluda işlenen suçları biliyoruz size yardım edelim kağıyı açın" diye uyarıda bulundu. Bunlarla beni ele geçiremezler diye düşünüyordum ki zayıf bir kapıya vuruş duyuldu ardından da ayşenin sesi duyuldu "lütfen kapıyı açın hocam çok üşüyorum beni götürecekler lütfen açın kapıyı beni onlara vermeyin" diye ağlıyordu ayşenin sesi. Ayağa kalkıp kapıyı açsam mı diye çok düşündüm ama sonunda açmamaya karar verdim ve yerime oturdum. O sesten sonra başka ses duyulmadı camlardan biri de kırılmadı. Ben de oturduğum yerde kafamı kaldırmaya çalışıyordum ki sabaha karşı uykuya yenik düşmüştüm. Yukardaki odadan gelen çalar saat sesiyle uyandım. Saat 7 olmuştu. Hemen ayağa kalktım, sabah güneşi perdelerin içinden sınıfa giriyordu hemen kalktım sıraları yerine koydum perdeleri geri açtım ve odama çıktım. Elimi yüzümü buz gibi suyla yıkadım ve bir sigara yaktım. Düşünmeden edemiyordum; acaba işe yaramış mıydı? Ayşeyi kurtarabilmiş miydim? Saat 9 a yaklaşırken gömlek ve kravatımı giydim ve sınıfa indim. İçeriden her günkü çocuk sesleri geliyordu. Derin bir nefes alıp sınıfa girdim ve hemen gözlerimi ayşenin sırasına çevirdim. Ayşe ordaydı ve gözünü yere dikmişti ve sağlıklıydı ya bu bana yetmişti. Belli etmemeye çalışıyordum ama sırıtmadan edemiyordum kendi kendime. Küçük bir kızın hayatını kurtarmıştım belki de. Neşeyle derse başladım sonra ama tahtaya döndüğümde nefes alamaz olmuştum. Tahtada ismim yazıyordu ve yanında tanıdığım bir el yazısıyla bir küçük not : bİR ŞeŶ mi ûnÙtTuÑ? El yazısı ayşeye aitti ve o anda kafamdan vurulmuşa döndüm. İsmimi tahtaya ters yazmamıştım...
Arkamı döndüğümde ayşe sırasında yoktu.
Artık sıra bana geldi. Kaçmanın bir anlamı yok. Nefeslerini ensemde hissediyorum. Eğer biri bunu okuyorsa lütfen...
KUZGUNLUDAN UZAK DURUN!
submitted by exclamationless to wiredpeople [link] [comments]


2019.10.08 10:23 KiracUzun Siyah Elbise X Beyaz Kadın

Bu eşleşme çok güzel değil mi? Mat siyah elbise içinde beyaz bir kadın elbisenin bacak kısmında açıklık var tek taraflı, ardından ince bel kusursuz bir yüz ve elma meme ile armut meme arası bir göğüs daha iyisi varsa betimleyin
submitted by KiracUzun to KGBTR [link] [comments]


2019.06.20 23:34 fragmanlife Zalim Istanbul Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri(Tum Oyuncular)

Zalim Istanbul Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri(Tum Oyuncular) Zalim İstanbul dizisinin senaristliğini son olarak Fazilet Hanım ve Kızları dizisinin de senaristliğini üstlenen ünlü senarist Sırma Yanık üstlenirken daha önce Paramparça dizisinin yönetmenliğini üstlenen Cevdet Mercan ise dizide yönetmen olarak görev yapacak.
Zalim İstanbul Dizisi Konusu Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir slagonu ile yayın hayatına başlayacak Zalim İstanbul dizisinde aslen Artvinli olan zengin iş adamı Agah Karaçay’ın yeğeni Nedim için Artvin’den temiz süt emmiş bir gelin getirmek istemesi ile başlar. Agah Karaçay çok zengindir her türlü imkanı vardır ama yeğeni Nedim tekerlekli sandalyeye mahkumdur. Agah Karaçay’ın güzel eşi Yeliz oldukça havalı bir İstanbul hanım efendisidir. Oğlu Cenk’i yurt dışında okutan Yeliz Agah’ın yeğeni Nedim’i ise evinde görmek istemez. Seher ise çocukları ile Agah beyin boğaza nazır yalısında işe başlar ve çocukları ile yalının müştemilatında yaşamaya başlar
Zalim İstanbul dizisi nerede çekiliyor? Köy çekimleri nerede yapıldı? Agah beyin konağı nerede? Detaylar için tıklayınız Nerede Çekiliyor?
Zalim İstanbul Oyuncu Kadrosu Fikret Kuşkan(Agah Karaçay) Fikret Kuşkan Türkiye’nin önde gelen ve en çok tanınan oyuncularından biridir. 22 Nisan 1965’de İstanbul’da dünyaya gelen Fikret 54 yaşındadır. Oyunculuğun yanına profesyonel fotoğrafçıdır. Fikret Kuşkan son olarak Kızlarım İçin dizisinde rol almış ve Yaşar karakterine hayta vermiştir ama dizi tutmamıştır. Özellikle Hanımın Çiftliği dizisinde hayat verdiği Orhan karakteri ile sevilen Fikret Kuşkan Babam ve Oğlum filmi ile ödüller olmuştur. Çifte Saadet dizisi Fikret Kuşkan’ın son dönemlerde dizilerde yakaladığı önemli başarılardan biridir.
Agah bey zengin, otoriter ve güçlü bir iş adamıdır. Memleketi Artvin’den yıllar önce İstanbul’a gelmiş abisinin ölümünden sonra ona söz verdiği gibi Türkiye’nin en büyük lojistik şirketini kurmuş; çok çalışmış ve çok kazanmıştır. Cenk isminde bir oğlu vardır bir de bakmak zorunda olduğu yeğeni Nedim. Nedim abisinin oğludur ve fiziksel engellidir. Aslında Agah bey endi çocuklarını çok sevse de sert duruşunu koruması gerektiği için her zaman çocuklarına mesafeli durmak zorunda kalmıştır.
Mine Tugay (Şeniz) Mine Tugay 40 yaşında olmasına rağmen Türkiye’nin en güzel kadınlarından biridir. Konya doğumlu olan Mine Tugay İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı oyunculuk mezunudur. Mine Tugay son olarak Paramparça dizisinde Asuman karakterine hayat vermiştir. Medcezir dizisinde hayat verdiği Ender karakteri en önemli rolüdür. Zalim İstanbul dizisinde oğlunu oynayan Ozan Dolunay ile Çilek Kokusu dizisinde de beraber rol almıştır.
Şeniz Agah beyin güzeller güzeli eşidir. Agah’ı elinde oynatan Şeniz dominant bir kadındır. Cemiyet hayatının önemli simalarından olan Şeniz ailenin prestijini ve prensi Cenk’i her şeyin üstünde tutar. Şeniz için kocası ve kızı her zaman oğlundan ve ailenin prestijinden sonra gelir. Hayır yapıp bunu herkesin gözüne solarak ailenin prestijini arttırmayı çalışan Şeniz ailenin prestiji ve oğlu Cenk için hayatının en ağır sırrını omuzlarında dev bir yük gibi taşır. Şeniz Agah’ın yeğeni Nedim’i kesinlikle evde istemez. Bu nedenle de Nedim’e ilaç verir ve onun kendisine gelmesini istemez; çünkü Nedim görmemesi gereken bir çok şeyi görmüş ve şahit olmuştur.
Ozan Dolunay(Cenk) Mehmet Ozan Dolunay 1991 Ankara doğumludur ve 28 yaşının içindedir. Makine mühendisliği okurken oyunculuğa merak salan Mehmet Ozan Dolunay yakışıklılığı ile yapımcıların dikkatini çekmiş ve Tatlı Küçük Yalancılar dizisinde hayat verdiği Barış karakteri ile ünlü olmuştur. Son dönemde ise Darısı Başımıza, Lise Devriyesi ve Yüksek Sosyete dizilerinde erkek başrol olarak yer almıştır. Agah Bey ve Şeniz Hanım’ın umarsız yakışıklı oğlu; dikkatleri üzerine çekmek, özellikle babasını kışkırtmak için türlü taşkınlıklar yapan, sorumsuz bir genç. Babasının gücünü babasına karşı kullanan, çapkın bir gençtir. Yakışıklı, sosyetik genç kızların gözdesi. Ancak bu hovardalığının altında, yüreğini paramparça eden ve omuzlarına bir karabasan gibi binen büyük sırrı yatmaktadır. Cenk kalbini sıkıştıran bu gerçeği artık daha fazla taşıyamayacaktır.
Cenk Agah beyin tek oğludur bütün mirasında tek varisidir. Cenk yurt dışında eğitim almış sayısız çapkınlık yapmış ve ülkeye geri dönmüştür. Sosyetenin en yakışıklısı olan Cenk kızlar tarafından havalı ve çok yakışıklı bulunur. Yaşanan kötü olaydan sonra Cenk babasını kışkırtmak için türlü taşkınlıklar yapan sorumsuz bir gence dönüşmüştür. Yüreği paramparça olan Cenk artık omzunda ki bu büyük sırrı taşımayacak hale gelmiştir. Sonradan Cenk konağın hizmetlisi Seher’in kızına aşık olacaktır.
Berker Güven (Nedim) Berker Güven 1994 İzmir doğumlu Türk oyunudur. Babam filminde hayat verdiği karakter ile sevilen Berker Güven Vatanım Sensin dizisinde hayat verdiği Aleksi karakteri ile ismini duyurmuş ve dikkat çekmiştir. İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema bölümü mezunu olan Berker Güven Zalim İstanbul dizisi ile çok büyük bir yükseliş yaşamayı bekliyor. Nedim karakteri Zalim İstanbul dizisinde çok ses getirecek bir karakter olacak.
Nedim Agah beyin erken yaşta ölen abisinin oğludur. Daha çocukken gizemli bir şekilde çatıdan düşüp felç geçirmiştir. Agah bey Nedim’in geçirdiği kazadan dolayı hep kendini suçlamıştı. Nedim yengesi Şeniz’in itirazlarına rağmen amcası ile yaşamaya devam eder; ancak ona kuzenleri de destek olmaz. Nedim zaman zaman düzelme belirtileri gösterse de yine akıl almaz bir şekilde yürüyemez. Nedim’in iyileşmesini istemeyen yengesi Şeniz yaşanan tüm kötü olayların tek sorumlusu olarak Nedim’i görür. Nedim bir çok şeyi görmüştür ve yaşananların tek şahididir. Bu nedenle Şeniz kontrollü şekilde onun iyileşmemesi için elinden geleni yapar.
Simay Barlas(Damla) Simay Barlas’ı biz Hayat Bazen Tatlıdır dizisinde hayat verdiği Gözde karakteri ile yakından tanıdık. Simay Barlas Zalim İstanbul dizisinde hayat vereceği Damla karakteri ile yeni bir yükseliş yaşamayı ve artık kadın başrol olarak dizilerde yer almayı beklemektedir. 1988 doğumlu olan Simay Barlas şuanda 21 yaşının içindedir. İlk oyunculuk deneyimini ise daha 17 yaşında Paramparça dizisi ile yaşamıştır.
Damla Agah beyin sosyal medya bağımlısı ve fenomeni kızıdır. Damla annesi Şeniz’in küçük bir kopyasıdır. Oldukça havalı bir kız olan Damla hayatın gerçeklerinden de çok uzaktır. Damla çocukluk döneminden beri kuzeni Nedim’i ucube olarak görmüş ve arkadaşlarını hiç bir zaman eve getirmemiştir. Damla büyüdükçe Nedim’e acımaya başlar. Damla en çok da babasının kendileri ile değil Nedim ile ilgilenmesine kızar.Konağın hizmetlisinin oğlu Civan ile tutuğunu koparan ve dişli bir kız olan Damla arasında bir yakınlaşma olacaktır.
Deniz Uğur (Seher) Deniz Uğur 1974 Ankara doğumludur ve 46 yaşının içindedir. SAdece dizi oyuncusu olmayan Deniz Uğur aynı zamanda senaryo yazasu ve dublaj sanatçısı olarak da tanınır. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunu olan Deniz Uğur uzun yıllar Bale ile ilgilenmiştir. Yıldız Kenter ve Haldun Dormen gibi büyük tiyatrolarda görev almıştır. Son olarak İnsanlık Suçu dizisinde Emel karakterine hayat vermiş ama dizi tutmamıştır. Deniz Uğur son dönerlerde Kırgın Çiçekler dizisinde sonradan dahil olmuştur ve diziye çok katkı sağlamıştır. Aşk Zamanı, Umutsuz Ev Kadınları ve Adını Feriha Koydum Emir’in Yolu dizileri kariyerinin en başarılı dizileridir.
Seher sevgi dolu güçlü bir annedir. Eşi vefat ettikten sonra kayınvalidesi, iki kızı ve oğlu ile beraber yaşamaya devam etmiştir. Hayattan çocuklarının sağlıkları ve mutluluklarından başka bir şey beklemeyen Seher babasız çocuk büyüttüğü iç,n çocuklarını her şeyden sakınır; ancak İstanbul’a gelmek zorunda kalan Seher’i hayat evlatları üzerinden sınayacaktır. Seher konakta yeni işe başlayan hizmetlidir. Seher çocukları ile Agah beyin hizmetine girer ve yalının müştemilatında kalır.
İdris Nebi Taşkan(Civan) İdris Nebi TaşkanArkadaşlar İyidir dizisinde hayat verdiği Eren karakteri ile izleyicinin merakını uyandırmış yetenekli bir oyuncudur. Dizinin başladığı dönemlerde Google aramasında ilk sıralarda yer alan yetenekli oyuncu Fazilet Hanım ve Kızları dizisi ile de sadece Türkiye’nin değil dizinin yayınlandığı tüm ülkelerin en çok merak ettiği oyuncuların başında yer almıştır. 1997 İstanbul Beyoğlu doğumlu olan İdris Nebi Taşkan daha 22 yaşında kariyerinin zirvesindedir.
Civan Seher’in 19 yaşında ki bitirim, bıçkın delikanlı ve sorumluluk sahibi oğludur. Civan son çocuk olduğu için annesi ve babaannesinin göz bebeğidir. Babasının ölmesinden sonra evin erkeği sorumluluğunu üstüne alan Civan Okuldan sonra hem kahvede hem de tamirhanede çalışmış ve eve para getirmiştir. Serserilik yapmayan kızlar ile hiç ilgisi olmayan Civan zorda olsa liseyi bitirmiştir ve aklında üniversite yoktur. İstanbul’da çalışıp para kazanmayı düşünen Civan için İstanbul’un farklı planları vardır.
Sera Kutlubey(Cemre) Sera Kutlubey 1994 İstanbul doğumlu 25 yaşında güzeller güzeli yetenekli bir dizi oyuncusudur. Haliç Üniversitesinde Tiyatro eğitimi alan güzel oyuncu 2016 yılında yer aldığı Kehribar dizisi ile çok beğenilmiştir. Son olarak ise Kanal D de izlenme rekorları kıran İsimsizler dizisinde Seher karakteri ile yer almıştır. Sera Kutlubey 52 kg ve 167 cm boyundadır.
Cemre Seher’in güzeller güzeli büyük kızıdır. Hemşirelik eğitimi alan Cemre kendi istediği için değil hemen para kazanmak ve ailesini geçindirmek zorunda olduğu için Hemşirelik eğitimi almıştır. Güzelliği ile her zaman dikkat çeken Cemre annesini üzmemek için her zaman sert tavırları ile erkekleri kendinden uzak tutmayı başarmıştır. Cemre Agah beyin köşkünde Nedim’in özel hemşiresi olarak işe başlar ve Nedim’in Şeniz tarafından bu hale getirildiğini anlar. Cemre İstanbul’da aşık olacaktır.
Bahar Şahin (Ceren) Bahar Şahin 1997 yılının mayıs ayında Artvin’de dünyaya gelmiştir. Zalim İStanbul hikayesinin Artvinde geçmesi Bahar Şahin için de Nostajik olacaktır; zira memleketinin hikayesini anlatan bir dizide yer alacaktır. Son olarak Lise Devriyesi dizisine kadın başrol olarak yer almıştır. Bahar Şahin 2018 de Kayıtdışı dizisinde de başrol de yer alsa da dizi tutmamıştır. O Hayat Benim dizisinde canlandırdığı Müge karakteri ile tanınmıştır.
Ceren aklı bir karış havada zengin bir koca bulmaya çalışan ve işi gücü dümen çevirmek olan Seher’in küçük kızıdır. Güzelliğinin farkında olan Ceren güzelliğini ve çekiciliğini kullanarak her istediğini elde eder. Daha 20 yaşında olan Ceren karda yürüyüp izini belli etmeyen bir karakteri vardır. Ailesine manevi bir bağı olmayan Ceren hedeflerine ulaşmak ve hayalinde hayatı yaşayabilmek için gerekirse tüm ailesini satabilecek bir karakteri vardır. Cenk’e aşık olan Ceren Cenk ile evlenip Karaçay ailesinin lüks hayatını yaşamak ister ama bu hedefine beklediği kadar kolay ulaşamayacaktır. Babaannesi Ceren’i Karaçaylara para karşılığı Nedim ile evlenmesi için satar ama Ceren Cenk ile evleneceğini düşünmektedir.
Ayşen Sezerel (Neriman) 1966 da İstanbul’da dünyaya gelen Ayşen Sezerel şuanda 53 yaşındadır. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro mezunlarından olan Ayşen Sezerel son dönemde Umutsuz Ev Kadınları ve Ne Münasebet dizileri ile başarıyı yakalamıştır. Türkiye’nin önde gelen tiyatro oyuncularındandır. Hayat Sevince Güzel de hayat verdiği Hatice Soylu karakteri de çok sevilmiştir. Zalim İstanbul dizisinde de havalı bir kadına hayat verecektir.
Neriman Seher’in kaynanası çocukların da babaannesidir. Paragöz bir kadındır. Karaçaylar’a kız vererek kısa yoldan zengin olmak ister. Neriman gelini ve torunları ile Artvin’den İstanbul’a gelir.
Gamze Demirbilek (Zalim İstanbul Nurten) 1968 doğumlu olan Gamze Demirbilek Ankara Üniversitesi tiyatro mezunudur. Sob dönemde Siyah Beyaz aşk, Hayat Şarkısı ve Baba Candır gibi çok önemli yapımlarda önemli rollerde yer almıştır. Hayat Şarkısı dizisinde hayat verdiği Hatice karakteri ile çok sevilmiştir.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.06.20 23:05 fragmanlife Afilli Ask Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri

Afilli Ask Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri Afilli Aşk dizisi ilk bölümü ile 12 haziran 2019 çarşamba akşamı 20:00’da Kanal D ekranlarında izleyicisi ile buluşacak. ARC Yapım tarafından Kanal D için hazırlanan Afili Aşk dizisi için geri sayım başladı. Çağlar Ertuğrul ve Burcu Özberk’in başrollerini oynayacağı dizinin yapımcılığını Fatih Enes Ömeroğlu üstlenirken Serdar Gözelekli yönetmen koltuğunda oturacak. Dizinin senaryosunu ise Barış Erdoğan ve İlker Arslan yazacak.
Afilli Aşk Konusu Ayşe’nin biri hayırsız diğeri de çıkarcı ve kabadayı iki abisi vardır. Abilerinin istemediği bir adam ile evlendirmek istedikleri Ayşe sevgilisi Berk ile evlenmek ister ama Berk’te Ayşe’nin abilerinden ve evlilikten korkar ve mahalleyi terk ederek kaybolur. Ayşe işçi olarak çalıştığı fabrika sahibinin de isteği ile bir oyuna kalkışır ve patronun oğlu ile zorla evlenir. Patronun oğlu Kerem ise babası tarafından hiç bir zaman takdir edilmese de tekstil fabrikası sahibi Yiğit’er ailesinin zengin ve yakışıklı oğludur. Ayşe Yılmaz’ın etrafındakilerden sürekli darbeler yemesi ve bunun neticesinde daha güçlü bir kadın olmasına şahit olacağız. Kerem ile evlenen Ayşe Yılmaz’ın hayatı biraz daha renklenecektir.
Afilli Aşk Oyuncuları Burcu Özberk (Ayşe Yılmaz) Güneşin Kızları dizisinde Nazlı Yılmaz karakterini oynayan Burcu Özberk 12 Aralık 1989 yılında Eskişehir de dünyaya gelmiştir. 29 yaşındaki genç yetenek Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun olmuştur. İlk dizi deneyimi Muhteşem Yüzyıl’da Hurcihan Sultan karakteri olmuştur. Buradaki performansı seyirciden tam not almıştır. Aynı zamanda tiyatro oyunculuğu da yapan güzel oyuncu Badem Şekeri film serisinde rol almıştır. Son olarak Aslan Aşlem dizisinde boy göstermiştir. Hangi Yaz Dizisi Devam Edecek? Hangisi Final Yapacak? (Anket) Hangi Yaz Dizisi Devam Edecek? Hangisi Final Yapacak? (Anket)
Ayşe hayatın zorlukları içinde büyüyen, büyük bir tekstil fabrikasında işçi olarak çalışan güzeller güzeli bir kızdır. Ayşe abilerinin baskısı sebebiyle zorla istemediği bir adam ile sadece zengin diye evlendirilmek istenir ve psikolojik bir bulanıma girer. Ayşe sevgilisi Berk ile evlilik hayali kurarken sevdiği adamın en yakın arkadaşıyla aşk yaşadığını öğrenir ve şok olur. Ayşe iyi bir birey olabilmek için mücadele verirken çaresiz kalır ve patronunun oğlu Kerem’e iftira atar. Ayşe’nin oyunu ile Berk ve Kerem evlenmek zorunda kalır.
Çağlar Ertuğrul (Kerem Yiğiter) Fazilet Hanım ve Kızları dizisinin Yağız’ı Çağlar Ertuğrul; 5 Kasım 1987 yılında İzmir Karşıyaka da dünyaya geldi. Koç Üniversitesi Makine bölümünden mezun olan yakışıklı oyuncu üniversitenin tiyatro bölümüne girerek ilk tiyatro deneyimini yaşamıştır. 3 Mota sanat Atölyesinde modern oyunculuk dersleri alan Çağlar Ertuğrul reklam filmlerinde rol almıştır. Boynu Bükükler, Kurt Seyit ve Şura, Beyaz Karanfil gibi dizilerde oynayan genç oyuncu Dağ 1 ve Dağ 2 sinema filmlerinde de başarılı bir oyunculuk sergilemiştir.
Kerem tekstil fabrikaları sahibi Yiğiter ailesinin yenilikçi ve sanatçı ruhlu olduğu kadar yakışıklı ve çapkın olan oğullarıdır. Babası her zaman Kerem’i aklı beş karış havada olarak değerlendirse de Kerem’in getirdiği yeni stil Yiğit’er ailesinin işlerine sınıf atlatır; ancak Kerem bir iftiraya kurban gider ve şirketin fabrikalarından birinde çalışan Ayşe Yılmaz ile zorla evlenmek zorunda kalır. Kerem üzdüğü bir kız arkadaşının intihar etmesinden sonra değişmeye karar vermişken başına gelmeyen kalmaz.
Yılmaz Kunt (Berk) 19 Kasım 1994 yılında Ankara da dünyaya geldi. Aslen Adanalı olan Yılmaz Kunt varlıklı bir ailenin çocuğudur. Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. 2015 yılında yapılan Best Of Turkey yarışmasında birincilik elde eden Yılmaz Kunt’ın Avrupa ve Dünya modellik yarışmalarında da birinciliği vardır. Bir süre daha modellik yapan Yılmaz daha sonra oyunculuğa atılmıştır. Sev Yeter dizisi ile dizilere giriş yapan Yılmaz Kunt Bahtiyar Ölmez dizisinde Ömer karakterini oynamıştır.
Berk 20’li yaşlarında yakışıklı, hoş, kibar, centilmen biridir. Dişçi bir babanın ve mimar bir ailenin biricik oğludur. İyi bir eğitim almış iyi yetiştirilmiş biri olan Berk, hayat koşulları farklı olsa da Ayşe’yi sevmiştir.
Berk Ayşe’nin sevgilisiyken Ayşe’nin beni kaçır abilerim beni başkasına verecek demesi üzerine Ayşe’den kaçan güvenilmez bir adamdır. Sonradan Ayşe’yi en yakın arkadaşıyla aldatan Berk yakışıklı, kibar ve centilmen bir adamdır. Babası dişçi annesi mimar olan Berk zengin bir ailede bulunsa da Ayşe’yi sevmiş ama onunla evlenmeyi göze alamamıştır.
Benian Dönmez(Melehat) Deneyimli bir tiyatro oyuncusu olan Benian Dönmez 3 Mart 1965 Ankara doğumludur. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü mezunudur. Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz(Mübeccel), Aslan Ailem(Hatice Aslan) gibi dizilerde rol aldı. Çok sayıda tiyatro oyunu bulunuyor. 50 yaşında olan Melahat eşini kaybettikten sonra büyük oğlu Rıza’yı evin erkeği olarak görmüş ve oğlu Rıza’nın sözünden çıkmamıştır. Alzheimer hastası olan Melahat çok unutkandır; Melehat’in unutmadığı tek şey televizyon dizileridir.
Taner Rumeli (Rıza) 8 Nisan 1985 yılında Ankara da doğdu. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakultesi Tiyatro Bölümü mezunudur. İnadına Aşk dizisinde Toprak Barutçu karakterini oynamış son olarak Kalbimin Sultanı dizisinde Musa Ağa karakterini oynamıştır. 34 yaşındaki oyuncu çok sayıda film ve dizide rol almıştır. Rıza, Ayşe’nin despot, dediğim dedik ve kabadayı abisidir. Mahallenin kahvecisi olan Rıza aynı zaman da mahallelinin de abisidir. Hapse girmiş şartlı tahliye ile çıkmıştır. Dünyayı kız kardeşi Ayşe için çok tehlikeli bir yer olarak gördüğü için aşırı korumacı bir tavır sergiler. Bu da Ayşe’yi çok sıkar. 30 yaşında olan Rıza kardeşlerini korumak için hapse girmekten bile çekinmez.
Beril Pozam (Nazmiye) Beril Pozam sahne teknisyeni ve tiyatro oyuncusudur. İlk ciddi ekran deneyimi Afilli Aşk dizisinde olacaktı.r Daha önce bir çok tiyatro oyununda oyunculuk deneyimi kazanmıştır.
Nazmiye Rıza’nın eşidir. Fitne bir yengedir. Ayşe’yi çekemez. Rıza’yı da Nazmiye yönetir. Zengin olma hayalleri kuran bir kadındır. Bir kızı vardır.
Uğur Uzunel (Erkut) 12 Kasım 1988 yılında İzmir de doğdu. Küçük yaşlardan beri tiyatroya olan ilgisi onun Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Oyunculuk Anasanat Dalında okumasını sağlamıştır. 1.80 boyunda 70 kg ağırlığındadır. Şeref Meselesi, Evdeki Yabancılar, El Yazısı, Ferah Feza, Kumdan Kale ve Ağır Roman Yeni Dünya dizi ve filmlerinde rol almıştır. Aşk ve Mai dizisinde İsmet karakteri ile çok sevilmiştir.
Erkut 29 yaşındadır ve Ayşe’nin küçük abisidir. Tam bir serseri olan Erkut kimseye faydası dokunmayan kardeşi Ayşe’nin maaşıyla asalak gibi geçinen bir adamdır. Bir gün zengin olacağına inan Erkut paraya çok değer verir.
Altan Erkekli(Muhsin Yiğiter) 18 Ocak 1955 yılında İstanbul da dünyaya geldi. Vizontele, Anlat İstanbul gibi bir çok ünlü yapımda rol aldı. Ankara Üniversitesi Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden mezun olan Altan Erkekli 2000 yılında kadar üniverisitede öğretim görevlisi olarak çalıştı. Ardından Yılmaz Erdoğan ve Demet Akbağ’ın bulunduğu BKM’ ye dahil oldu. Bir çok dizi ve filmde rol alan usta oyuncu evli ve 3 çocuk babasıdır.
Muhsin Yiğiter, Kerem’in babasıdır. Küçük bir ticarete küçük bir dükkanla başlamış, sonrasında online ticaret yapan bir moda sitesinin sahibi olmuştur. Gözü kara, iyi yürekli ve dürüst bir adam olan Muhsin’in tek derdi oğlu Kerem’dir.
Neşe Baykent(Yelda Yiğiter) Kara Sevda dizisinde Vildan olarak tanıdığımız Neşe Baykent 2 Haziran 1975 yılında İzmir de dünyaya gelmiştir. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olmuştur. Oyunculuğa 1988 yılında Keşanlı Ali Destanı ile başlamıştır. Son olarak Şahin Tepesi dizisinde rol almıştır. Ayrıca önemli bir tiyatro oyuncusudur.
Yelda 40 yaşında eski manken olan güzel bir kadındır. Muhsin’in ikinci eşi olan Yelda Muhsin ile evlenince mankenliği bırakmıştır. Kendisi hiç bir zaman tam bir sosyete olamadığı için oğlu Kerem’in sosyetenin içinde olmasını çok istemektedir. Bu nedenle de onu havalı yetiştirmiştir.
Ozan Dağgez (Samet Yiğiter) Ozan Dağgez 16 Ekim 1982 doğumludur ve 37 yaşındadır. Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu olan Ozan Dağgez son olarak Halka dizisi kadrosunda yer aldı Daha önce günlük dizi olan Alın Yazım’da yer aldı ve Yiğit karakterine hayat verdi. Daha önce de Muhteşem Yüzyıl dizisinde Süleyman Çelebi karakterine hayat vermiştir. Samet Kerem’in baba bir anne ayrı abisidir. 30 yaşında olan Samet saf ve temiz bir adamdır. Çok fazla sosyete ile ilgisi yoktur; Sultanhamam’daki dükkanı işletmektedir. Tam bir mahalle esnafı olan Samet bir çok yönden babası Muhsin’e benzese de onun gibi cesur bir adam değildir. gibidir. Samet yeni fikirlere kapalıdır; tek amacı var olanı korumadır.
Asena Tuğal (Hülya Yiğiter) 1 Ocak 1984 yılında İstanbul da dünyaya geldi. TGRT, Kanal D ve Show TV ‘de muhabir olarak çalışan Asena 2006 yılında Miss Turkey de 4. seçildi. Spora olan düşkünlüğü ile tanınan Asena’nın kürek dalında dereceleri vardır. Aynı zamanda tekvando siyah kuşak sahibidir. Bir çok dizide rol alan Asena son olarak Lise Devriyesi’nde Seda Sancak karakterini oynamıştır. Hülya 30’lu yaşlarda güzel bir kadındır. Samet’in eşi olan Hülya sosyete girmek için görgüsüzce takıp takıştırsa da hala sosyeteye girebilmiş değildir. Baskın bir eştir; kocasını yönetmeye çalışır ve her yaptığını eleştirir. Yelda ile aynı evde yaşadığı için ondan karakter anlamında etkilenmiştir. Şirketin yönetiminde eşi üzerinden etkili olmak ister. Hülya amaçlarına ulaşmak için gözünü budaktan sakınmaz.
Serkay Tütüncü(Volkan Çekerek) Sertaç Survivor 2016 yarışmasında Gönüllüler Takımında yarışan Serkay 7 Şubat 1991 yılında İzmir de dünyaya geldi. Aynı zamanda amatör bir futbolcu olan Serkay 28 yaşındadır. 1,78 boyunda ve 76 kg ağırlığındaki Serkay Tütüncü Para Bende isimli yarışmayı Yunus Günçe ve Mehmet Özyay ile birlikte sunmuştur. Volkan 25 yaşında Kerem’in yakın arkadaşı ve suç ortağıdır. İyimser ve rahat bir tip olan Volkan Kerem ile liseden beri arkadaştır. Çalışmayı değil dinlenmeyi seven Volkan zora gelemez. Utanmaz da bir tip olan Volkan rezil olmak nedir bilmez. Rezillikleri deneyim olarak görür. Volkan’ın en büyük hayali ise kendi kahve dükkanını açmaktır.
Güzide Arslan (Gonca Durmaz) 1 Ekim 1992 yılında Ankara da doğdu. Haliç Üniversitesi Konservatuvar Bölümü mezunudur. Oyunculuğa Arka Sokakalar dizisiyle başlangıç yapan Güzide Arslan Payitaht Abdülhamit dizisinde Dilşad karakterini oynadı. Birçok tiyatro eserinde rol almıştır. 25 yaşında olan Gonca Ayşe’nin iş yerinden yakın arkadaşıdır. Ayşe’nin akıl hocası olan Gonca bakımlı ve bencil bir kızdır. Gözü yükseklerde olan Gonca Ayşe’nin de kötü kaderini kabul etmemesini ister ve Ayşe’nin kaderini değiştirir.
Umutcan Ütebay(Sabri) 1994 doğumlu Umutcan tiyatro oyuncusudur.
Sabri mahallenin zengin gençlerinden biridir. Rıza Sabri’yi m ahallenin ortasında dövmüştür; ama Sabri’nin Ayşe’ye aşkı hiç azalmamıştır. Savri Ayşe ile evlenmek için Ayşe’nin küçük abisi Erkut’a para sözü verir.
Zeynep Tuğçe Bayat (Ceyda ) Gönülçelen dizisinde Nevra karakteriyle ünlenen Zeynep Tuğçe 8 Şubat 1990 yılında Mersin de dünyaya geldi. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İspanya ya giderek burada oyunculuk eğitimi almıştır. Turkcell reklamlarının tanıtım yüzü olarak oynamıştır. İlk oyunculuk deneyimi 2007 yılında Arka Sıradakiler olmuştur. Yıldız Masalı dizisiyle herkesin tanıdığı bir oyuncu olmuştur. Ceyda 25 yaşında güzel, başarılı ve hırslı bir kızdır. Çocukluğundan beri Kerem’e aşık olan Ceyda belli etmese de Kerem ile evlenmek en büyük hayalidir. Kerem’in kendini fark etmesini bekleyen Ceyda havalı tavırları ile Yelda’nın favori gelinidir.
Hira Su Yıldız (Buse Yılmaz) Hira Su Yılız ilk olarak Vurgun dizisi Eylül karakterine hayat vermiş ve çok sevilmiştir.
Buse Ayşe’nin yeğenidir abisi Rıza ve Nazmiye’nin kızıdır. Buse 4 yaşında olan ve daha okula başlamayan dünyalar tatlısı bir çocuktur.
Banu İnan(Nermin Horoz) Sabri’nin annesidir. Akıllı bir kadındır.
Vural Ceylan (Kadir Horoz) Kadir Sabri’nin tuhafiye dükkanları sahibi babasıdır. Zengin bir adamdır. Zamanında mahallede Rıza ile sağlam bir kavga etmişlerdir. Aslında güvenilmez bir adamdır.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


Siyahi adam ve beyaz kadın Siyah ve Beyaz Yarışması! 24 Saat Boyunca Aynı Renk Her ... Semfri kat kadın bahar sonbahar temel ceket takım elbise ... Siyah Beyaz Düşünceler - Kadın Ve Erkek Siyah Beyaz Aşk 18. Bölüm - YouTube Siyah Beyaz Aşk 1. Bölüm - YouTube

Son Dakika Siyah Beyaz Haber ve Güncel Gelişmeler

  1. Siyahi adam ve beyaz kadın
  2. Siyah ve Beyaz Yarışması! 24 Saat Boyunca Aynı Renk Her ...
  3. Semfri kat kadın bahar sonbahar temel ceket takım elbise ...
  4. Siyah Beyaz Düşünceler - Kadın Ve Erkek
  5. Siyah Beyaz Aşk 18. Bölüm - YouTube
  6. Siyah Beyaz Aşk 1. Bölüm - YouTube

Siyah Beyaz Aşk 1. Bölümde tetikçi Ferhat, bir hata sonucu doktor Aslı'yı kaçırıyor; bu olay ikisinin de hayatını kökünden değiştiriyor! Hikaye ve Künye Erke... Hiçbir iddiam ve büyüklüğüm yok. Hakikat ışığında sadece iç dünyamı ve düşüncelerimi sizlerle paylaşıyorum. Bugünkü konumuz, 'kadın ve erkek' ~ Semfri kat kadın bahar sonbahar temel ceket takım elbise siyah ve beyaz kadın tabanı ekose ceket takım elbise zarif üst 2020 ince Streetwear Buy Now : http... Kanala abone olun: https://www.youtube.com/channel/UCS6GaulyWycbTRKHbppwALw?sub_confirmation=1 Yala, Isır ya da Sür Yiyecek Yarışması! : https://youtu.be/rYI... Siyah Beyaz Aşk 18. Bölümde Aslı ile Özgür kaçırılıyor; herkesi büyük bir tehlike bekliyor! Namık Emirhan, Aslı’yı öldürtmekte kararlıdır. Bunu yapması için ... Bu yüksek tansiyondaki durumda kadın, birinci sınıfta ve o adamdan uzak uçabileceğinden tatmin olmuş, hostesin dönmesini bekliyordu. Birkaç dakika sonra geri gelen hostes, kadına: